4. Hukuk Dairesi 2025/5897 E. , 2025/17216 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/346 E., 2019/604 K. Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve dahili davalı .…
4. Hukuk Dairesi 2025/5897 E. , 2025/17216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/346 E., 2019/604 K. Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada, davacı vekili; davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu halk otobüsünün, davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kazada davacının ağır biçimde yaralandığını, kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davacının tedavi gideri yaptığını ve tedavisinin hala sürdüğünü, davalı sigortacıya başvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 08.04.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 59.410,00 TL'ye yükseltmiştir. Birleşen davada, davacı vekili; asıl davaya konu kaza nedeniyle davacının maluliyete uğradığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini, ayrıca uğradığı cismani zarar nedeniyle manevi zarara da uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı sigortacı sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla 25.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 04.09.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 301.028,20 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ....... ve ... vekili, kazada davalı sürücüye atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kırmızı ışıkta geçen davacının kazada asli kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak zarardan sorumlu olduklarını, davacının zararı ispat etmesi gerektiğini, ... tarafından yapılan ödemelerin tazminattan düşülmesi gerektiğini, belgelenebilen tedavi giderlerinden sorumlu olduklarını, kazada sigortalının kusuru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı ... Başkanlığı vekili, davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davada İş Mahkemesi'nin görevli olduğunu, bakım gideri ve iş göremezlik tazminatından sorumlulukları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.10.2014 tarihli ve 2009/129 Esas, 2014/207 Karar sayılı kararıyla; davacının maluliyet tazminatı talebinin kabulü ile 301.028,20 TL'nin (davalı ... poliçe limitiyle sınırlı olarak ve dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle, diğer davalılar ise kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsiline; davacının tedavi gideri talebinin kısmen kabulü ile 57.924,75 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte dahili davalı ...'dan tahsiline, sigorta şirketine yönelik tedavi gideri talebinin reddine; davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 7.000,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ve .... tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, dahili davalı ... Başkanlığı vekili, davalılar ....... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2015/3379 Esas, 2018/574 Karar sayılı ilâmı ile; "....Davacının kazadaki yaralanması nedeniyle, tedavi süresi boyunca çalışamadığı ve sonraki dönem için de işgücü kaybına uğradığından bahisle, işgöremezlik tazminatı talep edilmiş; davacının kazadan kaynaklanan 18 aylık işgöremezlik süresi ile %30,2 oranındaki işgücü kaybı için talep edebileceği maddi tazminat, hesap uzmanı bilirkişinin 06.08.2014 tarihli raporuyla hesaplanmış ve mahkeme tarafından da bu rapordaki işgöremezlik tazminatı olan 301.028,20 TL hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bu raporda, davacının gelirinin asgari ücretin 3,79 katı olarak kabulü suretiyle hesaplama yapıldığı; esas alınan gelirin ise davacı tarafın beyanına dayandırıldığı görülmektedir. Davacının gelir araştırması hüküm vermeye yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece; davacının Bağ-kur kayıtlısı ve vergi mükellefi olarak gıda pazarlama işi yaptığı gözetilmek suretiyle, davacının kaza tarihinden önceki Bağ-kur prim ödemelerine ilişkin belgeleri ile aynı şekilde vergi beyannamelerinden eksik kalanların ilgili yerlerden getirtilmesi, bu suretle temin edilen resmi belgelerdeki net kazancı dikkate alınarak tazminat hesabına esas gelirinin belirlenmesi, daha sonra bu gelir üzerinden hesaplama yapılması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3-Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; davacının, ürünlerini pazarladığı şirketten mal alıp kendi işyerine döndüğü sırada davaya konu kazanın meydana geldiği ve davacının yaralanıp maluliyete uğradığı, davacı tanıklarının anlatımları ve dosya kapsamı ile sabittir. Davaya konu kaza nedeniyle ... Başkanlığı tarafından davacıya maluliyet tazminatı ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması ve yapılmış rücuya tabi ödemelerin tazminattan düşülmesi davalı tarafça savunulmuş olmasına rağmen; mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Mahkemenin, ... Başkanlığı tarafından davacıya yapılmış ödeme olup olmadığı hususunda, sadece tedavi giderleri yönünden araştırma yaptığı; maluliyet tazminatı yönünden herhangi bir araştırma yapmadığı görülmektedir. Açıklanan maddi ve hukuksal sebeplere göre, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na müzekkere yazılarak, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kaza sonucu yaralanan davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı; davacıya bağlanan rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; bağlanan gelir rücuya tabi ise, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. 4-Davalı ...'nin, trafik sigortacısı sıfatıyla, meydana gelen zararı poliçe limiti dahilinde gidermekle yükümlü olduğu (hükmün infazında tereddüt oluşmaması bakımından, poliçe limitinin hükümde açıkça yazılması gerekir), ZMMS genel şartlarına göre yargılama giderlerinden de limiti oranında sorumlu olduğu, zarar miktarının poliçe limitini geçmesi halinde sigortacının yargılama giderlerinin tamamından değil, sadece poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumlu olduğu gözetilerek, sigortacının poliçedeki limiti oranında yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken; tüm zarar miktarı üzerinden hesaplanan yargılama giderlerinden diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. 5-Asıl davaya konu edilen tedavi giderleri için hesaplama yapılması bakımından alınan, adli tıp uzmanı bilirkişinin 06.04.2011 tarihli raporunda 59.410,00 TL. tedavi gideri hesaplanmıştır. Mahkeme tarafından, davaya konu kazada davalı sürücünün %75 ve davacının %25 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, tedavi giderleri yönünden anılan raporun hükme esas alınıp kusur oranlarına göre belirleme yapıldığı belirtilmiş olmasına rağmen; bilirkişi tarafından hesaplanan tedavi giderinin davalı tarafın %75 kusuruna denk gelen kısmının 44.557,50 TL. olduğu gözetilmeden 57.924,75 TL. tedavi giderine hükmedilmesi de doğru değildir. 6-Davacı vekili, dava konusu kaza sonucu davacının ağır şekilde yaralanmasından duyulan üzüntü nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece, talebin kısmen kabulüne karar verilerek hükümde belirtilen miktarda manevi tazminata karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi (818 sayılı BK. 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının cismani zarara uğraması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının kazada alt düzeyde ve davalı sürücünün ise asli kusurlu olması, davacının çok uzun süren tedavi süreci ile %30,2 oranında kalıcı maluliyete uğrayacak biçimde yaralanması nedeniyle oluşan zararın ağırlığı hususları gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacı için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan, düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının asıl dosya ve mahkeme dosyası ile birleşen 2011/151 Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu sürekli ve geçici iş gücü kaybı tazminatına yönelik davasının kabulü ile 281.338,21 TL alacağın davalı ... şirketinin 125.000,00 TL sigorta limiti ile sınırlı olarak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalılar yönünden ise 31.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının tedavi giderleri yönünden açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile 44.557,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalı S.G.K.'dan alınarak davacıya verilmesine, davacının tedavi giderleri ile ilgili sigorta şirketine karşı açmış olduğu davasının reddine, davacının manevi tazminata yönelik davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin 31.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve .............dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın tüm davalılar yönünden tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, gelirin düşük kabul edildiğini, tedavi giderinin eksik hesaplandığını, ... yasal hasım olduğundan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, manevi tazminatın düşük olduğunu beyan etmektedir. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesi hükmedilen miktarın davacı tarafa ödendiğini, hatta ödemenin fazla yapıldığını, davalı kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, bulunsa dahi ancak SUT kapsamında olabileceğini, rapora itirazlarının kabul edilmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve dahili davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca dahili davalı ...'dan harç alınmamasına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 24.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.