10. Hukuk Dairesi 2012/14191 E. , 2012/18139 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :108-394 Dava fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 506 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yaşlılık aylığı alanların aylıklarında meydana gelen maaş artışları dikkate alınarak emekli olduğu tarihten dava tarihi arasında ay be ay alınması gereken yaşlılık aylıklarını tespiti ile eksik ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile davalı vakıftan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirti…
**10. Hukuk Dairesi 2012/14191 E. , 2012/18139 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :108-394 Dava fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 506 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yaşlılık aylığı alanların aylıklarında meydana gelen maaş artışları dikkate alınarak emekli olduğu tarihten dava tarihi arasında ay be ay alınması gereken yaşlılık aylıklarını tespiti ile eksik ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile davalı vakıftan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalı Vakıflar Bankası bünyesinde çalışırken 1998 yılında emekli olup, çalışanların davalı Yardım Sandığına zorunlu üye olduğunu, çalışma dönemi sırasında yüksek primler ödediklerini, davalı Vakfın 01.01.2003 tarihinden itibaren vakıf senedi hükümlerine uygun davranmadığını, 506 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığında yapılan artışların kendilerine uygulanmadığını, oysa 506 sayılı Yasa’nın Geçici 20. maddesi uyarınca uygulanması gerektiğini ileri sürerek, bu artışların 2002-2007 yılları arası hesaplanarak taraflarına ödenmesini istemiştir. Mahkemece; davacının SSK'da emsalinin olmadığı, bu nedenle emsal oluşturulması gerektiği, davacı aynı şartlarla SSK'ya tabi olarak kazanmış olduğu geliri kazansa ve davalı vakfa ödemiş olduğu primi SSK'ya ödese nasıl bir emekli maaşı elde edeceği varsayımı ile emsal belirlenmesi yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. 506 sayılı Yasanın Geçici 20. maddesinin (b) bendi "Bu personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlayacak," hükmünü içermekte olup davalı vakıf, mensupları yönünden zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir. Geçici 20. madde, 506 sayılı Yasanın tüm sistemi içinde değerlendirildiğinde, bu madde de sayılan sandıklar bağlı bulundukları kuruluşların personeli hakkında yasal düzenleme alanı içinde Sosyal Sigortalar Kurumunun yüklendiği görevleri, sağladığı hakları o düzeyin altına düşmemek üzere yüklenmiş sandıklar olup, görevleri ve en az yükümlülükleri yasa ile belirlenmiştir.(YİBK 9.3.1983/1-1, RG 23.06.1983/18086). Bu husus, Vakıf Senedinin 4. maddesinde; "Vakfın gayesi: a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesinde üyelerin emeklilik, malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslek hastalıkları hallerinde eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babasının hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları ile temin edilen yardımlardan az olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak..."olarak da açıklanmaktadır. 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine, 25.02.2011 tarih 27857 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 53. maddesi ile, “Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” fıkrasını eklemiştir. Dava da; çözülmesi gereken sorun, vakıf senedi hükümlerine uygun olarak bağlanan ve ödenen aylıkların karşılaştırılmasında esas alınacak olan ve 6111 sayılı Kanunun 53. maddesinde değinilen “muadil miktar”ın ne anlama geldiği hususudur. Yasa koyucu madde gerekçesinde; “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklar tarafından bağlanan aylık ve gelirlerin artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıklara uygulanan artışların söz konusu sandıkların aktüeryal dengelerini bozmasından dolayı, aylık ve gelirlerde yapılacak artışlarda muadil miktar karşılaştırmasının esas alınmasının sağlanması ve bu nedenle doğmuş ve doğacak olan uyuşmazlıkların giderilmesinin amaçlandığını” ifade etmiştir. Maddenin açık hükmü ve gerekçesi gözetildiğinde, vakıf mensubuna, 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bağlanması ve ödenmesi gereken aylık, muadil aylık olarak kabul edilmelidir. Vakıf mensuplarının SSK sigortalılarından daha yüksek prim ödeyerek emekli olmaları, SSK’da vakıf mensupları kadar prim ödeyen kimsenin bulunmaması, SSK sigortalılarının daha düşük prim ödeyerek emekli olmaları vakıf mensubunun SSK’da emsalinin olmayacağı sonucunu doğurmamaktadır. Vakıf mensubunun, tahsis talep tarihi itibariyle yaşı, prim ödeme gün sayısı ve prime esas kazançları (vakıf mensubunun prime esas kazançlarının SSK tavan kazançlarını geçtiği yıllarda ise SSK tavan kazançları) esas alınmak suretiyle, 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca alması gereken aylığın ve aylık artışları da uygulanarak her ay ödenmesi gereken muadil aylığın belirlenmesi, 6111 sayılı Kanunun 53. maddesinin konuluş ruhuna uygun olacaktır. Davacının, 506 sayılı Yasa hükümleri uyarınca hesaplanan aylığına, 2002 yılı sonuna kadar 506 sayılı Kanun Ek 38. maddesinde yer alan, her ay TÜİK tarafından açıklanan bir önceki aya göre kentsel yerler TÜFE değişim oranına göre arttırılması hükmünün uygulanması, 2003 yılında 4784 sayılı Kanun uyarınca 506 sayılı Kanunun Ek 38. maddesine göre Ocak 2003 den itibaren gelir, aylıklarda yapılan artış miktarları toplamını 75,00 YTL’ye tamamlayacak şekilde ve aylık tüketici fiyatları endeksi artış oranındaki miktarların toplamının 75,00 YTL’den düşülmesi suretiyle bulunacak miktar kadar sosyal destek ödemesi ödeme yapılması, 2004 yılında 5073 sayılı Kanun, 2005 yılında 5282 sayılı Kanun, 2006 yılında 5454 sayılı Kanun, 2007 yılında 5565 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenen artış oranları uygulanması gerekmektedir. Bu şekilde dava tarihine kadar olan sürede vakıf mensubu davacının muadil aylıkları belirlenmeli, davacıya vakıf senedi hükümlerine uygun olarak bağlanan ve ödenen aylıklar ay be ay karşılaştırılarak sonuca gidilmelidir. Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, 506 sayılı Kanunda düzenlenen yasal mevzuata uygun olmayan, farazi muadil aylık hesabının yapılması suretiyle sonuca giden bilirkişi raporunun hükme dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 09.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.