10. Hukuk Dairesi 2023/6211 E. , 2024/12626 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2257 E., 2022/2044 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çine 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/315 E., 2021/471 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edi…
**10. Hukuk Dairesi 2023/6211 E. , 2024/12626 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2257 E., 2022/2044 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çine 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/315 E., 2021/471 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde çalışırken yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle Çine Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/203 Esas sayılı dosyası ile hükmedilen manevi tazminata ilişkin kararın kesinleştiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 85.000 TL maddi tazminatın 04.09.2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında talebini 200.000 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının yakalandığı hastalığın müvekkili şirkette geçen çalışması ile ilgisinin olmadığını, meslek dışındaki etkilerden oluştuğunu, müvekkili şirketin işyerinde iş mevzuatı gereği alınması gerekli tüm önlemleri aldığını, davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların aynı olduğu manevi tazminat istemine ilişkin yapılan yargılamada alınan kusur raporunun dayanak gösterildiği Mahkemenin 2010/203 Esas 2016/38 Karar sayılı kararının Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/9007 Esas 2016/10199 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi nedeniyle kusur durumuna ilişkin 02.04.2013 havale tarihli bilirkişi raporunun taraflar açısından kesin delil niteliğini haiz olduğu, her ne kadar yargılama sırasında Mahkemece tarafların kusur durumuna ilişkin 07.09.2020 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu alınmış ise de kesin delil durumu nazara alınarak davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminat miktarının hesaplanmasına dayanak olarak Yargıtayca da onanan karara esas teşkil eden kusur raporunun kabul edildiği ve bu doğrultuda hesap bilirkişisinden rapor alındığı,yine davacının maluliyet durumuna ilişkin olarak Mahkemenin 2012/494 Esas ve 2010/203 E. sayılı dosyalarında alınan raporlarda sürekli iş göremezlik oranının %20,2 olduğu tespit edildiğinden, alınan raporun kesin delil teşkil etmesi ve usul ekonomi gereği maluliyet oranının tespitine ilişkin yeniden rapor alınmadığı, hesap bilirkişisinin dosyaya ibraz ettiği 12.04.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının meslek hastalığı nedeniyle davalıdan talep edebileceği gerçek zararın 194.187,52 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacının talebinin kısmen kabulüne, 194.187,52 TL' nin 04.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan 04.04.2021 aktüerya bilirkişisinin raporunda kusur durumu %19,21 kaçınılmazlık faktörü dikkate alınarak yapılmış olmakla, davalı vekilinin meslek hastalığının oluşumunda %19,21 kaçınılmazlık faktörünün bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı, davacının maddi tazminat talebini belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararının bulunduğu, tazminat talebinin zamanaşımına uğramadığı, SGK tarafından yapılan ilk PSD ödemelerinin maddi tazminat hesabından düşüldüğü, 30.04.2017 tarihli "feragatname ve ibraname" başlıklı belge karşılığı yapılan ödemenin davacının meslek hastalığı sebebiyle maddi tazminat taleplerine ilişkin bir ödeme olmadığından dikkate alınmamasının yerinde olduğu, aktüerya bilirkişi raporundaki hesaplamalarda ve meslek hastalığının tespiti tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesinde hata bulunmadığı, davalı tarafın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmekle, davacı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturacak yeni bir hüküm tesisi yoluna gidilmediğinden reddine karar verildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturmamak ve her türlü artışlardan (bakiye ömür tablolarının değişmesi, içtihat değişikliği, emsal ücret artışı ve tazminat miktarını artırabilecek her tür neden) yararlanma hakkımızı saklı tutmak amacıyla temyiz ettiğini belirtmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı itirazının incelenmediğini, ekonomik durum araştırması yapılmadığını, aynı meslek hastalığı iddiasında, %19,21 kaçınılmazlık faktörü bulunduğuna dair Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunduğunu, bu kesinleşmiş mahkeme kararının davalı müvekkil yönünden usuli müktesap hak teşkil edeceğini, belirlenen kaçınılmazlık oranının oldukça düşük olduğunu SGK'nın taraf olduğu rücu'en alacak davasının hala istinaf yargılaması aşamasında olduğunu, dosya sonucunun beklenmesi ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının 30.04.2007 tarihinde imzaladığı feragatname ve ibraname ile 12.657,54 TL olmak üzere tüm tazminatlarını aldığına ilişkin savunmasının dikkate alınmadığını, maddi tazminat bedelinden düşülmediğini, belirlenen tazminat miktarının fazla ve fahiş olduğunu hükmedilen maddi tazminata 04.09.2008 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi zararının tazmini istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.