Başvuru; başvurucuların toplu iş sözleşmesi kapsamında günlük brüt ücretlerinde düşüş meydana geldiği gerekçesiyle sendika hakkının, yargılamaların uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; başvurucuların toplu iş sözleşmesi kapsamında günlük brüt ücretlerinde düşüş meydana geldiği gerekçesiyle sendika hakkının, yargılamaların uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Aynı mahiyetteki başvurular, konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle bu dosya üzerinde birleştirilmiştir. Başvurucular, Uludağ Elektronik Dağıtım Anonim Şirketinde çalışmaktadır. Başvuruya konu olaylardan önce başvurucuların günlük brüt ücretleri davalı şirket ile imzaladıkları iş sözleşmesi ile belirlenmiştir. Daha sonra başvurucular Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (Tes-İş/Sendika) üyesi olmuş ve bu sendika ile işveren sendikası arasında toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalanmıştır. TİS hükümleri kapsamında başvurucuların günlük brüt ücreti düşürülmüştür. Bunun üzerine başvurucular 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinde yer alan "Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz" şeklindeki düzenleme nedeniyle ücretlerinde azaltma yapılamayacağını bu nedenle eksik ödenen kısımların taraflarına ödenmesini talep ederek 2012 yılında dava açmıştır. Yargılamalar beş yıldan fazla sürmüştür. Davalı taraf ilk derece mahkemesine sunduğu cevap dilekçelerinde, başvuruculara TİS gereği verilmesi gereken tüm hakların eksiksiz olarak yerine getirildiğini savunmuştur. Davaların görüldüğü Bursa İş Mahkemesi, başvurucuların Sendikaya üye oldukları dönemden itibaren TİS kapsamında ücretlerinin düşürüldüğünü, işçinin ücretinin rızası dışında düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek davaların kısmen kabulü ile başvurucuların TİS'ten kaynaklı fark alacaklarının davalı tarafından ödenmesine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi ilk derece mahkemesi hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir. Daire, değerlendirmesinde başvurucular tarafından TİS ile belirlenecek olan ücretin peşinen kabul edildiği vebu ücret miktarının sözleşmeyle saklı tutulduğu belirtilmiştir. Hukuk Dairesine göre başvuruculara ödenen ücretin TİS ile belirlendiği anlaşıldığından uygulama kanuna aykırı değildir. Kararda ayrıca başvuruculara TİS gereği ödenmesi gereken menfaatlerin davalı tarafça ödendiği ve bu şekilde TİS'in işçiler lehine getirdiği akçalı menfaatlerden yararlandıkları, böylelikle başvurucuların toplam aylık gelirlerinde artış olduğu vurgulanmıştır. İlk derece mahkemesi bozma üzerine önceki kararında direnmiş ve bir önceki hükmünü tekrarlamıştır. Direnme kararı üzerine dava Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (Kurul) önüne gelmiş ve oy çokluğuyla kararın bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Kurulun yaptığı değerlendirmede bireysel iş sözleşmeleri ve TİS hükümlerinin bire bir ya da bütün olarak değil konuların gruplandırılarak karşılaştırılması gerektiğine değinilmiştir. Bu karşılaştırma neticesinde, işçinin ücret ve ekleri açısından daha lehe olan hükümler içermesi hâlinde bireysel iş sözleşmesinin ücret konusundaki hükümlerinin geçerliliğini sürdürdüğü kabul edilmiştir. Ancak Kurula göre bu yönde bir karşılaştırma yapılırken ücrete ilişkin lehe olan hükümlerin bir kısmının TİS bir kısmının ise bireysel iş sözleşmesinden alınarak sonuca gidilmesi doğru değildir. Bu kapsamda somut olayda, başvurucuların günlük ücretinin üyesi oldukları Sendikanın taraf olduğu ve işyerinde uygulanmakta olan TİS ile düşürüldüğünden, bir başka deyişle işverenin tek taraflı olarak ücreti düşürdüğünden söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmış ve 4857 sayılı Kanun'un maddesinin uygulanma imkânı olmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte Kurul, kök ücretin düşürülmesinin tarafların anlaşması ya da düzen ilkesi gereği TİS hükümleri uyarınca mümkün olduğuna değinmiştir. Kurul kararında ayrıca başvuruculara ait bordrolara göre aylık ücret yanında ikramiye, ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, bakım tazminatı gibi sürekli nitelikte tahakkuk eden ücret ve ücret ekleri ilave edilerek iş sözleşmesinde belirlenen ücretin üstünde bir ücret almaya başladıkları, eş deyişle TİS ile ücretlerde artış olduğu ifade edilmiştir. Neticede Kurul, işçilerin bireysel iş sözleşmesine nazaran çok daha fazla avantajlı bir konuma geldiğini, işçi yararına bir sonucun gerçekleştiğini, bu nedenle işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük çıplak ücretinin esas alınmasını diğer taraftan da TİS ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını değerlendirerek bozma kararı vermiştir. İlk derece mahkemeleri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyulmasına ve davaların reddine karar vermiştir. Ret kararları Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Başvurucular, süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.