T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/148 - 2026/77 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/148 KARAR NO : 2026/77 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2024 NUMARASI : 2022/100 Esas 2024/643 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen kara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/148 - 2026/77 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/148 KARAR NO : 2026/77 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2024 NUMARASI : 2022/100 Esas 2024/643 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı tüm taraflarca süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davalı ...’ın adli yardım talebi kabul edilerek, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'a, karşıya geçmeye çalışırken davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın 14/07/2019 tarihinde çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olayla ilgili Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/237 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, müvekkilinin maddi tazminat için trafik sigortası olan ... Sigorta'ya başvurduğunu ancak uzlaşma sağlanamadığını, bu çarpma sonucunda müvekkilinin başından aldığı darbe sebebi ile beyin kanaması geçirdiğini, hayati fonksiyonlarının tehlikeye girdiğini, müvekkilinin geçirdiği kaza sebebi ile 6 ay yoğun bakımda kaldığını, müvekkilinin kafasında bulunan büyük göçük ve izlerden dolayı hala aynaya bakmakta zorlandığını, en fazla 2 yılda bir olacak şekilde operasyon geçirmek durumunda kalacağını, bu durumun da müvekkilinin maddi olarak sürekli külfet altına girmesine sebebiyet vereceğini, ayrıca müvekkilinin fiziki görünümü dolayısıyla evlilik birliği kurmasının da zor olacağını, olay sebebi ile müvekkilinin iş hayatından da uzunca bir süre ayrı kaldığını, müvekkilinin kaza olduğu sırada, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında taşeron şirket ... Filo Kiralama Hizmetleri Limited Şirketinde aylık 3.837,60-TL brüt ücret karşılığında çalıştığını, müvekkilinin kafatasında meydana gelen göçükler sebebiyle plastik cerrahi doktoruna da gidip orada da operasyon geçirmesi gerektiğini, yaşadığı psikolojik travma sebebi ile durumu gittikçe kötüye giden ve hayattan kopan müvekkilinin telafisi güç zorluklarının ve hasarlarının olabildiğince giderilmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 19.773,83TL geçici iş göremezlik ve 1.335.487,31TL sürekli is göremezlik tazminatının avans faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi yayaların yolun karşısına geçmek için trafik işaretlerini bulunmadığı yerlerde kavşak başlarından, yaya geçitlerinden, alt ve üst geçitlerden yolun karşısına geçmeleri zorunluluğu olduğunu, olay tarihinde kazanın meydana geldiği yolda yaya üst geçidi bulunmadığı halde gece saat 02.10 sıralarında meydana gelen kazada, davacının alkollü bir şekilde yola aniden çıkarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kaldı ki davacının Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/237 esas sayılı dosyasının ikinci duruşmasında müşteki sıfatıyla verdiği beyanında; "Ben olay günü arkadaşlarımla beraber alkol almıştım. Bir bardak bira içmiştim. Bunun dışında bir alkol tüketimim olmadı. Sonrasında evime gitmek için arabama yöneldim. Arabam tam karşı tarafta idi. Sağıma soluma baktım hiçbir araba yoktu. Sonrasında bir anda sanığın kullanmış olduğu araba bana çarptı. 30 km hızla gitmiyordu. Hızlı bir şekilde gidiyordu. Benim yaralandığım yere yakın yaklaşık 5 metre mesafe ileride yaya geçidi vardı. Yol bomboş olduğu için ben bu yaya geçidini kullanmadım." şeklinde ifade vererek olay günü alkollü olduğunu ve 5 metre mesafede yaya geçidi bulunmasına rağmen kullanmadığını kabul ettiğini, Ankara Şehir Hastanesi'nin ilk andaki raporunda da davacının kaza sırasında alkollü olduğunun belirtildiğini, ancak yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı için kanındaki alkol miktarının promil olarak ölçülemediğini, dolayısıyla olay günü alkollü olan davacının, yaya geçidi bulunmasına rağmen yaya geçidini kullanmayarak doğrudan karşıya geçmeye çalıştığını ve kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığından herhangi bir tazminat sorumluluğunun da bulunmadığını, her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde, davacının kaza nedeniyle hayati tehlike geçirmesini ve vücudunda 6. dereceden ağır kemik kırığı bulunmasını gerekçe göstererek müvekkilinin olay sırasında hızlı araç kullandığını iddia etmiş ise de, müvekkilinin olay günü saatte 30 km hızla araç kullandığını, bu hızla seyreden bir aracın önüne aniden birisinin çıkması durumunda da çarpmaya maruz kalan kişinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasının mümkün olacağını, öte yandan olay günü müvekkilinin kullandığı ... plakalı aracın sigortalı olduğunu, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin ettiğini, bu nedenle aracını zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalattıran müvekkiline yönelik açılan davanın sigorta şirketine yöneltilmesi ve istenilen tazminat miktarının da sigorta poliçesi doğrultusunda sigorta şirketinden alınması gerektiğini, ayrıca fahiş olan manevi tazminat miktarını da kabul etmediklerini, müvekkilinin aracın maliki olmayıp sadece şoförü olduğunu, ailesinin geçimini dahi zor temin etmekte olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu göz önüne alınarak öncelikle tazminat isteminin reddine karar verilmesini, aksi takdirde ise manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağına dair yüksek yargı içtihatları da göz önüne alınarak hak ve nesafet kurallarına ve müvekkilin ekonomik durumuna uygun cüzi bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 24/12/2018-24/12/2019 tarihleri arasında 35417811 numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 390.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin bu miktarın mutlak suretle ödeneceği ve davayı kabul anlamında olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluk da olmadığını, kazanın meydana gelişinde yaya konumundaki davacının asli kusurlu olduğunu, ZMSS Genel Şartlarına göre geçici iş göremezlik zararı ile geçici bakıcı giderleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kalıcı maluliyeti söz konusu ise maluliyetin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre tespit edilmesi gerektiğini, huzurdaki davada 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve eki olan TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatı belirlenirken vergilendirilmiş gelir yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının %60, davalı tarafın %40 kusuru ile meydan gelen trafik kazası sonucunda davacı yayanın %30 malul kalacak, 18 ayda iyileşebilecek ve 6 ay bakacı ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı, alınan aktüer raporla davacının talep edebileceği madde tazminat miktarının belirlendiği, bu miktarlara davanın ıslah edildiği, davalı sigortanın poliçe limiti kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminattan davalı ZMM sigortasının sorumlu olmadığı, takdiren manevi tazminat talebinin tam kabulü gerektiği anlaşıldığından; “1-Maddi tazminat istemi bakımından davanın kabulü ile; 1.335.487,31-TL daimi iş göremezlik tazminatı (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 390.000,00-TL sakatlık teminatı poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) ile 19.773,83-TL geçici iş göremezlik tazminatı (sağlık gideri teminatı kapsamında) olmak üzere toplam 1.355.261,14-TL maddi tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 29/10/2020 temerrüt, diğer davalı yönünden 14/07/2019 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Manevi tazminat istemi bakımından davanın kısmen kabulü ile; 40.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...’dan 14/07/2019 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının ... Sigorta A.Ş.’ye yönelik manevi tazminat isteminin reddine,” karar verilmiş; karara karşı tüm taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalıların istinaf taleplerinin reddi gerektiğini ancak kazaya neden olan davalı taraf aracının ticari taksi olması nedeniyle mahkemece avans faizine karar verilmesi gerekirken yasal faize karar verilmesinin doğru olmadığını, hesap raporunda ise gelirin asgari ücretin 1.50 katı değil daha yüksek alınması gerektiğini, maluliyet oranının da daha yüksek olması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, uygulamada ve literatürde asli kusurun %75 olması gerektiğini, kusur raporunda %60 olarak belirlenmesinin doğru olmadığını, yine hükme esas alınan maluliyet raporunda maluliyete esas alınan hususların kaza ile illiyetinin değerlendirilmediğini, dosyaya sunulan uzman mütalaası ile çelişkili olduğunu belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta vekili istinaf dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, uygulamada ve literatürde asli kusurun %75 olması gerektiğini ama kusur raporunda %60 olarak belirlenmesinin doğru olmadığını, yine hükme esas alınan maluliyet raporunda maluliyete esas alınan hususların kaza ile illiyetinin değerlendirilmediğini, dosyaya sunulan uzman mütalaası ile çelişkili olduğunu belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunanların istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. Maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle daimi iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, tüm taraflarca istinaf edilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile Ankara BAM 26 CD'den geçerek kesinleşen olayla ilgili ceza dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece hükme esas alınan kusur durumunun oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Ancak; hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD raporunda tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen organik mental bozukluğu (davranış bozukluğu) nedeniyle, kaza tarihindeki Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik eki cetveldeki “II- Beyin Hasarı, Beyin İşlev Bozukluğuna Bağlı Davranış Bozuklukları (Organik kişilik bozukluğu, frontal lob sendromunu, beyin sarsılması sonrası postkontüzyonel sendrom içerir.) Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelenen %25” kapsamında %25 özür oranı ile sağ üst ektremiteye ait engel oranı %6 olarak belirlenip baltazard uygulandığında engel oranının %30 olduğunun belirlendiği, ancak raporu düzenleyen heyette bu konularda uzman psikiyatri uzmanı, nöroloji uzmanı ve beyin cerrahi uzmanının bulunmadığı sadece adli tıp uzmanlarından oluşan heyet tarafından raporun düzenlendiği, bu haliyle maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının kaza nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgeler getirilerek organik mental bozukluğun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesinden psikiyatri uzmanı, beyin cerrahi uzmanı ve nöroloji uzmanı da dahil edilerek oluşturulacak heyetten rapor alınması, taraflara denetim ve itiraz imkanı tanınması, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; istinaf eden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde ilgili uzmanlar da eklenerek ATK ilgili İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜ İLE; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 24/09/2024 tarihli, 2022/100 Esas – 2024/643 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.