10. Hukuk Dairesi 2022/7283 E. , 2023/13480 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/78 E., 2022/760 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2017/60 E., 2021/384 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından tazminat stemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine…
**10. Hukuk Dairesi 2022/7283 E. , 2023/13480 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/78 E., 2022/760 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2017/60 E., 2021/384 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından tazminat stemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı işyerinde 16.05.2014 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin işinin Arçelik fabrikasına yapılan fırın ızgaralarını temizlemek olduğunu, bu işi elle yaptığını, ancak davalı işveren tarafından kendisine asit eldiveni verilmediğini, davacının işini inşaatlarda kullanılan eldivenlerle yaptığını, bu nedenle davacının ellerinde egzama (spongiotik dermatit) hastalığına yakalandığını, davalı işveren tarafından 23.09.2015 tarihinde ellerindeki rahatsızlık nedeniyle davacının iş akdinin sonlandırıldığını, davacının rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğünü ancak iyileşemediğini, SGK tarafından davacının meslek hastalığına yakalandığını ve % 13 oranında maluliyetinin tespit edildiğini, davacının meslek hastalığına yakalanmasının sebebinin davalı işveren tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasından kaynaklandığını, davacının genç yaşına rağmen malul kaldığını belirterek 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın iş göremezlik oranının tespiti tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında alınan 21.06.2021 tarihli hesap raporu üzerine belirli hale gelen maddi tazminat alacağını 139.287,14 TL'ye artırımıştır. II. CEVAP Davalı vekili dilekçesinde özetle; davacının hastalığının sebebinin hiçbir suretle müvekkili işverenden kaynaklanmadığını, davacının çalıştığı kalite bölümünün kimyasal ajanlarla temasın olmadığı, sadece üretimi tamamlanmış ürünlerin kontrol edilip gönderildiği bir kısım olduğunu, davacının hastalığının kontakt dermatit bir maddenin cildi temas etmesi sonucu tahriş etmesi ya da vücutta alerjik reaksiyon oluşturması nedeniyle ortaya çıkacağını, suya temas edilmesinin bile bazı hastalarda hastalığa sebebiyet verebileceğini, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliğine uygun şekilde faaliyet gösteren bir firma olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Kusur yönünden düzenlenen 13.03.2018 ve 09.12.2020 tarihli heyet raporları ile 2017/249 Esas sayılı rücu dava dosyasında aldırılan 24.06.2018 ve 24.10.2018 tarihli bilirkişi raporları birbirlerini teyit eder mahiyette olduğu ve verilen kusur oranlarının belirlenmesinde yapılan değerlendirmenin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılarak davacı sigortalının % 10, davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, Mahkemenin 2017/249 Esas sayılı rücuan tazminat dosyasında aldırılan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 04.02.2019 tarih ve 10/2068 sayılı kararında; adı geçende alerjik kontakt dermatif hastalığının mesleki olduğuna, meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 0 olduğuna, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun raporlarında sigortalının maluliyet oranının % 12,3 olduğuna karar verildiği, bu oran üzerinden ilk gelir peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının belirlendiği, 21.06.2021 günlü hesap bilirkişi raporuna göre davacının % 12,3 maluliyete dayaşı SGK tarafından karşılanmamış maddi zararının 139.287,14 TL olduğu tespit edilmekle bu miktarın maddi tazminat olarak hüküm altına alındığı, ayrıca davacının maddi ve sosyal durumu, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu, davacının yaşı, olaydan duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, acı ve üzüntü dikkate alınarak davacı yararına 20.000,00TL manevi tazminata hükmedildiği ve tazminatlara maluliyetin tespit edildiği tarihi olan 01.10.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte faize hükmedildiği belirtildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili dilekçesinde özetle; malzemenin kimyasal işlemden geçtikten sonra en son davacının çalıştığı birime geldiğini ve kontrolünün yapıldığını, davacının kimyasal malzeme ile doğrudan temas ettiği iddiasının hayali bir iddia olduğunu, bu iddianın hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, 16 ay çalışması boyunca davacının bu şekilde çalıştığının ve buna tahammül ettiğinin kabulünün mantık ile bağdaşmadığını, davacıya atfedilen kusur raporunun basmakalıp ve gerçeğe aykırı olduğunu, SGK Yüksek Sağlık Kurulunun raprounda davacının maluliyetinin sıfır olduğunu bildirdiğini, SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Davacının fiilen çalıştığını ve çalışma gücünü kaybetmediğini, Davacının aktif çalışma yaşamına devam ettiğini, güç kaybına uğramadığından tazminatı gerektirir bir düzeyde malul kalmadığının sabit olduğunu, sadece Adli Tıp raporu ile verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, kararın bozularak kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davacının davalı işyerinde 16.05.2014-23.09.2015 tarihleri arasına çalıştığı, davacının işçi olarak işyerinde fırın ızgaralarını temizleme işinde çalıştığı, bu çalışma esnasına maruz kaldığı kimyasal madde nedeniyle elinde alerjik kontakt dermatit rahatsızlığına bağlı olarak maluliyetinin ortaya çıktığı anlaşılmıştır. YSK tarafından düzenlenen rapor ile davacının maluliyetinin bulunmadığı , ATK 3 İhtisas Kurulu ve ATK 2. Üst Kurulu tarafından davacının maluliyetinin % 12.3 olduğunu belirtilmiş, ilk derece mahkemesince % 12.3 maluliyet oranı hükme esas alınmıştır. SGK tarafından yapılan tahkikat neticesinde meslek hastalığı meydana gelmesinde davalı işyerinde %100 kusurlu olduğu belirlenmiştir. İlk derece Mahkemesince kusura ilişkin alınan 13. 03.2018 tarihli raporda iş yerinde bir takım kimyasal maddeler kullanıldığı, bu maddelerin dermatite neden olabilecek vasıfta olduğu , davacıya yapılan yama testinden nikel sülfata karşı duyarlılık tespit edildiği ve bu rahatsızlığın/ hastalığının işyerinde çalışmaya başladıktan sonra ortaya çıktığı belirlenmiş. Yine 09. 12. 2020 tarihli bilirkişi raporunda , davacının alerji testi yapılmadan çalıştırmaya başlandığı, periyodik sağlık gözetimine tabi tutulmadığı, koruyucu özelliği olan eldiven yerine inşaat eldiveni verildiği maruz kalınan kimyasalların tehlike ve riskleri bu tehlikeli işlerden kaçınma ilkelerine dair eğitim verilmediği belirtilerek, davalının %90 davacının %10 oranında kusurlu olduğu ifade edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu kusur oranı üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Davalı tarafından hükme esas alınan kusur oranına itiraz etmişse de; bilirkişi heyet raporunun ehil ve konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, davalıya izafe edilen kusur oranının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi raporunun tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından dosya kapsamı ile örtüştüğü, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin rapora itibar edilmesinde isabetsizlik yoktur. Mahkemece somut davada usul ve yasaya uygun şekilde Yargıtay 10. ve Kapatılan 21.H.D'lerinin bu tür davalar için itirazın giderilmesine ilişkin belirlediği esas ve usul çerçevesinde ATK 3. İhtisas kurulundan rapor aldırıp, bu rapor ile YSK raporu arasında çelişkinin giderilmesi için ATK 2. Üst Kurulundan rapor aldırarak bu şekilde çelişkiyi giderdiği, Adli Tıp Kurumu mevzuatı gereğince ATK 2. Üst Kurulu raporuna karşı gidilebilecek başka bir mercii olmadığından ve bu kurul tarafından düzenlenen rapor denetime elverişli, dosya kapsamında bulunan önce tüm rapor ve belgeler doğru şekilde değerlendirilerek düzenlenmiş olmakla raporda herhangi bir eksiklik olmadığından mahkemece bu rapora itibar edilerek davalı sigortalının iş kazası sonrası uğradığı maluliyet oranının %12,3 olarak tespitinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır." gerekçeleriyle "Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1.maddesi gereğince esastan reddine" dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle benzer mahiyette kusur oran ve aidiyetinin yerinde olmadığını, davacının kimyasallara doğrudan teması olduğunu gösterir bir delilin dosya içerisinde bulunmadığını, davacıya koruyucu eldiven temin edildiği gibi iş sağlığı ve güvenliği eğitimi de verildiğini, davacının 16 ay doğrudan kimyasala maruz kaldığını iddia etmesine karşın bu süreçte itirazda bulunmayıp akabinde bu davayı açmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sürekli iş göremezlik oranın tespitine dair Yüksek Sağlık Kurulu raporunda %0 tespite karşın Adli Tıp Kurumu raporundaki %12,2 oranına itibarın hatalı olduğunu, tazminatlardan sorumluluğu bulunmayan müvekkili hakkında davanın reddi gerektiğine işaretle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığı neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat sorumluluğu ve miktarının tespiti" açısından meslek hastalığının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın meslek hastalığı olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 14, 16, 19, 20, 21, 95 inci maddeleri, 01.10.2008 yürürlük tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 17 ila 24 üncü maddeleri, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 28.06.1976 gün, 1976/6-4 sayılı Kararı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle sürekli iş göremezlik oranı, kusur oranlarının tespiti ile maddi tazminatın hesabına esas alınan hesap raporunun dosya kapsamıyla, Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına ayrıca davalı tarafça ileri sürülen itirazların Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirilerek gerekçelendirilmiş olmasına göre, temyiz edenin sıfatına, temyiz dilekçesinin içeriği ile temyiz kapsam ve nedenleriyle HMK 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak davalı vekilinin aşağıdaki paragraflarıın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2.Davaya konu olay meslek hastalığı olup meslek hastalığından kaynaklı tazminat davaları için 5510 sayılı Kanun'un 14, 95 inci maddeleri ile 01.10.2008 yürürlük tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 17 ila 24 üncü maddeleri gereğince tespiti gereken oran meslekte kazanma gücü kayıp oranı olup uygulamada sıklıkla karıştırıldığı üzere maluliyet oranı değildir. Meslekte kazanama gücü kayıp oranı kısa vadeli sigorta koluyla ilgili iken maluliyet uzun vadeli sigorta kolu için geçerli bir kavramdır. 3. Bu kapsamda karar içerik ve hüküm kısmında yer alan "maluliyet" ifadelerinin aslen meslek hastalığından kaynaklı "melsekte kazanma gücü kaybı" olarak belirtilmesi gerekirken hatalı niteleme ile anılan ifadelerin kararda belirtilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 4. O halde, temyiz eden davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK'nun 369 uncu maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da re'sen dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmü bozulmalıdır. 5. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Davalı vekilinin temyiz itirazı ile re'sen dikkate alınan hususlar gözetilerek; İlk Derece Mahkemesi kararının karar içerik ve ve hüküm içeriğinde yer alan "maluliyet" kelimelerinin silinerek yerlerine "meslekte kazanma gücü kaybı" kelimelerinin yazılmak suretiyle hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi