1. Hukuk Dairesi 2011/5033 E. , 2011/9799 K. "" MAHKEMESİ : BODRUM 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı şirketin kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan yere iskele kurmak suretiyle elattığını, kendisinin kıyıdan yararlanmasına engel olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı Şirket, gerekli izinlerin alınmasından sonra iskele yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. M…
**1. Hukuk Dairesi 2011/5033 E. , 2011/9799 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BODRUM 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı şirketin kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan yere iskele kurmak suretiyle elattığını, kendisinin kıyıdan yararlanmasına engel olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı Şirket, gerekli izinlerin alınmasından sonra iskele yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.10.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ....ile temyiz edilen vekili Avukat ..... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, özellikle 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre, bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen çekişmeye konu iskelenin, tanımı aynı Yasanın 4. ve Anayasanın 43. maddesinde belirtilen kıyıda kaldığının belirlendiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesi suretiyle yıkıma karar verilmiştir. Gerçektende, davalı Şirketin, niteliği kıyı olduğu belirlenen yere iskele kurmak suretiyle tasarrufunda bulundurduğu sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; kıyıda ne gibi muhtesatların yapılacağı ve prosedörü 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Yasada belirlenen prosedörün dışında, gerek Belediyenin 7.5.1999 tarih ve 4-163-453 sayılı, gerekse Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünün 12.9.2005 tarih ve 6747 sayılı yazılarıyla çekişme konusu iskele için izin alınması, davalı Şirketin kıyıya iskele yapmasını haklı kılmaz. Ancak, anılan Yasa hükmü çerçevesinde ve koşulların yerine getirilmesi suretiyle iskele kurulduğunun saptanması halinde yıkıma karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, Mahkemece, anılan yasal düzenleme gözardı edilerek, uygulamalı imar planında iskele yapılması konusunda bir belirleme yapılıp yapılmadığı üzerinde durulmaksızın neticeye gidilmiştir.