5. Hukuk Dairesi 2023/10762 E. , 2024/4097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/961 Esas, 2023/2384 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/521 Esas, 2020/311 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı ida
**5. Hukuk Dairesi 2023/10762 E. , 2024/4097 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/961 Esas, 2023/2384 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/521 Esas, 2020/311 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Manisa ili, Turgutlu ilçesi, Yeniköy Mahallesi, 890 parsel sayılı taşınmazın 1.950,84 m2lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden, acele kamulaştırma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle tespit ve depo edilen fark bedelin karar kesinleştiğinde davalı tarafa ödenmek üzere üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına, acele el koyma bedeline 23.09.2019 tarihinden 12.03.2020 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik verilerden uzak yetersiz olup hükme esas alınamayacağını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, hesaplama yapılırken kapitalizasyon faiz oranının % 4 alınmasının doğru olmadığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2019 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin hesaplama yapılırken dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, üretim giderlerinin kalem kalem açıklanması gerekirken açıklanmadığını, hesaplamaya dahil edilmemesi gereken giderlerin üretim masrafı olarak gösterilmiş olmasının doğru olmadığını, brüt gelirin hemen hemen yarısı oranında brüt gider belirlenmesi suretiyle kamulaştırma bedelinin eksik hesaplandığını, objektif değer artışı uygulanmamış olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısma yönelik değer azalışı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazları karşılanmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kapama bağ niteliğindeki dava konusu taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden hesaplama yapılırken değerlendirme yılı olan 2019 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin esas alınması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2018 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin dikkate alınmış olmasının doğru olmadığı, maliyet cetveline göre üretim giderinin brüt gelirin % 50'sine yakın olup bu hali ile ekonomik tarımdan söz edilemeyeceği, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeden Yargıtay denetiminden geçen dosyalarda % 50 objektif değer artışı uygulandığı dikkate alındığında objektif değer artışı uygulanmamış olmasının doğru olmadığı, tüm bu hususlar gözetilerek yeniden hesaplama yapıldığında, taşınmazın toplam kamulaştırma bedelinin 243.855,00 TL olarak tespit edildiği, fark kamulaştırma bedelinin davacı idarece depo edildiği; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; ayrıca davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle tespit ve depo edilen fark bedele faiz işletilmesi gerekirken, faizin acele kamulaştırma bedeline işletilmiş, fark kamulaştırma bedeline işletilmemiş olmasının doğru görülmediği, Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı iptal kararıyla, 2942 sayılı Kanun'un 7139 sayılı Kanun'la değişik 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan; “... idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere ...” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan; “... idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine ...” ibaresi iptal edilmiş olmakla; İlk Derece Mahkemesince nemalandırılmasına karar verilen 6.827,94 TL ile Daire tarafından depo ettirilen fark kamulaştırma bedeline karar tarihine kadar faiz işletilerek işlemiş tüm nemalarıyla birlikte davalı tarafa derhal ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; net gelir metoduna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken ürün verim miktarının ve ürün satış bedelinin yüksek, üretim masraflarının ise düşük alınmasının doğru olmadığını, % 50 olarak belirlenen objektif değer artış oranının makul olmadığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortalama verim üzerinden hesaplama yapılmış olmasının doğru olmadığını, verimin ortalamanın üzerinde alınması gerektiğini, yüksek enflasyon karşısında tespit olunan kamulaştırma bedelinin aşırı oranda değer kaybettiğini, yüksek enflasyon karşısında % 9 oranında işletilen yasal faizin değer kaybını önlemeye yetmediğini, objektif değer artışı oranının hakkaniyete aykırı olarak düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci ve 12 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Sulu kapama bağ niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda Turgutlu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün veri cetveli esas alınarak verim ve masraflar yönünden hesaplama yapılması uygun görülmüştür. 4. Dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artış oranı yerindedir. 5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 6. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalı vekilinin 28.07.2023 tarihli temyiz dilekçesindeki talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun “Onama Kararı ve görüşüne” katılmıyorum. 02.04.2024