Başvuru, hukuka aykırı gözlem altına alma kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuka aykırı gözlem altına alma kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/2/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı görevlileri tarafından yapılan çalışmalar neticesinde Twitter isimli sosyal medya platformu üzerinden hakaret içerikli çeşitli paylaşımlar yaptığı tespit edilen başvurucu hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/2/2019 tarihinde soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 15/3/2019 tarihinde kolluk görevlilerince alınan ifadesinde, suçlamaya konu paylaşımları uzun zaman önce kendisinin yaptığını ancak o tarihlerde küçük olduğu için düşünerek hareket etmediğini ve pişman olduğunu beyan etmiştir. Başvurucunun 8/1/2015 ve 1/4/2018 tarihinde yaptığı paylaşımları dolayısıyla Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunu işlediği belirtilerek 26/3/2019 tarihinde Bakanlıktan kovuşturma izni talep edilmiştir. Bakanlık 2/5/2019 tarihinde kovuşturma izni vermiştir. Yürütülen soruşturma sonunda Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20/9/2019 tarihinde başvurucunun Cumhurbaşkanı'na hakaret ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlarından cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şu şekildedir:"...1-8/1/2015 tarihinde 'acaba Tayyip yine ne b... yedi de külliye muhabbetini ortaya atıp gündem değiştirdi? külliye mi s... ordan' şeklinde tweet attığı,2-1/4/2018 tarihinde @Ryanbabel hesabını kullanan kullanıcının bir tweetine yanıt olarak 'this is Erdogan's team, he is Turkey's dictator and this is his team...' şeklinde tweet attığı, bu tweetin söz konusu uygulama tarafından 'Bu Erdoğan'ın ekibi, o Türkiye diktatörü ve bu onun ekibi..' şeklinde çevrilen tweetleri için cumhurbaşkanına hakaret suçu'ndan eylemine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 299/ ve 299/2 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına,...3-21/3/2014 tarihinde 'şimdiki çocuklar çok şanslı büyüdüklerinde Tayyip ölmüş olacak' şeklindeki tweet,4-13/3/2014 tarihinde 'DiktatörKatilHırsızRTE' ibaresi içeren hashtag etiketiyle 'hangi din temizler elindeki kanı' şeklindeki tweet ile5-13/3/2014 tarihinde 'KatilGezicilerBurakıÖldürdü' hashtag etiketiyle başlayıp 'KatilErdoğan' hashtag etiketiyle biten 'Hastanesi yaptığı açıklamada aşırı gaz nedeniyle olduğunu söylüyor. Sıktığı gazdan yani' şeklindeki tweet açısından kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan eylemine uyan 125/2, 125/3-a maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ... karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur." Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/9/2019 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2019/459 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasına başlanmıştır. 30/1/2020 tarihinde yapılan ilk duruşmada avukatı eşliğinde başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu alınan savunmasında "...Ben çok zor çocukluk geçirdim, hastaneye gittim, duygusal sorunlarım vardı, 2014-2015 yılında çok gergin siyasi ortam vardı, Gezi olayları da vardı, ben de kullandığım ilaçlar ve ergenliğin vermiş olduğu şeyle bu tweetleri attım, daha sonra evlendim ve şuan çok pişmanım, ben cumhurbaşkanına ve o makama hakaret etmek istememiştim, pişmanım. Beraatimi talep ederim..." şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Aynı duruşmada beyanları alınan müdafii de "...Cumhurbaşkanına hakaret ve kamu görevlisine hakaret suçları kasten işlenebilen suçlardır, ben müvekkilin hastanede psikiyatr servisine giriş ve randevulara ilişkin çıktıları dosyaya sunuyoruz. Çok ağır ilaçlar kullanmıştır, suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır, müvekkil attığı tweetin oluşturacağı hukuki sonucu düşünmemiştir ve düşünebilecek halde değildir, beraatini talep ederiz, müvekkil kamu görevlisine hakaret suçunu hastaglerle atmış, kamu görevlisine hakarete ilişkin hiçbir söz yoktur, ancak kaba hitap söz konusu olabilir, öncelikle beraatini talep ederiz, mahkeme aksi kanaatte ise hükmün açıklanması geri bırakılsın, Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla ilgili olarakta 2015 yılında atılan tweette hakaret şeklinde değilde yine kaba hitap vardır, Cumhurbaşkanı direk gösterilmemiştir, tweete karşılık verilmiştir, müvekkilin psikolojik durumu da kötüydü, beraatini talep ederiz, diktatör kelimesiyle ilgili olarakta başka bir tweetten kopyala yapıştır yapmıştır, diktatör kelimesini siyasi eleştiri kapsamında ifade özgürlüğü kapsamında ele alınmasını talep ederiz, her iki suçtanda beraatini talep ederiz, ağabeyi ve eşi müvekkilin psikolojik durumuyla ilgili olarak tanık olarak dinletmek istiyoruz, ayrıca ilaçların reçetelerine ilişkin belgeleri de dosyaya sunacağız..." şeklinde savunmada bulunmuştur. Mahkeme duruşma sonunda kurduğu ara kararı ile başvurucunun müdafiine savunmada geçen ilaç reçetelerini sunması için gelecek celseye kadar süre vermiştir. Başvurucunun müdafii 13/4/2020 tarihinde başvurucunun 2015 ile 2019 tarihleri arasında aldığı psikolojik tedavi kayıtları ile ilaç bilgilerini dava dosyasına sunmuştur. Mahkeme 14/7/2020 tarihinde, cezai ehliyetinin tespiti amacıyla başvurucunun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi kapsamında olup olmadığı hususunda hakkında rapor düzenlemesi için Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkine karar vermiştir. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 9/11/2020 tarihli yazısı ile istenen hususlara ilişkin gereken tespitlerin yapılabilmesi için başvurucunun gözlem altına alınma kararı ile birlikte hastaneye sevk edilmesini talep etmiştir. Başvurucu ile Cumhuriyet savcısının yer aldığı 14/1/2021 tarihli duruşmada talebi değerlendiren Mahkeme; başvurucu ile Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra 5237 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca başvurucunun suç tarihlerinde akıl hastası olup olmadığının, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunun ve bunun davranışları üzerindeki etkilerinin tespiti için üç hafta süreyle gözlem altına alınmasına ve bu kararın başvurucunun vekiline tebliğ edilmesine karar vermiştir. Bu duruşmaya başvurucunun müdafii mazeret bildirdiği için katılmamıştır. Duruşma Tutanağı'ndan müdafinin mazeret talebinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu müdafiinin başvurucunun gözlem altına alınma kararına karşı 17/1/2021 tarihinde yaptığı itiraz, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2/2/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Mahkeme 22/4/2021 tarihli duruşmada başvurucunun işlemiş olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği olup olmadığı hususunda hakkında rapor düzenlenmesi için Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki için günsüz olarak zorla getirilmesine karar vermiştir. Mahkeme 12/10/2021 tarihli duruşmada da zorla getirilmeye ilişkin yazılan müzekkerenin tekidine, müzekkereye başvurucunun güncel telefon numarasının da eklenmesine karar vermiştir. 22/2/2022 tarihli duruşmada hastaneye sevki için başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir. Başvurucu yakalanmış, 3/3/2022 tarihli duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başsavcılık başvurucunun hastaneye sevk edilerek hakkında rapor düzenlenmesini müteakiben serbest bırakılmasını talep etmiştir. Mahkeme başvurucunun 8/1/2015-21/3/2014-13/3/2014-01/4/2018 tarihlerinde işlemiş olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği olup olmadığı hususunda hakkında rapor düzenlenmesi için Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun savunmasının alınmış olduğunu belirterek başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse serbest bırakılması için Başsavcılığa yazı yazılmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. A. Ulusal Hukuk 5237 sayılı Kanun'un "Akıl hastalığı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Gözlem altına alınma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. (2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. (3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez. (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur. (5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bireylerin hukuka uygun olarak özgürlüğünün sınırlandırılabileceği iki hâl düzenlenmiştir. Bu hükme göre kişiler, bir mahkemenin kanuna uygun bir kararına uymaması nedeniyle ya da kanunun öngördüğü bir yükümlülüğü yerine getirmesini sağlamak amacıyla tutulabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan tutma hâline ilişkin iki farklı düzenlemenin ayrımına Trutko/Rusya (B. No: 40979/04, 6/12/2016) kararında değinmiştir. Bu kararda AİHM, kanunda öngörülen bir yükümlülüğün yerine getirilmesini temin etmenin hâlihazırda ilgili kişiye düşen belirli ve somut nitelikteki bir yükümlülüğü ifade ettiğini ancak eğer kanunda öngörülen yükümlülüğün kaynağını oluşturan norm, bir hâkim ya da mahkeme kararı alınmasını gerekli kılıyorsa bu durumda diğer tutma nedeni olan bir mahkeme tarafından kanuna uygun olarak verilen bir karara uyulmaması kapsamında inceleme yapılması gerektiğini belirtmiştir (Trutko/Rusya, § 34). AİHM Trutko/Rusya kararında mahkeme heyetine ve davanın taraflarına hakaret ettiği iddia edilen başvurucu hakkında ilgili mahkemenin vermiş olduğu akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için psikiyatri kliniğine götürülmeye zorlanması ve burada belirli bir süre tutulması yönündeki kararının hukukiliğini Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin birinci kısmı kapsamında incelemiştir. AİHM bir kişinin rızası olmadan bir psikiyatrik tesise yerleştirilmesine ilişkin adli karar alma sürecinde, bu kişinin işlemlere katılımının ve gerektiğinde yasal temsilden yararlanmanın keyfîliğe karşı önemli güvenceler oluşturduğunu değerlendirmiştir (Beiere/ Letonya, B. No: 30954/05, 29/11/2011, § 52, Zagidulina/Rusya, B. No: 11737/06, 2/5/2013, §§ 60-62). İlgili uluslararası hukuk için ayrıca bkz. Mustafa Karaca [GK], B. No: 2020/15967, 20/5/2021,§§ 29-