Başvuru, gözaltı sırasında yakalama sebeplerinin bildirilmemesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; gözaltı sırasında yakalama sebeplerinin bildirilmemesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 2014/6425 numaralı başvuru yönünden 7/5/2014; 2014/15423 numaralı başvuru yönünden ise 12/9/2014 tarihlerinde yapılmıştır. Başvuruların ön incelemesi neticesinde, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Konu bakımından irtibat bulunması nedeniyle başvuruların birleştirilmesine karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 27/7/2008 tarihinde saat 30 sıralarında Bingöl Merkez Kültür Mahallesi'nde bulunan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Ekipler Amirliği ve Çocuk Şube Müdürlüğüne ait binaya (iddiaya göre) PKK terör örgütü tarafından bombalı ve uzun namlulu silahlarla düzenlenen terör saldırısı sonrasında yaralı olarak kaçmaya çalışırken olay yerinin yakınında yakalanmış ve önce tedavisi yapılmak üzere hastaneye sevk edilmiştir. Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında soruşturma başlatılmış ve başvurucu aynı gün (27/7/2008) gözaltına alınmıştır. Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 1/8/2008 tarihinde sorgusu yapılarak başvurucunun "devletin birliğinive bütünlüğünü bozma, silahlıterör örgütü üyesiolma, yağma, adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs" suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 5/8/2008 tarihli görevsizlik kararı ile soruşturma dosyası, suçun işlendiği yer itibarıyla başvurucuya isnat edilen suçlarla ilgili soruşturmaları yapmakla görevli olması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga maddesiyle görevli bölümü) gönderilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/2008 tarihli iddianamesi ile başvurucunun "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde bulunma, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle adam öldürmeye tam teşebbüs, PKK terör örgütü üyesi olma,izinsiz patlayıcı bulundurma, ruhsatsız silah taşıma ve örgütün korkutucu gücünden yararlanarak yağma" suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun yanı sıra aynı saldırıya katıldığı belirtilen bir kişinin daha cezalandırılması talep edilmiş, olaya ilişkin on üç mağdura yer verilmiştir. Dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/627 sayılı dosyası üzerinden ve başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. İki ayrı kişi hakkında biri terör örgütü üyesi olma, diğeri terör örgütüne yardım etme suçlarından olmak üzere aynı Mahkemede görülen iki ayrı davanın 12/4/2010 tarihinde, irtibat nedeniyle başvurucunun yargılandığı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Böylece davada yargılanan sanık sayısı dört olmuştur. Mahkemece 17/8/2011 tarihli celseye kadar (birleşen davalardan birinin sanığı olup hakkında yakalama emri bulunan bir kişi dışında) sanıkların savunmaları ile mağdurların beyanlarının alındığı, bu celsede Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü mahkemeye sunduğu, daha sonra yapılan duruşmalarda başvurucunun da aralarında olduğu sanık müdafilerinin sürekli olarak esas hakkındaki savunmalarını bildirmek için süre istedikleri görülmektedir. Mahkeme 22/1/2013 tarihli duruşmada, diğer sanık müdafiinin esas hakkındaki savunmasını sunmak için yeniden süre verilmesi talebini reddederek başvurucunun dışındaki diğer üç sanık yönünden nihai kararını vermiş ve hastalığı nedeniyle duruşmaya katılmayan başvurucu hakkındaki davayı tefrik ederek yeni bir esasa (E.2013/35) kayıt etmiştir. Başvurucu hakkında E.2013/35 sayılı dosya üzerinden devam olunan yargılamada 18/4/2013 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü Mahkemeye sunduğu görülmektedir. Başvurucu bu duruşmaya da hastalığı nedeniyle katılamamış, başvurucu müdafii esas hakkındaki savunmasını başvurucu ile birlikte yapmak üzere süre talep etmiştir. 30/5/2013 tarihinde yapılan duruşmaya başvurucu hastalığı nedeniyle, başvurucu müdafii ise mazeretinin bulunduğunu belirterek katılmamıştır. Başvurucu ve müdafiinin 27/6/2013 tarihli duruşmada yeniden süre talebinde bulundukları, 17/7/2013 tarihinde yapılan duruşmaya başvurucunun hastalığı nedeniyle katılmaması üzerine başvurucu müdafiinin esas hakkındaki savunmasını başvurucu ile birlikte yapma talebini yinelediği, 10/10/2013 tarihinde yapılan duruşmaya ise başvurucunun hastalığı nedeniyle, başvurucu müdafiinin mazereti nedeniyle katılmadığı anlaşılmıştır. Başvurucu esas hakkındaki savunmasını 23/1/2014 tarihli celsede Mahkemeye sunmuştur. Aynı celsede başvurucunun müdafii, esas hakkındaki savunmasını bildirmek üzere tekrar süre talebinde bulunmuşsa da Mahkeme bu talebi kabul etmeyerek davayı sonuçlandırmıştır. Mahkeme, başvurucunun "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, "ruhsatsız silahı taşıma" suçundan 9 yıl hapis ve 675 TL adli para, "izinsiz patlayıcı madde bulundurma" suçundan 6 yıl 8 ay hapis ve 000 TL adli para, "(altı ayrı) kamu görevlisine yönelik öldürmeye teşebbüs" suçundan (toplam) 90 yıl hapis, "yağma" suçundan 18 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece "tayin olunan sonuç cezanın nevi ve miktarı, ceza süresi" gerekçe gösterilerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir. Anılan karar, başvurucuya ve müdafiine duruşmada tefhim edilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemede de bu yönde bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu, kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin dolduğundan bahisle 10/2/2014 tarihinde tahliye talebinde bulunmuştur. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un maddesiyle CMK mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosyanın aktarıldığı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 12/3/2014 tarihli kararı ile başvurucunun talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu karara itiraz etmiş, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 31/3/2014 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 7/4/2014 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu, 2014/6425 numaralı başvuru yönünden 7/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 23/1/2014 tarihli mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 23/6/2014 tarihli ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Yargıtay onama ilamının 4/9/2014 tarihinde tebliğ edildiğini bildirmiştir. Başvurucu, 2014/15423 numaralı başvuru yönünden 12/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.