Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/3617 E. , 2024/4969 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/3617 Karar No : 2024/4969 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : "154 kV Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında ekli harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet ş…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/3617 E. , 2024/4969 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/3617 Karar No : 2024/4969 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : "154 kV Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında ekli harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2022 tarih ve 32001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 01/11/2022 tarih ve 6352 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının, Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, ... Mahallesi, ... altı mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acele kamulaştırmanın olağanüstü bir kamulaştırma yolu olduğu ve istisnai hallerde başvurulacak bir yöntem olduğu, kamu yararının gözetilmediği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : 1- .. tarafından; usule yönelik olarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, esas yönünden ise, proje kapsamındaki güzergaha isabet eden taşınmazlar hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5. maddesi uyarınca TEİAŞ Yönetim Kurulu tarafından kamu yararı kararları alındığı ve Bakanlık tarafından aynı Kanunun 6. maddesi uyarınca onaylandığı, akabinde dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının alındığı, Çerkezköy OSB'nin halihazırda tek bir hattan radyal olarak beslendiği, mevcut hatta yaşanabilecek herhangi bir arıza ya da oluşabilecek başka bir problemde merkezin enerjisiz kalıp bölge açısından büyük sıkıntı teşkil edeceği, bu nedenle tesis çalışmaları devam eden 154 Kv Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattının ivedilikle devreye alınmasının, mevcut hatta bir problem yaşanması durumunda enerjinin devamlılığının sağlanması ve bölgenin artan enerji ihtiyacının karşılanması anlamında büyük önem arzettiği, bu nedenle acelelik halinin oluştuğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 2-... Genel Müdürlüğü tarafından; Dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek Anayasa ve ilgili mevzuata uygun olarak tesis edildiği, acelelik halinin gerçekleştiği, iletim hattının kısmen İstanbul ili, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, kısmen de Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı ve Tekirdağ ili 1/25.000 ölçekli plan kapsamında kaldığından, söz konusu iletim hattı güzergahı tespit edilirken; imar durumu, tarım arazileri, yapılaşma, doğal bitki örtüsü, hat uzunluğu, ulaşım gibi hususların dikkate alınarak ve ilgili kuruluşlardan görüş alınarak, maliyet ve teknik açıdan yapılan değerlendirme ve projenin Valilikçe incelenmesi sonucu ÇED Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca "ÇED Gerekli Değildir" kararı alındığı, enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve inşa edilecek elektrik iletim hatları için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması hususları dikkate alındığında kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğunun açık olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, "154 Kv Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında ekli harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2022 tarih ve 32001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 01/11/2022 tarih ve 6352 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi, ... Mahallesi, ... altı mevkii ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi, aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir. Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir. Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir. Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. maddesinde; "Elektrik piyasasında üretim veya dağıtım faaliyetlerinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin, önlisans ve lisansa konu faaliyetleri için gerekli olan kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlara ilişkin kamulaştırma talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi hâlinde Kurul tarafından kamu yararı kararı verilir. Söz konusu karar çerçevesinde gerekli kamulaştırma işlemleri 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen esaslar dâhilinde üretim faaliyetlerinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri için Maliye Bakanlığı, dağıtım faaliyetlerinde bulunan lisans sahipleri için TEDAŞ tarafından yapılır. Bu durumda kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderler kamulaştırma talebinde bulunan önlisans veya lisans sahibi tüzel kişi tarafından ödenir. Kamulaştırılan taşınmazın mülkiyeti ve/veya üzerindeki sınırlı ayni haklar, üretim veya dağıtım tesislerinin mülkiyetine sahip olan ilgili kamu kurum veya kuruluşuna, bunların bulunmaması hâlinde ise Hazineye ait olur. Kamulaştırma bedeli önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişisi tarafından ödenerek tapuda Hazine adına tescil edilen veya niteliği gereği tapudan terkin edilen taşınmazlar üzerinde Maliye Bakanlığınca kamulaştırma bedelini ödeyen önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri lehine bedelsiz irtifak hakkı tesis edilir ve/veya kullanma izni verilir. İrtifak hakkının ve/veya kullanma izninin süresi önlisans veya lisansın geçerlilik süresi ile sınırlıdır" hükmü, 20/1 maddesinde ise, "Bakanlık, elektrik enerjisi arz güvenliğinin izlenmesinden ve arz güvenliğine ilişkin tedbirlerin alınmasından sorumludur..." hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu bağlantı anlaşmasına yönelik hükümler kapsamında iletim hattı güzergahına isabet eden taşınmazlar için kısmen mülkiyet kısmen de irtifak hakkı kamulaştırması talebi üzerine daha önce alınan kamu yararı kararının düzeltilmesine yönelik olarak toplam 1.800 m2'lik saha için mülkiyet, 84.000 m2 lik sahanın ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle TEİAŞ lehine kamulaştırılmasına ilişkin 05/07/2022 tarih ve 16-8 sayılı kamu yararı kararı ve ardından Bakan Olur'unun alındığı, Bakanlığın ilgili talebi üzerine "154 Kv Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı Projesi' kapsamında ekli harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına" ilişkin davaya konu 02/11/2022 tarih ve 32001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 01/11/2022 tarih ve 6352 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı, daha sonra 154 Kv Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattının OSB içinde kalan direk yerleri ile D.41-D.42 numaralı direkler arasında yer alan karayolu geçişinin havai hat olarak yapılmasına karar verilmesi ve deplase edilecek doğalgaz borusu hattından dolayı D.42 numaralı direğin OSB'nin vermiş olduğu koordinata çekilmesi nedeniyle D.36(S.6)-D.42 (ND.2) numaralı direkler arasında tadilat yapılması üzerine TEİAŞ İletim Hatları Tesis Dairesi Başkanlığının 23/03/2023 tarihli ve 1757325 sayılı talebi ile TEİAŞ Yönetim Kurulundan alınan 05/07/2022 tarihli ve 16-8 sayılı kararın kısmen iptal edildiği, 09/02/2022 tarihli ve 5-1 sayılı kamu yararı kararına ilave olarak 29/03/2023 tarihli ve 12-3 sayılı kamu yararı kararı alındığı, bu kararın 05/04/2023 tarihli ve 181533 sayılı Enerji ve tabii Kaynaklar Bakanı kararıyla onandığı, 01/11/2022 tarihli ve 6352 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ilave olarak 06/07/2023 tarihli ve 2023/7357 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı alındığı, bu karar ekinde sadece Tekirdağ İli, Çerkezköy İlçesi, Gazi Mustafa Kemal Paşa Mahallesi ,1703 ada, 3 sayılı parselin 154 Kv Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında 2942 sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca acele kamulaştırılacak ilave taşınmaza yer verildiği, 154 Kv Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattının kısmen İstanbul İli 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında, kısmen de Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni ve Tekirdağ ili 1/25.000 ölçekli plan kapsamında kaldığı, söz konusu Enerji İletim Hattı güzergahı tespit edilirken; imar durumu, tarım arazileri, yapılaşma, doğal bitki örtüsü, hat uzunluğu, ulaşım gibi hususlar göz önünde bulundurularak ilgili kuruluşlardan görüşler alındığı, maliyet ve teknik açıdan yapılan değerlendirme ve projenin Valilikçe incelenmesi sonucu ÇED Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının alındığı, davacı tarafından proje güzergahı tespitine, kamu yararı kararına ve "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararına karşı anılan işlemlerin iptali istemiyle herhangi bir dava açılmadığı; idarece acele kamulaştırmayı zorunlu kılan ivedilik halinin Çerkezköy OSB'nin tek bir hattan radyal olarak beslenmesi nedeniyle hatta oluşabilecek bir arıza ya da problemde bölgenin enerji devamlılığının sağlanması ve artan enerji ihtiyacının karşılanması olarak açıklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmaza isabet eden güzergahın dayandığı projenin ve projeye ilişkin ÇED olumlu kararının dava konusu edilmediği, ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması hususu dikkate alındığında, olayda 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumun, acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmakla, dava konusu işlemlerde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı kullanım izni dava konusu 01/11/2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararından sonra 01/02/2023 tarihinde alınmış ise de, zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilmesi nedeniyle işlemi sakatlar nitelikte bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: "154 kV Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı" güzergâhına isabet eden taşınmazlardan; kamulaştırma yoluyla toplam 9.900 m²'lik sahanın mülkiyetinin alınması ile 614.700 m²'lik saha üzerinde Genel Müdürlük lehine irtifak hakkı kurulmasında kamu yararı bulunduğuna dair TEİAŞ Yönetim Kurulunca ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararının alındığı ve bu kararın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Oluru ile onaylandığı, Anılan hattın D.36 (S.6)-D.46 (ND.2) numaralı direkler arasında tadilat yapılması üzerine, hat güzergâhında değişiklik yapıldığı, anılan hat güzergahı için Yönetim Kurulunca alınan 09.02.2022 tarih ve 5-1 sayılı kamu yararı kararının, hattın değişiklik yapılan kısmına isabet eden taşınmazlar için toplam 1.000 m²'lik sahanın mülkiyeti ve 104.600 m'lik irtifak hakkı kamulaştırmasının iptali ile yeni hat güzergâhına isabet eden taşınmazlarda; kamulaştırma yoluyla toplam 1.800 m²'lik sahanın mülkiyetinin alınması ile 84.400 m²'lik saha üzerinde TEİAŞ lehine irtifak hakkı kurulmasında kamu yararı bulunduğuna dair TEİAŞ Yönetim Kurulunca ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararı alındığı ve bu kararın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Oluru ile onaylandığı, Anılan işlemlere müteakip dava konusu 01.11.2022 tarih ve 6352 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının alındığı ve davacı tarafından anılan kararın Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, ... Mahallesi, ... altı mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptalinin istendiği anlaşılmaktadır. Akabinde "154 kV Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı"nın OSB içinde kalan direk yerleri ile D.41-D.42 numaralı direkler arasında yer alan karayolu geçişinin havai hat olarak yapılmasına karar verilmesi ve deplase edilecek doğalgaz boru hattından dolayı D.42 numaralı direğin OSB'nin vermiş olduğu koordinata çekilmesi nedeniyle D.36 (S.6)-D.42 (ND.2) numaralı direkler arasında tadilat yapılması üzerine, söz konusu hat güzergahı için TEİAŞ Yönetim Kurulu tarafından alınan 05.07.2022 tarihli ve 16-8 sayılı kararın iptaline, buna karşılık yeni güzergaha isabet eden taşınmazlardan özel mülkiyette olanların kamulaştırma yoluyla edinilmesi amacıyla toplam 1800 m²'lik sahanın mülkiyetinin kamulaştırılması ile 78.700 m²'lik saha üzerinde de TEİAŞ lehine irtifak hakkı kurulmasında kamu yararı bulunduğuna dair TEİAŞ Yönetim Kurulunca 29.03.2023 tarih ve 12-3 sayılı kamu yararı kararı alındığı ve bu kararın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının 05.04.2023 tarih ve 181533 sayılı Oluru ile onaylandığı, Dava konusu 01/11/2022 tarihli ve 6352 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına ilave olarak 06/07/2023 tarih ve 7357 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı alındığı ve bu karar ekinde sadece Tekirdağ İli, Çerkezköy İlçesi, Gazi Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, 1703 ada, 3 parsel sayılı taşınmaza, 154 kV Kemerburgaz RES TM-Çerkezköy OSB TM Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında 2942 sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca acele kamulaştırılacak ilave taşınmaz olarak yer verildiği anlaşılmaktadır. Başka davacılar tarafından dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan Dairemizin E:2023/6266 sayılı dosyasının incelenmesinden, 01/02/2023 tarih ve E*** *** ****0-8608437 sayılı Bakanlık Oluruyla tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşılmaktadır. Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/09/2023 tarih ve E:2023/43 D.İş, K:2023/84 sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulmasına dair karar verilmiştir. Davalı Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından açılan Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasının ise, Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/08/2024 tarih ve E:2023/531, K:2024/399 sayılı kararıyla kabul edildiği anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kanunun 3. maddesinde, Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırma yöntemi konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Çerkezköy OSB'nin tek bir hattan radyal olarak beslendiği, mevcut hattın arıza, bakım gibi nedenlerle enerjisinin kesilmesi durumunda Çerkezköy OSB'nin enerjisiz kaldığı, Çerkezköy OSB'nin sanayi bölgesi olduğu, yüklü miktarda enerji çekmesi nedeniyle iletim hatlarının artırılması gerektiği, söz konusu enerji iletim hattının yapılmasında aciliyet bulunduğundan bahisle uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, anılan proje ile, Çerkezköy OSB'nin artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği gerçeği birlikte dikkate alındığında, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasında kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, anılan iletim hattının bir an önce yapılabilmesi maksadıyla proje kapsamındaki taşınmazlara el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.