T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/345 KARAR NO : 2026/109 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2023 NUMARASI : 2022/465 Esas 2023/1303 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi) KARAR TARİHİ : 30.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/345 KARAR NO : 2026/109 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2023 NUMARASI : 2022/465 Esas 2023/1303 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi) KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.02.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde;25.09.2016 tarihinde davalı ...'ın sürücüsü olduğu, işleteni davalı ... olan ve davalı ... şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ve kasko poliçesi ile sigortalanan araç ile seyir halinde iken, davacının park halindeki aracının kapısını açıp indiği sırada çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak geçici ve sürekli iş göremez kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının makine teknolojisi bilgisayarlı makine imalatı bölümünden mezun olduğunu, dava konusu kaza meydana gelmeden önce ... Havacılık Makine Sanayi Ltd. Şti'nde CNC operatörü olarak çalıştığını davalıların, davacının zararlarından sorumlu olduğunu, davalı ... şirketine müracaat etmesine rağmen zararının karşılanmadığını, ileri sürerek ve davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 1.000,00 TL maddi (geçici ve sürekli iş gücü kaybı) tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; 100.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 25.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişt, 22.01.2018 tarihli dilekçesi ile 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebinin 100,00 TL'sinin geçici iş göremezlik, 900,00 TL'sinin ise sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu belirtmiş, dava değerinin artırılmasına yönelik dilekçesinde; raporda aleyhe hususları kabul etmemekle beraber 1.000,00 TL olan maddi tazminat (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı) talebini 194.364,80 TL'ye yükseltilmiş, istinaf kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sırasında, ıslah dilekçesi vererek dava değerini 2.712.360,66 TL olarak ıslah ederek, sigorta şirketi sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere, davalılardan tahsilini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen aracın davacı şirket tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalandığını, sorumluluklarının sigorta limiti, sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının, davalı şirkete başvurusu bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya yasal süresinde cevap vermemiş, 28.03.2017 tarihli celsede alınan beyanında; aleyhe hususları kabul etmediğini, kazadan sonra davacı ile gerekli irtibatı kurduğunu ve ilgilenmeye çalıştığını, ceza dosyasının devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya yasal süresi içerisinde cevap vermemiş, 28.03.2017 tarihli celsede alınan beyanında; aleyhe hususları kabul etmediğini, kazadan sonra davacı ile gerekli irtibatı kurduğunu ve ilgilenmeye çalıştığını, ceza dosyasının devam ettiğini, davacının kaza esnasında araca binmek üzere olduğunu, kendisinin de yanından geçtiğini, davacı aracının kapısını açınca, kendi aracının arka kapağına takıldığını ve aracın arka kapağının açıldığını, davacının bu şekilde yaralandığını, bu olayda davacının da kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından verilen 20.06.2019 tarih, 2016/838 E. 2019/419 K. sayılı kararın, davacının istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 17.03.2022 tarih 2019/2812 E. 2022/657 K. sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde, mahkemece; Davanın, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı) ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu; Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan raporda; davalı sürücü ...'ın olayda % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'nın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği, rapordaki tespitlerin oluşa uygun ve ceza dosyası kapsamında alınan ve makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 24.03.2017 tarihli raporla uyumlu olması nedeniyle raporun hükme esas alındığı; davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca, Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınmak suretiyle düzenlenen 13.07.2018 tarihli raporda; 25.09.2016 tarihli yaralanması neticesinde davacının özürlülük oranının % 26 olarak hesaplandığı, 6 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı yönünde görüş bildirildiği, dosyaya sunulan belgelerden; SGK tarafından davaya konu kaza nedeniyle davacıya 15.167,70 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının anlaşıldığı; davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının hesaplanması bakımından dosya aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan, 29.03.2019 tarihli ek raporda; taraf vekillerinin itirazlarının 30.11.2018 tarihli raporda yer alan inceleme ve değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte olmadığı belirtildikten sonra ek rapor tanzim tarihindeki verilere göre tekrar yapılan hesaplamaya göre, davacının geçici işgöremezlik nedeniyle oluşan maddi zararının 8.097,97 TL, sürekli işgöremezlik nedeniyle oluşan maddi zararının 201.434,53 TL, toplam maddi zararın ise 209.532,50 TL olduğu, TBK'nın 55. maddesi gereği SGK tarafından yapılan ödemenin tenzili ile davacının bakiye 194.364,80 TL karşılanmamış gerçek zararının bulunduğu yönünde kanaat belirmiş olması sonrasında, davacının 01.04.2019 tarihi dava değerinin artırılmasına yönelik talebi de değerlendirilmek suretiyle; talebi çerçevesinde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine kaldırılması sonrasında, kaldırma kararı gereğince eksiklikler giderilerek yeniden ek rapor alınarak, davacının maddi zararının hesaplandığı; aktüerya bilirkişi tarafından sunulan kök rapor ve ek rapor birlikte incelendiğinde; bu raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirlenen ilkeler dairesinde hazırlandığının anlaşıldığı; davacı tarafça her ne kadar alınan ek rapordan sonra ıslah dilekçesi vermiş ise de; kaldırma kararından önce 01.04.2019 tarihinde ıslah dilekçesi verilerek dava değerinin arttırıldığı, bu dilekçede talebin açıkça ıslah olduğunun yazıldığı, 24.10.2023 tarihli dilekçede de aynı şekilde talebin ıslah olduğu yazılarak dava değerinin arttırıldığı, dolayısıyla bu dilekçenin ikinci ıslah dilekçesi sayılması gerektiği ve HMK'ya göre davada ancak bir kere ıslah yapılabileceği anlaşıldığından, davacı tarafın 24.10.2023 tarihli dilekçesi dikkate alınmayarak bir önceki hükümde belirlenen maddi tazminat miktarları doğrultusunda yeniden hüküm kurmak gerektiği; manevi tazminat talepli dava bakımından ise; kaza tarihi, kazanın oluşumundaki kusur oranları, olayın özelliği, davacının yaralanmasının niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve paranın satın alma gücü birlikte ele alınarak, kaza nedeniyle bedensel bütünlüğü zedelenen davacının kaza sonrası tedavi gördüğü süre içerisinde çektiği acının bir nebze olsun giderilebilmesi amacıyla ve bir tarafın haksız yere zenginleşmesine yol açmamak kaydıyla, hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabul, kısmen reddine; davacının maddi tazminat talepli davasının kabulüne; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 194.364,80 TL maddi tazminatın davalı ... şirketi bakımından dava tarihinden, davalılar ... ve ... bakımından ise haksız fiil tarihi olan 25.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacının manevi tazminat talepli davasının kısmen kabulüne; 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 25.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, dava dilekçelerinde açılan davanın belirsiz alacak davası olduğunun açıkça ifade edildiğini ve ek dava açma hakları ile fazlaya ilişkin haklarının dilekçede saklı tutulduğunu, yapılan yargılamada, istinaf kaldırıma kararından önce, 01.04.2019 tarihli dilekçeleri ile dava değerini 194.364,80 TL’ye artırdıklarını, nitekim ilk derece mahkemesince verilen daha önceki karada da dava değerinin yükseltildiğinin kabul ediliğini, dolayısı ile istinaf kaldırma kararından sonra dava değerini birkez de ıslah etme hakları olduğunu, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, ayrıca SGK tarafından yapılan ödemelerin tazminattan mahsup edilmeyeceğini, manevi tazminat miktarının da çok düşük olduğunu, yargılama giderlerinin ne kadarının maddi tazminata ilişkin olduğu, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu değerlendirilerek hüküm altına alınması gerektiğini, sigorta şirketi yönünden, davacının müracatta bulunduğundan, faizin kaza tarihinden yahut başvuru tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminat istemidir. Davacın belirsiz alacak olarak açtığı maddi tazminata yönelik talebinde, mahkemece, davacının, dava değerini artırmaya yönelik her iki dilekçesinde de, "ıslah" ibaresi geçtiğinden bahisle, HMK'nın 176/2 maddesi gereğince, aynı davada birkez ıslah yoluna başvurulabileceğinden, talep artırmaya yönelik ikinci dilekçesi nazara alınmaksızın, davacının ilk dilekçesinde artırdığı miktar üzerinden, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından, maddi tazminata yönelik olarak davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından bahisle bir kez talep artırım, bir kez de ıslah hakkı olduğundan ve ayrıca manevi tazminatın da yetersiz olduğundan bahisle istinaf edilmiştir. 20.06.2016 tarihinde, davalı sevk ve idaresindeki kamyonun kasasının, arka kısmındaki yana açılan üst kapağının açılarak yolun sağında park halinde bulunan aracına binmek üzere olan, davacıya ve park halinde aracına çarpması sonucunda, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazanın bu oluş şekline göre mahkemece alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalının %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, alınan maluliyet raporuna göre de, %26 oranında engelinin meydana geldiği, iyileşme süresinin 6 ayı bulacağının tespit edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından, daha önce verilen kararında, tespit edilen kusur ve maluliyet oranı çerçevesinde aktüer bilirkişiden alınan rapor ile hesap raporuna göre, davacının talep artırım dilekçesini de nazara alarak 194.364,80 TL (geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı olmak üzere) maddi tazminata, 30.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiş iken, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi sonrasında, Dairemizin 17.03.2022 tarih 2019/2812 E. 2022/657 K. sayılı kararı ile davacının maddi tazminata yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek, bilinen dönem zararının bilinen gelirine göre hesaplanması gerektiğinden bahisle, bilinen geliri araştırılarak karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararı sonrasında davacının bilinen geliri tespit edilerek, Dairemiz kaldırma kararında belirtilen yöntem çerçevesinde, aktüer hesap bilirkişisinden alınan ek raporda, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının 2.712,360,66 TL olduğu, daha önce kaldırılan karar istinaden sigorta şirketi tarafından ödenen 194.364,80 TL mahsup ediliğinde, davacının bakiye zararının 2.517.995,86 TL olduğunun hesaplanması sonrasında, davacı 24.10.2023 tarihili dilekçesi ile dava değerini 2.712.360,66 TL olarak ıslah ederek davalı ... şirketi sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istediği, ilk derece mahkemesi tarafından, davacının verdiği ilk dilekçeninde ıslah dilekçesi olduğundan bahisle, aynı davada ancak bir kez ıslah dilekçesi verilebileceğinden, ıslah talebi hükme esas alınmaksızın, talep artırımına yönelik olarak, Dairemiz kaldırma kararından önce verdiği dilekçesi çerçevesinde maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. 1-Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı vekili tarafından manevi tazminatın yeteriz olduğu ileri sürülmüş ise de, trafik kazası neticesinde, davacının meydana gelen maluliyeti, kazanın oluş şekli, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, manevi tazminatın amacı ve niteliği nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminatın TMK'nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ölçüsünde takdir edilmiş olmasına göre, davacının manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin, 24.10.2023 tarihli ıslah dilekçesine göre talebi gibi karar verilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) belirsiz alacak davasını düzenleyen 107'nci maddesinde “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının, alacak miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107 nci maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir. Somut olayda davacı tarafça davanın 6100 sayılı HMK'nın 107 nci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığı anlaşılmıştır. Davacı "dava değerinin artılması talebi" olarak verdiği 01.04.2019 tarihli dilekçesinde, maddi tazminat ilişkin olarak dava değerini 194.364,80 TL olarak belirleyerek, davalıdan tahsilini istemiş, Dairemiz tarafından kararın davacı lehine kaldırılmasından sonra da, yeninden yapılan yargılamada, 24.10.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin olarak davasını ıslah ederek, dava değerini 2.712.360,66 TL'ye artırarak, davalı ... şirketi sigorta limiti ile sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, bir kez HMK'ın 107. Maddesi gereğince dava değerini artırabileme hakkı, dava belirsiz alacak davası olarak açılsa dahi bir kezde davasını ıslah hakkı bulunduğundan, davacının 24.10.2023 tarihli ıslah dilekçesinin usule uygun olması ve bakiye harcında yatırılmış olması nedeniyle hükme esas alınarak karar verilmesi gerekirken, davacının verdiği ilk dilekçesi "talep artımın talebine yönelik" olduğu belirtilmiş olmasına rağmen "ıslahı etme zarureti hasıl olmuştur." ibaresinden hareket ile iş bu dilekçenin, ıslah dilekçesi olduğu kabul edilerek, 24.10.2023 tarihli dilekçesi aynı davada ikinci ıslah dilekçesi kabul edilerek, hükme esas alınmaksızın davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacının buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri yerinde görülemediğinden reddine, 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan yargılamadan eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeninden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesin kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, maddi tazminata yönelik olarak yeninden hüküm tesisine, buna göre; davacının, davalı araç sürücüsünün %100 kusuru ile meydana gelen kaza neticesinden oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik talebine yönelik olarak, daha önce verilen kararın sadece davacı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, davacı lehine usulü kazanılmış haklarda gözetildiğinde, kaldırma kararı öncesinde 194.364,80 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı hüküm altına alınmış iken, yeniden yapılan yargılamada alınan rapor ile davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı 2.712,360,66 TL olarak hesaplanmış olup, davacı tarafından dava bu miktar üzerinden ıslah edildiği, davacının, ıslah dilekçesi nazara alınarak sigorta şirketi sigorta limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere bu miktar üzerinden kabulü ile her ne kadar, sigorta şirketi tarafından, daha önce kaldırılan karara istinaden Ankara Batı İcra Dairesi 2019/24128 E. Dosyasına 194.364,80TL ve kaldırılan ilk kararın ferilerine yönelik olarak ödeme yapılmış ise de söz konusu ödemenin infazda nazara alınması gerektiğinden, bu miktar tazminattan mahsup edilmeksizin, sigorta sigorta şirketi de, 310.000,00 TL limitle sorumlu olacak şekilde, maddi tazminata ilişkin talep gibi karar vermek gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararında maddi tazminata yönelik sair ve manevi tazminata yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE; a)Davacının maddi tazminat talepli davasının kabulüne; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 2.712.360,66 TL maddi tazminatın (davalı ...Ş. Sigorta teminat limiti 310.000,00 TL ile sınırlı olarak, müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) maddi tazminatın davalı ... şirketi bakımından dava tarihinden, davalılar ... ve ... bakımından ise haksız fiil tarihi olan 25.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,, b)Davacının manevi tazminat talepli davasının kısmen kabulüne; 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 25.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 187.330,66 TL (davalı ... AŞ sorumlu olduğu miktar üzerinden hesaplanan 21.176,10 TL ile sınırlı olarak, müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) karar ve ilam harcından peşin alınan 344,97 TL ile ıslahla alınan 661,00TL ve 8.601,00TL harcın mahsubu ile bakiye 177.723,69 TL (davalı ...Ş. Sorumlu olduğu miktar üzerinden hesaplanan11.569,13 TL ile sınırlı olarak, müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3)Davacı tarafından yatırılan 344,97TL peşin harç, 661,00TL ve 8.601,00TL ıslah harcı, 29,20TL başvuru harcı olmak üzere toplam 9.636,17TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; maddi tazminata yönelik olarak Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 394.606,8 TL (davalı ...Ş. Sorumlu olduğu miktar üzerinden hesaplanan 49.600,00 TL ile sınırlı olarak, müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 5)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; manevi tazminata yönelik olarak ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre hesap ve takdir olunan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden; manevi tazminata yönelik olarak ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre hesap ve takdir olunan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara ödenmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 3.300,00TL bilirkişi ücreti, 820,45TL tebligat ve posta gideri, 710,00TL ATK raporu faturası gideri olmak üzere toplam 4.830,45TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.710,22TL (davalı ...Ş. Sorumlu olduğu miktar üzerinden hesaplanan 532,45 TL ile sınırlı olarak, müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ve 358,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.527,40 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4- Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 30.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.