12. Ceza Dairesi 2024/2913 E. , 2025/710 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/30 E., 2024/114 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumu…
**12. Ceza Dairesi 2024/2913 E. , 2025/710 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/30 E., 2024/114 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız el koyma nedeniyle 600.000,00 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin görev yönünden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı lehine vekalet ücreti verilmemesi gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.12.2023 tarihli kararıyla bozulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın süre yönünden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu mallara haksız el konulduğunu, Yargıtayın örnek kararlarından da anlaşılacağı üzere davanın kabulü kararı verilmesi gerektiğni, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk derece Mahkemesince; davacının tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/392 Esas – 2007/14 Karar sayılı dava dosyasında davacının kimyasal maddelerine 4926 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 19.07.2004 tarihinde el konulduğu, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanıkların beraatine ve malların malen sorumluya iadesine karar verildiği, kararın 21.02.2012 tarihinde kesinleştiği ve davanın el koyma tarihi olan 19.07.2004 tarih ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlük tarihi olan 01.06.2005 arasındaki dönem için yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanuna tabi olduğu, 01.06.2005 ile malen sorumluya iade karar tarihi arasındaki dönem için ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu, el koyma nedeniyle tazminat istemi 466 sayılı Kanunda düzenlenmediğinden, davacıya ait kimyasal maddelere elkonulma tarihinin 19.07.2004 tarihinde el konulması nedenine dayalı tazminat isteminin 466 sayılı Kanunun birinci maddesinde düzenlenmediği, bu konudaki talebin genel hükümlere göre hukuk mahkemelerinde talep edilebileceği; 10.06.1942 gün 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.05.2000 gün ve 111-117; 27.12.2011 gün ve 2010/1-158-2011/296 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, bu kapsamda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin ilgili bozma ilamının kesin karar niteliğinde olduğu da gözetilerek mahkememizce ilgili tazminat davası hakkında görevsizlik kararı verilmeyerek davanın görev nedeniyle reddine ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.12.2023 tarihli kararıyla; "...Davacıya ait kimyasal maddelere 19.07.2004 tarihinde el konulduğu, el koyma işleminin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesine göre, davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, haksız el koyma işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 6. fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sıralandığı ve anılan Kanunun 1. maddesi kapsamında haksız el koyma nedeniyle tazminat isteme konusunda düzenleme bulunmadığı, 466 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü nedeniyle haksız el koyma nedeniyle tazminat istenemeyeceği, 01.06.2005 tarihi ile malen sorumluya iadesine karar verilen tarih arasındaki el koyma işleminin ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu ve her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının j bendinde “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,” kişilerin uğramış olduğu zararları Devletten isteyebileceği belirtilmiş ise de 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemedeki süreler hak düşürücü süreler olup her aşamada resen incelenecek kesin hukuka aykırılıklardandır.Bu kapsamda, tazminata esas dosyada 29.01.2007 tarihinde verilen hükmün 21.02.2012 tarihinde kesinleştiği ve Kanun'da öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 24.02.2015 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla, davanın bu nedenle süreden reddi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde davanın görev yönünden reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. ..." Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine ilk derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.