Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/6760 E. , 2024/5320 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/6760 Karar No : 2024/5320 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek b…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/6760 E. , 2024/5320 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/6760 Karar No : 2024/5320 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Yeminli mali müşavir olan davacının, ... Lüks Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlediği katma değer vergisi iade tasdik raporlarının gerçeği yansıtmadığından bahisle, sözü edilen şirket adına 2013 ila 2015 yıllarının muhtelif dönemleri için re'sen salınan vergi ve kesilen cezaların tahsili amacıyla adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen...tarih ve ... ila ..., ..., ... ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Yeminli mali müşavir olan davacı vergi incelemesi yapma yetkisi olan kişiler arasında yer almadığından defter ve beyannamelere intikal ettirilen faturaların sahte olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, asıl mükellefle ilgili olarak yapılan inceleme sonucu yapılan tarhiyatın, faturaların üzerinde yazılı tutarlardan farklı tutarlarla kayıt ve beyanlara yansıtılması, beyannamelerle defter kayıtlarının uyumsuz olması gibi muhasebecilik faaliyeti ile ilgili hususlardan kaynaklanmadığı dolayısıyla meslek mensubunun müteselsilen sorumlu tutulması için gerekli yasal şartların mevcut olmadığı, davalı idarece davacının muhasebeciliğini yaptığı mükellefin sahte fatura kullandığını bildiğine veya bilmesi gerektiğine dair somut tespitler yapılmadığı ve davacının, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 12. maddesi hükmünde yer alan yazılı savunmasının alınmadığı görüldüğünden, davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı sonuçtur. Yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması, hem Anayasa'nın, hem de yargılama hukukunun ilkelerinden olup gerekçeli karar hakkının da güvencesini oluşturmaktadır. Gerekçe, hakimin, önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olaylar ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirmedir. Başka bir deyişle gerekçe, maddi olaylar ile hüküm fıkrası arasındaki köprüdür. Gerekçe, aynı zamanda kararın hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine de olanak tanır. Yargı kararlarının mutlaka gerekçeli olması gerektiği yolundaki ilkenin amacı da budur. Bunun yanında kararda, hakimi uyuşmazlığın çözümünde tek başına yargıya götürmeye yeterli bir gerekçe gösterilmiş iken, farklı ikinci bir gerekçeye daha dayanılması, yargı yerinin ilk gerekçeye ve bu gerekçenin sonucu olan yargıya güvensizliğini gösterdiği gibi tarafların aralarındaki uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulduğu konusundaki inançlarını da zedeleyecektir. Ayrıca bu durum hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık teşkil edecektir. Öte yandan, birden fazla ve farklı gerekçeyle karar verilmesi, temyiz merciince, kararın ve dayanağı gerekçenin hukuka uygunluğunun denetiminin yapılmasını güçleştirecektir. (VDDK, 13/10/2021, E:2020/60, K:2021/1308) Mahkemece, yeminli mali müşavir olan davacının müteselsilen sorumlu tutulması için gerekli yasal şartların mevcut olmadığı gerekçesi ve davacının 3568 sayılı Kanun'un 12. maddesi hükmünde yer alan yazılı savunmasının alınmadığı görüldüğünden, davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesine yer verilmek suretiyle dava konusu ödeme emirleri iptal edilmiş, bu karara yöneltilen istinaf istemi de Vergi Dava Dairesince, vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu durumda, mahkemece iki farklı gerekçeye dayanılarak dava konusu vergi ve cezaların kaldırılması yargılama hukuku kurallarına aykırılık teşkil ettiği gibi yukarıda belirtilen sakıncaları doğuracak nitelikte olduğundan Mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddi yolundaki temyize konu kararda hukuki isabet görülmediğinden, kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Yeminli mali müşavir olan davacının, 2013 ila 2015 yıllarına ait katma değer vergisi iadesi tasdik raporlarını düzenlediği ... Lüks Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanarak haksız katma değer vergisi iadesi aldığından bahisle sözü edilen eylemden kaynaklanan vergi kaybından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesi gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak adına 2013 ila 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, yargı harcı ve gecikme faizini içeren ödeme emirleri düzenlenmiş olup ödeme emirleri dayanağı mali sorumluluk raporu öncesinde davacının savunmasının alınmadığı görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanun'nun mükerrer 227. maddesinde; Maliye Bakanlığının, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanun'a göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyet beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş, aynı maddede, beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinde mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasında, yeminli mali müşavirlerin, gerçek ve tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin mali tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini tasdik edecekleri; 2. fıkrasında, tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esasların; gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, iş kolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırımın miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciler esas alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği; 4. fıkrasında ise yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumlu oldukları, yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, yaptıkları tasdikin kapsamını düzenleyecekleri raporda açıkca belirtecekleri hüküm altına alınmış; 5. fıkrasında da yeminli mali müşavirlerin tasdikten doğan mali sorumlulukları ile disiplin sorumluluklarının ayrı ayrı müstakil bir rapor ile tespit edileceği, bu kapsamda yeminli mali müşavir hakkında sorumluluk raporu yazılabilmesi için yeminli mali müşavirin yazılı savunmasının isteneceği, savunma isteme yazısının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma yapılmaması durumunda ilgili yeminli mali müşavirin savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. 3568 sayılı Kanun'un 12. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin son fıkrasında tasdik işlemi yapılırken aranacak asgari bilgi, şekil şartları ile tasdike ilişkin diğer usul ve esasların Bakanlıkça çıkartılacak tebliğlerle belirleneceği, yukarıda belirtilen konuların ve belgelerin tasdikine ilişkin olarak Bakanlıkça tebliğ çıkartılmadıkça, yeminli mali müşavirlerin bu konu ve belgelerle ilgili olarak tasdik işlemi yapamayacakları; 8. maddesinde yeminli mali müşavirlerin, tasdik konuları ile ilgili olarak karşıt incelemeler yapabilecekleri; 20. maddesinin 2. fıkrasında ise inceledikleri ve sonucunda tasdik raporu düzenledikleri konu ve belgelerin gerçeği yansıtmaması ve doğru olmaması halinde, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan Vergi Usul Kanunu ve 3568 sayılı Kanun hükümleri uyarınca mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen yasal ve idari düzenlemelerden, yeminli mali müşavirlerin tasdik raporlarında ve karşıt inceleme tutanaklarında yer alan bilgilerin doğruluğu konusunda şekli inceleme ötesinde esaslı bir araştırma yapmalarının zorunlu olduğu, işlemlerini tasdik ettikleri mükelleflerle ilgili olarak karşıt inceleme dahil her türlü inceleme ve araştırma hususunda yetkilerinin bulunduğu, tasdik ettikleri işlemlerin bu tasdik kapsamında kamu idarelerince de incelenmiş olarak kabul edileceği, tasdik esnasında kasten veya mesleğin gerektirdiği yetki ve mesleki özenin gösterilmemesi sonucu vergi ziyaı bulunması halinde ise kesinleşen vergi ve cezaların ödenmemesi durumunda mükellefle birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri ile takip edileceği anlaşılmaktadır. Yeminli mali müşavirlerin düzenledikleri tasdik raporları nedeniyle ortaya çıkan sorumluluklarının kapsamı belirlenirken, işlemlerini tasdik ettikleri mükelleflerle ilgili olarak karşıt inceleme dahil her türlü inceleme ve araştırma hususunda yetkilerinin bulunması durumunun gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğinden, Mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmaksızın karar verilmesi hukuka uygun düşmemiştir. Ancak, davacının, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 12. maddesi hükmünde yer alan yazılı savunmasının alınmadığı, inceleme raporuna esas olmak üzere sadece bilgi istenildiği ve beyanlarının tutanak altına alındığı görüldüğünden, Kanun'da öngörülen usule uyulmaksızın düzenlenen ödeme emirlerinde bu nedenle hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu ödeme emrilerinin yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Yeminli mali müşavir olan davacı tarafından, ... Lüks Tekstil... Şirketi hakkında düzenlediği katma değer vergisi iade tasdik raporlarının gerçeği yansıtmadığından bahisle, sözü edilen şirket adına 2013 ilâ 2015 yıllarının muhtelif dönemleri için re'sen salınan vergi ve kesilen cezaların tahsili amacıyla adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmış; Vergi Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilmiş; davalı idarece bu kez temyiz isteminde bulunulmuştur. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinde, kararlarda bulunacak hususlar sayılarak, kararlarda kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin yer almasının zorunlu olduğu kurala bağlanmış; aynı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması halinde kararı bozacağı hüküm altına alınmıştır. Danıştay'ın kimi kararlarında belirtildiği gibi, yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı sonuçtur. Yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması, Anayasa'nın 141. ve 2577 sayılı Kanun'un 24. maddeleri uyarınca zorunlu olup Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi bağlamında adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının da bir gereğidir. Hakimin, önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olaylar ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirme olarak tanımlanan gerekçe, aynı zamanda kararın hukuka uygunluğunun denetlenmesini de sağlar. Danıştay'a göre kararların birden fazla ve birbirinden farklı gerekçeye dayanması beraberinde kimi sakıncaları da doğurmaktadır; Kararda, hakimi uyuşmazlığın çözümünde tek başına yargıya götürmeye yeterli bir gerekçe gösterilmiş iken, farklı ikinci bir gerekçeye daha dayanılması, yargı yerinin ilk gerekçeye ve bu gerekçenin sonucu olan yargıya güvensizliğini gösterdiği gibi tarafların aralarındaki uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulduğu konusundaki inançlarını da zedeleyecektir. Bu durum hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık teşkil edecektir. Ayrıca birden fazla ve farklı gerekçeyle karar verilmesi, temyiz merciince, kararın ve dayanağı gerekçenin hukuka uygunluğunun denetiminin yapılmasını da güçleştirecektir. (Danıştay Dördüncü Daire 29/01/2019, E.2018/9125, K.2019/638; Yedinci Daire, 30/03/2006, E.2004/282, K.2006/1032; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 13/10/2021, E.2020/68, K.2021/1308; 16/11/2022, E.2022/1278, 1284, K.2022/1421, 1422 sayılı kararları). Bakılmakta olan davada Vergi Mahkemesince, "yeminli mali müşavir olan davacı vergi incelemesi yapma yetkisi olan kişiler arasında yer almadığından defter ve beyannamelere intikal ettirilen faturaların sahte olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, asıl mükellefle ilgili olarak yapılan inceleme sonucu yapılan tarhiyatın, faturaların üzerinde yazılı tutarlardan farklı tutarlarla kayıt ve beyanlara yansıtılması, beyannamelerle defter kayıtlarının uyumsuz olması gibi muhasebecilik faaliyeti ile ilgili hususlardan kaynaklanmadığı dolayısıyla meslek mensubunun müteselsilen sorumlu tutulması için gerekli yasal şartların mevcut olmadığı, davalı idarece davacının muhasebeciliğini yaptığı mükellefin sahte fatura kullandığını bildiğine veya bilmesi gerektiğine dair somut tespitler yapılmadığından ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesine yer verilmesinin ardından bu kez de, davacının, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 12. maddesi hükmünde yer alan yazılı savunmasının alınmadığı görüldüğünden, davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı şeklinde ikinci ve farklı gerekçeye yer verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı idarenin istinaf istemi de Vergi Dava Dairesince, Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu durumda, yargılama kurallarına uygun düşmeyen ve kararı etkileyebilecek nitelikte birbirinden farklı ve birden fazla gerekçeye yer verilmek suretiyle dava konusu ödeme emirlerini iptal eden Mahkeme kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.