T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET ESAS NO : 2022/953 Esas KARAR NO: 2025/708 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 01/12/2022 KARAR TARİHİ: 15/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Bilirkişi heyetinde yer alan hiçbir bilirkişinin ---------hukuku kapsamında çalışması olmadığını, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik b…
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET ESAS NO : 2022/953 Esas KARAR NO: 2025/708 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 01/12/2022 KARAR TARİHİ: 15/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Bilirkişi heyetinde yer alan hiçbir bilirkişinin ---------hukuku kapsamında çalışması olmadığını, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olmadığını; çözümü hakimlik mesleği kapsamında olan hukuki konularda yapılan yorum ve değerlendirmelerin HMK m. 266 vd. gereği hukuka aykırı olduğunu; ------ ihlal tespitinin kesinleşmesi kararın, huzurdaki dava için bir ön koşul olmadığını; bilirkişi raporunda taahhüdün niteliği ve koşullarının yasaya uygun olarak değerlendirilmemiş olduğunu; --- soruşturmasında açıkça -----------ihlaline ilişkin bulgulara ulaşılmış olup, davalının hâkim durumunu kötüye kullandığı ve davacıyı dışladığına ilişkin delillerin görmezden gelinemeyeceğini; Davaya konu ----------soruşturmasının, hâkim durumda bulunan ------- sergilediği dışlayıcı davranışları, bu davranışların nasıl rekabetçi endişelere yol açtığını ve taahhütler ile nasıl giderilebileceğini açıkça ortaya koymasına rağmen bilirkişi raporunun yalnızca taahhüdün varlığına dayanarak bu hususları göz ardı ettiğini; -------kararına karşı iptal davası açılmamış olmasının, davalı aleyhine yorumlanmasının hiçbir hukuki dayanağa sahip olmadığını; zarara ilişkin bir tespit bulunmadığı yönündeki ifadelerin de hukuka aykırı olduğunu; ------ soruşturma dosyasındaki tüm bulguların, davacı ürünlerinin dışlandığını ve çok büyük bir zarara uğradığını açıkça ortaya koyduğunu; ------- -----------ihlali niteliğindeki davranışları sonucu geleneksel kanalın kendisine kapanması nedeniyle zarara uğradığını ve bu zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı bulunduğunu; bilirkişi raporundaki aksi yöndeki değerlendirmelerin herhangi bir dayanağı bulunmadığını ileri sürerek itiraz etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davalının en güçlü dayanağı olan ---------soruşturma dosyasının bilirkişilerce incelediğini ve bu inceleme sonucunda herhangi bir ---------ihlali tespit edilmediğini; aksine dosyada ---- lehine pek çok veri bulunduğunu; ---- sahada yaptığı denetimlerde ihlal tespitine yol açabilecek herhangi bir somut veriye ulaşamadığını; bu davanın TTK hükümlerine göre değil, ---maddelerine dayanarak açıldığını; ---- dayalı tazminat davalarında ---- ihlal tespiti içeren kesinleşmiş bir kararının bulunması gerektiğini, ancak mevcut dosyada böyle bir kararın olmadığını; ------- --------ihlali gerçekleştirdiğinin kabul edilebilmesi için öncelikle pazardaki hakim durumunun tespit edilmesi gerektiğini, ancak soruşturma dosyasında böyle bir tespitin de yapılmadığını; ---------, Kanunda kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde ilgili pazar tanımlaması, pazar payı analizi ve giriş engelleri incelemesi yapmadan böyle bir tespit ortaya koyamayacağını; davacı şirketin zarar iddiaları ile davalı ----- eylemleri arasında bir illiyet bağının kurulamadığını; mahkeme aksi kanaate ulaşsa dahi, davacı şirketin zarara uğradığını somut şekilde kanıtlayamadığını ve yoksun kalındığı iddia edilen satış gelirlerinin davalı şirkete geçtiğine dair herhangi bir sonuca ulaşılamadığını; sonuç olarak, davalının --------ihlali iddialarının ve zarar iddialarının hukuki temelden yoksun olduğunu beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: dava dilekçesi’ndeki tazminat talepleri arasında bir çelişki bulunmadığını, harçta eksiklik bulunmadığını, mevcut davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi usule ve yasaya uygun olduğunu, dava konusuna ilişkin gerekçeli -------kurulu kararı tebliğ edildiğini ve huzurdaki davanın devamı için ------- taahhüt kararı’nın kesinleşmesi gerekli olmadığını, --------- ve soruşturma dosyası -------davranışlarının hukuka aykırı olduğuna dair kuvvetli delil teşkil ettiğini ancak bu konuda nihai değerlendirme mahkeme tarafından yapılacağından, kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasında herhangi hukuki fayda bulunmadığını, cevap dilekçesinde --------- kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması için emsal olarak gösterilen----- kararlarının hiçbiri taahhütlerin kabulüne ilişkin kurul kararlarına dair değerlendirme içermediğini ve somut olay bakımından kesinlikle uygulanabilir olmadığını, ----- gönüllü olarak sunduğu taahhütlerin kabulüne ilişkin ---- iptalini istemekte hukuki yararı bulunmadığını, -------kurulu’nun taraf taahhütlerini kabul etmesi ile sonuçlanan süreçler sonrasında tazminat davası açılamayacağının kabulü mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olacaktır ve taahhüt ile de-minimis kurumlarının 4054 sayılı kanun’a eklenmesi öncesinde tesis edilen yargıtay kararları huzurdaki dava bakımından uygulanabilir olmadığını, 2020 yılında 7246 sayılı kanun ile 4054 sayılı kanun’da yapılan değişiklik sonrasında türk -----hukukuna kazandırılan taahhüt ve de-minimis kurumlarının işletildiği durumlarda, mevzuat değişikliği öncesinde tesis edilen yargıtay kararlarının uygulanması kesin olarak hukuka aykırı olacağını, taahhüt kararlarının taahhütleri kabul edilen teşebbüslerin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı konusu avrupa birliği hukuku’nda kesin olarak kabul edildiğini ve türk ---------hukuku doktrininde baskın görüş bu doğrultuda olduğunu, Taahhüt kararlarının, taahhütte bulunan teşebbüsün özel hukuk sorumluluğunu ortadan kaldırdığının ve hukuka aykırı davranış dolayısıyla zarara uğrayanların tazminat hakkını elinden aldığının kabulü ------- olduğunu, dava bakımından zamanaşımı söz konusu olmadığını, ----- ihlal tespiti içermemekle birlikte rekabetçi endişelerin varlığını ortaya koymakta ve hukuka aykırılık kuvvetli delil teşkil etmektedir. tarafımızca ikame edilen deliller ile ---------kurumu’nun soruşturma dosyası incelendiğinde --------hâkim durumunu kötüye kullandığı ve hukuka aykırılık unsurunun sağlandığı görüleceğini, ------ yalnızca etkisi ortaya çıkmamış davranışların varlığı halinde taahhütlerin kabulüne karar vereceğini, davranışların piyasada fiilen etki doğurmuş olması halinde taahhütlerin kabul edilmeyeceği şeklindeki argüman tamamen yanlıştır ve hukuki dayanaktan bütünüyle yoksun olduğunu, -------- taahhüt kararı, soruşturma sürecinde kurum tarafından toplanan delillerin, kurul nezdinde ihlalin varlığına dair kanaat oluşturduğunu ortaya koyduğunu, ----- Taahhüt Kararı ve soruşturma dosyasında, ilgili pazarda hâkim durumda olduğu ortaya konulan ------ soruşturma sürecinde kabul ettiği ve taahhütlere de yansıyan somut bulguları cevap dilekçesinde reddetmesi kabul edilmemesi gerektiğini, basiretli tacir yükümlülüğü altında olan ------haksız kazanç elde etmek için----- piyasadan dışlamaya yönelik hukuka aykırı fiiller gerçekleştirmiş olması kusurun varlığını ortaya koyduğunu, -----------hukuka aykırı davranışları dolayısıyla uğradığı açık olan zararın miktarı ancak------- önaraştırma ve soruşturma dosyasının, -----ticari defterleri gibi kayıtların incelenmesi ile mümkün olacağından, zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini, --------- --------ihlali niteliğindeki davranışları ile geleneksel kanalı kendisine kapatması dolayısıyla zarara uğradığını ve zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı bulunduğunu beyan etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: dava dilekçesindeki harca esas değer eksik gösterilmiş ve dolayısıyla harç eksik ödenmiştir. eksik harcın tamamlattırılmasını, tamamlanmaması durumunda ise davanın usulden reddini talep ettiğini, davacı “uğradığını iddia ettiği maddi zararı” hesaplayabilecek durumda olduğunu ikrar etmiş olduğunu, yargıtay içtihadı uyarınca dava konusuna ilişkin ----------kurulu kararının kesinleşmesi işbu dava bakımından bekletici mesele olarak değerlendirilmesi gerektiğini, her durumda müvekkil şirket’in 4054 sayılı kanun’u ihlal ettiğini tespit eden bir -----------kurulu kararı bulunmadığından huzurdaki davanın açılmasına ilişkin “ön koşul” gerçekleşmemiş olup davanın ön koşul yokluğundan reddini talep ettiğini, somut olayda haksız fiilin “hukuka aykırılık” unsuru yerine gelmediğini, taahhüt kararı ihlal tespiti içermediğini, ihlal tespiti yapıldığı noktada taahhüt mekanizmasının uygulanması zaten mümkün olmadığını, “rekabetçi endişe” veya “rekabetçi sorun” ifadeleri “ihlal tespiti” olarak yorumlanamadığını, müvekkil şirket’in ---------kurumu’na taahhütte bulunmuş olmasından ihlale yönelik ikrarda bulunduğu anlamı çıkarılamayacağını,------ kararı, ihlale yönelik “kesin delil” niteliğinde olmadığını, hakim durumun rakibin pazar kapama sonucunda dışlanması yoluyla kötüye kullanımı iddiası açık ve ağır ihlal niteliğinde olmadığından; bu tür eylemlerin bir ihlal ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağının tespiti ancak rekabetin gerçekten sınırlandığını ortaya koyan “etki analizi” ile mümkün olduğunu,açık ve ağır ihlal niteliğinde olmadığından; bu tür eylemlerin bir ihlal ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağının tespiti ancak rekabetin gerçekten sınırlandığını ortaya koyan “etki analizi” ile mümkün olduğunu, somut olayda ise ---------kurulu tarafından sonuna kadar yürütülen bir soruşturma süreci bulunmadığından, etki analizi yapılmadığını, 4054 sayılı kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlalden bahsedilebilmesi için öncelikle müvekkil şirket’in hakim durumda olduğunun ispatlanması gerektiğini ancak ispat yükü kendisine düşen davacı, bunu ispatlayamadığını, müvekkil şirket’in hukuka aykırı bir eylemi olmadığı gibi, kusurundan da söz edilemeyeceğini, davacı müvekkil şirket’in eylemlerinden dolayı zarara uğradığını ve zarar miktarını ispat edemediğini, davacı’nın manevi tazminat talebinin yersiz olduğunu, davacı’nın sözde zararın ortaya çıkmasında müvekkil şirket’in eylemlerinin neden olduğunu ispatlayamadığını, davanın esası yönünden haksızlığı ve ispatlanamadığı, sanlı ve kesici’nin uzman görüşü ile ispatlandığını beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, dava -----aykırı davranışları nedeniyle davacının uğradığı iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkindir. Dava dilekçesinde ayrıntılı yazılı nedenlerden dolayı davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Kanunu’na aykırı davranıp davranmadığı davranmış ise ve hakim durumda ise bunu kötüye kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Rekabetin korunması hakkındaki 4054 sayılı yasanın 57. Maddesinde "Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur." hükmünün ve aynı yasanın 58. Maddesinde "Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, ---------sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir." hükmüne yer verilmiştir.Davacı ---- Davalı ------- paketlenmiş kuruyemiş pazarında hâkim durumda olduğunu ve bu pozisyonunu ------- biçimde kötüye kullandığını iddia etmektedir. Ayrıca davalı, sadece kendi ürünlerinin veya ağırlıklı olarak davalı ürünlerinin satılmasını sağlamak amacıyla satış noktalarına baskı kurduğunu, ------- ürünlerini satmamaları karşılığında indirimler, bedelsiz ürünler, primler veya teşvikler gibi çeşitli menfaatler verdiğini, kısıtlı satış alanına sahip olan satış noktalarının kapasitesini doldurmak üzere büyük hacimli stantlar ve ---- logolu dolaplar yaptırarak, -------- gibi rakip firmaların pazara girmesine engel olduğunu maddi menfaatlerle "ikna" edilemeyen satış noktaları, davacı şirket ile çalışmaya devam ettikleri için davalı tarafından ticari misillemelere maruz kaldığını ve cezalandırıldığını, davalı çalışanları,---- markalı ürünleri kötüleyen sunumlar hazırladığını haklarında karalama kampanyası yaptığını ve yanıltıcı görselleri müşterilerle paylaştığını, davalının ayrıca bayilerin fiyatına müdahale ederek yeniden satış fiyatını belirlemek suretiyle de ------ ihlal ettiğine ilişkin soruşturma yürütüldüğünü, davalının bu davranışları, Kanun’un 6. maddesini doğrudan ihlal etmekte olduğunu, bilinçli ve sistematik bir plana dayandığı beyan etmektedir. Bu durumun, RKHK m. 58 uyarınca üç kat tazminat için gerekli olan ağır ihmal ve ağır kusur koşulunu sağladığını, dilekçede, taahhüt kararının esasında bir yasaklama kararı olduğu ve ihlalin varlığını açıkça ortaya koyan delillerin kurum dosyasında bulunduğu ileri sürülmüştür. Davacı davalının eylemleri sonucunda davacının büyük maddi zarara uğradığı geleneksel kanalda yaşadığı kayıplar nedeniyle diğer satış kanallarında da ----------gücünü yitirmiş ve teknik iflas noktasına kadar geldiğini beyan etmektedir. Davacı dava dilekçesinde belirttiği hususlarda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı---- dayalı tazminat davasının açılabilmesi için ----- ihlal tespitini içeren kesinleşmiş bir kararının bulunması hukuki bir ön koşul olduğunu, ----- ihlal tespiti yapabilmesi için soruşturma sürecini tamamlaması (savunmaların alınması, incelemelerin tamamlanması) gerektiği ,----- ilgili süreç taahhütle sonlandığı için bu hukuki süreç işletilmediği ve ----- hakkında ihlal tespiti yapan bir karar mevcut olmadığını beyan etmiştir.Davalı, ------ kararlarına atıfta bulunarak, hukuka aykırı eylemin varlığının öncelikle --------Kurulu kararıyla tespit edilmesi gerektiğini, bu tespit olmadan davanın görülemeyeceğini vurgulamıştır. Davalı Davacının, iddia edilen haksız fiilin (-----------ihlali uygulamaları) 2018 yılında başladığını ve bu durumdan haberdar olduğunu belirtmiştir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 72 uyarınca haksız fiilden doğan tazminat isteminin, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilerek, davanın bu nedenle reddini talep etmiştir. Davalı davacının, kendilerinin hâkim durumda olduğunu iddia etse de,---- paketlenmiş kuruyemiş pazarında hâkim durumda olmadığını, bağımsız ----- kuruluşlarından sağlanan verilere dayanarak, doğru tanımlanmış bir pazarda hâkim durumda olmadığını somut olarak ortaya koyduğunu ileri sürmüştür. Hâkim durum mevcut olmadığı için,---- bu durumu kötüye kullanmasından----bahsetmek kanun lafzının gereği olarak mümkün olmadığını ,Davacının atıf yaptığı --------kararlarının, çoğunlukla yazılı münhasırlık sözleşmeleri veya dolap münhasırlığı (rakip ürün konması yasaklanan soğutucu dolaplar) yoluyla pazar kapamayı tespit ettiğini, oysa ------- münhasırlık içeren hiçbir yazılı sözleşme yapmadığını ve noktalara münhasır dolap sağlamadığını belirtmiştir. Davalı , taahhüt kararının ihlali sonlandıran bir yasaklama kararı olduğu yönündeki ----- iddialarını kabul etmemiş, taahhüt mekanizmasının hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk sebebi oluşturmadığını ancak ihlalin varlığını da ispatlamadığını belirtmiştir.Davacının uğradığı iddia edilen zararın, davalının eylemlerinden değil,------- kendi ticari kararlarından, faaliyetlerinden ve marka bilinirliğindeki kayıplardan kaynaklandığı savunulmuştur. Davalının başarısının kendi reklam ve kalite yatırımlarından kaynaklandığı, bu durumun ------ yönelik bir zarar verme çabası olmadığı iddia edilmiştir. Davalı ---------, davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Somut olayda dava, ------- dayalı bir tazminat davası olup -------- uyarınca, ---- istinaden açılmış tazminat davalarında, uzman kuruluş olan---- ihlal tespitini içeren kesinleşmiş bir kararının bir ön koşul teşkil etmesi gerekmektedir.---- hakkındaki ---- tarihli kararı, taahhütlerin kabul edilmesine ilişkin bir karardır. Bu karar--------- ilgili anlaşma, karar ya da uygulamanın ihlal olduğu veya olmadığı tespitini içermez. ------ kararına karşı idari yargı yoluna başvurulmaması sebebiyle kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple, huzurdaki davada ön koşulun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Davanın, emsal kararlar uyarınca zorunlu ön koşul olan, -------- ---------ihlali tespitini içeren kesinleşmiş kararının bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı değerlendirme hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1- DAVANIN REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 11.954,25 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 11.338,85 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 150,00 TL posta ve tebligat masrafının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan maddi tazminat yönünden 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan manevi tazminat yönünden 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları u yarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/10/2025