12. Ceza Dairesi 2013/22044 E. , 2014/13371 K. "" Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Ceza yargılaması hukukunda vicdani kanıt sistemi benimsenmiştir. Bu sistemle ifade edilmek istenen hem kanıt serbestliği, hem de kanıtların değerlendirilmesi serbestliğidir.…
**12. Ceza Dairesi 2013/22044 E. , 2014/13371 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Ceza yargılaması hukukunda vicdani kanıt sistemi benimsenmiştir. Bu sistemle ifade edilmek istenen hem kanıt serbestliği, hem de kanıtların değerlendirilmesi serbestliğidir. Ceza yargılamasında somut gerçek arandığından, hakimi bu gerçeğe götürecek her şey kanıt olabilir. Ancak hükme dayanak alınan kanıtların gerçekçi, akılcı, olayı temsil edici, kanıtlayıcı ve hukuka uygun bulunmaları, mutlak surette her türlü kuşkuyu gidermeye yeter düzeyde olmaları gerekir. Bu belirlemeler ceza yargılamasında şekli duruma değil, somut gerçeğe itibar edileceğini ortaya koymaktadır. Aksinin kabulü hak ve adalet duygularını yaralayacaktır. Vicdani kanıt sisteminin geçerli bulunduğu ceza yargılaması hukukumuzda, özgür iradeye dayalı olan ikrarın da, diğer tüm kanıtlar gibi hakim tarafından serbestçe takdir edilip değerlendirilmesi gerekir. Gerçekten de, bir kimsenin suçlu olmadığı halde kendisini suçlu sayması veya bir başkasının suçunu kabullenmesi mümkündür. O halde, ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği ve özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanın ciddiyetini ve bundan doğacak sonuçları bilip bilmediği, ikrarın başkaca kanıtlar veya emarelerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği, kuşkudan arınmışlığını ve belirliliğini zayıflatacak biçimde ikrardan dönülüp dönülmediği gibi hususlar da gözönünde bulundurulmak suretiyle somut olaydaki ikrarın kanıt değeri ortaya konulmalı ve ispat sorunu bu şekilde çözümlenmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların, katılanın cinsel mahremiyetine ilişkin görüntüsünü, gizlice kaydettikleri iddiasına konu olayda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde subay olarak görev yapmakta olan sanıkların, haklarında başlatılan idari soruşturma kapsamında, müdafiileri hazır bulunmaksızın alınan, iddiaya konu eylemi gerçekleştirdiklerine yönelik beyanlarının, duruşmada alınan, atılı suçu işlemediklerine dair savunmalarıyla çelişmesinden dolayı sanıkların mahkeme huzurunda doğrulanmamış idari soruşturma sırasındaki ifadelerine dayalı olarak mahkumiyet kararı verilemeyeceği gibi, katılanın bilgisi ve rızası dışında kaydedilen özel görüntülerinin mevcut olduğuna ilişkin katılanın iddiası, tanık anlatımı ya da maddi bir delil bulunmaması karşısında, başkaca bir delille desteklenmeyen, kuşkudan arınmamış ikrarın, tek başına, sübuta yeter delil olarak kabulü mümkün görülmediğinden,