Başvuru, tutukluluğun kanunda öngürülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmemesi ve gözaltında müdafi olmadan ifade verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, gözaltında işkence yapılması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun kanunda öngürülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmemesi ve gözaltında müdafi olmadan ifade verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, gözaltında işkence yapılması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 28/2/2009 tarihinde gözaltına alınmıştır. Gözaltı sırasında baro tarafından görevlendirilen müdafi huzurunda kolluk tarafından ifadesi alınmıştır. Savcılık aşamasında da başvurucu baro tarafından görevlendirilen müdafi huzurunda benzer şekilde ifade vermiştir. Başvurucu 2/3/2009 tarihinde tasarlayarak canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme suçundan tutuklanmıştır. Başvurucu sorgusunda baro tarafından görevlendirilen müdafi huzurunda ifade vermiş, ifadesinde kollukta ve savcılıktaki ifadelerini tekrarladığını belirtmiştir. Yapılan soruşturma sonucunda Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca fezleke düzenlenerek dosya Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 1/4/2009 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında tasarlayarak canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçundan kamu davası açılmıştır. Başvurucuya yargılama esnasında kollukta alınan ifadesi ile kovuşturma aşamasında verdiği ifadenin çeliştiği hatırlatılmış, başvurucu ifadesinin polis tarafından hazırlandığını, okutturulmadan imzalatıldığını, barodan avukat geldiğini, kendi avukatını getiremeyeceğinin söylendiğini, baskı gördüğünü ve darp edildiğini belirterek bu ifadesini kabul etmediğini ifade etmiştir. Cumhuriyet savcısı huzurundaki alınan ifadesi okunup sorulduğunda ise polis tarafından aynı şekilde ifade vermeye zorlandığını, korktuğu için aynı ifadeyi verdiğini belirtmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 12/10/2010 tarihli kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçtan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda yazılı belgeler, tutanaklar, Adli Tıp Kurumu ihtisas dairelerinin raporları, olayla ilgili emniyet görevlilerinin yapmış oldukları istihbari çalışmalar, bu çalışmaların sonuçlandırılmasına yönelik kayıtlar ve diğer ikame olunan deliller karşısında inkâr yollu savunmaların samimi görülmediği belirtilerek savunmalara itibar edilmediği ifade edilmiştir. Mahkeme, ayrıca sanıkların soruşturma evresinde alınan ifadeleri ile kovuşturma evresinde Mahkeme huzurunda alınan ifadelerinin farklı olduğunu, karşılıklı olarak suçları birbirlerinin üzerlerine attıklarını, sanıkların soruşturma evresinde ve Mahkemede alınan ifade ve savunmalarının açıklanan deliller, yan deliller incelenerek değerlendirildiğini belirtmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 14/2/2012 tarihli ilamıyla ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma kararı sonrası dava Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/143 sayılı esasına kaydedilmiştir. Öte yandan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 19/4/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında nitelikli yağma suçundan kamu davası açılmıştır. Bu dava, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/191 sayılı esasına kaydedilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 25/4/2012 tarihli kararıyla E.2012/191 sayılı dosya ile E.2012/143 sayılı dosyanın birleştirilmesine, yargılamanın E.2012/143 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar vermiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 9/9/2013 tarihli kararıyla başvurucunun tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına nitelikli yağma suçundan beraatine karar vermiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında ilk kararında belirttiği gerekçelerle başvurucunun savunmalarına itibar etmediğini belirtmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 1/7/2014 tarihli ilamıyla ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, 2/12/2014 tarihinde başvurucunun tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis, nitelikli yağma suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Gerekçeli kararda sanıkların birbirlerini suçlar mahiyetteki savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek savunmalarına itibar edilmediği belirtilmiş diğer delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmiştir. Başvurucu 11/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 28/1/2016 tarihli ilamıyla ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."