Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/15683 E. , 2024/2051 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15683 Karar No : 2024/2051 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … İl Jandarma Komutanlığı emrinde söz…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/15683 E. , 2024/2051 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15683 Karar No : 2024/2051 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … İl Jandarma Komutanlığı emrinde sözleşmeli jandarma uzman onbaşı olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın … tarih ve E… sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli olarak Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:… sayılı dosyasında yapılan soruşturma sonucunda, "...Göksun ilçesinde FETÖ/PDY terör örgütüne ait yasaklı yayınların bulunması sonucunda bu kitaplar üzerinde yaptırılan parmak izi incelemelerinde şüpheli ...'in de parmak izinin bulunduğunun anlaşıldığı, her ne kadar şüphelinin yasaklı kitaplarda parmak izi tespit edilmişse de, 765 sayılı TCK'nın 526. maddesinde düzenlenen mevkute bulundurmak suçunun 5237 sayılı TCK'da karşılığının bulunmadığı, bu haliyle yasaklı kitaplarda şüphelinin parmak izinin bulunmasının kanunilik ilkesi gereğince suç teşkil etmediği, Cumhuriyet Başsavcılığımızın … soruşturma numarası ile hakkında soruşturma yürütülen C.K.'nın beyan ve teşhisinde özetle ''...lise 4. sınıfa başladığımda benimle birlikte ilk dönem bitene kadar Göksun merkezde bulunan cemaat evinde birlikte kaldığım şahıs ...'dir. İlk dönem bittikten sonra üniversite sınavı yaklaştığı için evden ayrıldım ve köyüme giderek 2013 yılında üniversite sınavına girdim...'' şeklinde şüpheliyi teşhis ettiği, şüpheli ...'in alınan ifadesinde bu durumu doğrular nitelikte beyanlarının olduğunun görüldüğü, şüphelinin aleyhine olan bu teşhis ve beyanların 2013 yılı öncesine ait olduğunun anlaşıldığı, Şüphelinin alınan ifadesinde özetle ''2011-2012 yıllarında Göksun ilçesindeki Fem ve Birikim dershanelerine gittim. Bu dershanelere gittiğim dönemde FETÖ/PDY'ye müzahir evlerde kaldım. Bu öğrenci evinde yaklaşık 10 kişi kalıyorduk. Bilal isimli şahıs ev abiliğini yapardı. Bu evde yurt müdürü ve başka yerden gelen 4-5 kişilik öğretmenler bir araya gelerek cemaat toplantısı yapardı. Bu şahıslar kendileri toplanır bizi aralarına almazdı. Ben zaten hiçbir toplantıya katılmadım. Genellikle toplantı zamanlarında odama çekiliyordum. Yurtlardaki toplantı ve sohbetlere katılmadım. Dini sohbetler yapıldığını duymuştum ama devlet aleyhine bir konuşmaya hiç şahit olmadım. Terör örgütüne himmet vermedim. Yurt müdürü öğrencileri 30-TL karşılığında sızıntı dergisine abone yapardı ancak ben kabul etmedim. Yurt toplantı ve sohbetlerine hiç iştirak etmedim. Yurt yönetimi tarafından Fetullah Gülen'e ait kitaplar okumamız için verilirdi ama ben bunları okumazdım. Okumadığım için yurttan dışlandım. 2011-2012 yıllarında yurtta kaldım ve daha sonra alkol aldığım için yurttan atıldım...'' şeklinde savunmada bulunduğu, şüphelinin örgüte müzahir yurtta 17/25 Aralık'tan önceki dönemde 2011-2012 yılları arasında kaldığının anlaşıldığı, dosya kapsamında şüphelinin 2011-2012 yılında örgüte müzahir yurtta ve evde kalması ile yasaklı kitaplarda parmak izinin çıkması haricinde başkaca bir delile ulaşılmadığı,.." gerekçesi ile … tarih ve … sayılı kararla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, daha sonra davacı hakkında yine Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ikinci kez soruşturma açıldığı, yürütülen soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No: …, Karar No: … karar sayılı kararıyla; 'şüpheli hakkında aynı suça ilişkin Başsavcılığımızın ... soruşturma numaralı dosyasında soruşturma yürütüldüğü ve takipsizlik kararı verildiği, dosya kapsamındaki delillere bakıldığında C.K.'nin ileri sürdüğü iddiaların da yer aldığı, nitekim şüpheli ...'in bu dosyadaki ifadesinde samimi şekilde 17-25 Aralık öncesinde o dönem cemaat olarak adı geçen örgüte ait evde kaldığını ikrar ettiği, yapılan araştırmalar sonucunda şüphelinin örgüt ile bağı bulunduğunu gösteren somut delil elde edilemediği anlaşıldığından, işbu soruşturmanın mükerrer olduğu...' gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı Jandarma Uzman Onbaşı olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu iddiasıyla hakkında bu defa idarece soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma kapsamında hazırlanan Kanaat Raporunda 'davacının alınan ifadesinde '2010 yılında lise 3. sınıf öğrencisi iken üniversite sınavlarına hazırlanmak maksadıyla FEM Dershanesine gittiğine, aynı dönemde kursa köyden gidip gelmenin zor olması nedeniyle bir öğretmeninin yönlendirmesiyle FETÖ/PDY mensubu kişilerin kaldığı bir cemaat evinde 5 ay süreyle kaldığına, kendisinin o dönemde alkol kullanması nedeniyle evden çıkarıldığına, FETÖ/PDY mensubu kişilerce kendisinin yurtta kalabileceğinin belirtilmesine rağmen bunu kabul etmeyerek herhangi bir yurtta kalmadığına, liseden mezun olmasını müteakip Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Göksun Meslek Yüksekokulu'nu kazandığına, üniversite döneminde de FETÖ/PDY mensubu kişilerin kaldığı başka bir cemaat evinde 2 ay süreyle kaldığına, alkol kullanması nedeniyle tekrar evden çıkarıldığına, 2017 yılında Göksun ilçesinde kolluk kuvvetlerince ele geçirilen yasaklı yayında parmak izinin bulunması nedeniyle, iş icabı bulunduğu Balıkesir ilinde bir polis merkezinde ifade verdiğine, verdiği ifadede cemaat evlerinde kaldığını ve fotoğrafı gösterilen Göksun ilçesindeki FETÖ ile iltisaklı özel yurt müdürü ile başka bir şahsı teşhis ettiğine, o tarih itibariyle astsubay olan kuzeni C.K. ve askerlik vazifesini yapmakta olan M.A. isimli şahsı tanımasına rağmen başlarına bir şey gelir korkusuyla teşhis etmediğine' dair beyanda bulunduğu, davacının disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadesi göz önünde bulundurulduğunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakının olduğunun anlaşıldığı ve kamu görevinden çıkarılmasının uygun olacağı şeklinde görüş ve tespitlere yer verildiği, davacının gerek Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan ifadesinde, gerek idarece yürütülen soruşturma kapsamında vermiş olduğu ifadesinde, gerekse de 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin son fıkrası uyarınca alınan savunmasında özetle '2011-2012 yıllarında lise öğrencisi iken dershaneye gittiği dönemde dershaneye köyden gidip gelmenin zor olması nedeniyle bir öğretmeninin yönlendirmesiyle FETÖ/PDY mensubu kişilerin kaldığı bir cemaat evinde 5 ay süreyle yalnızca hafta sonları kaldığı, kendisinin o dönemde alkol kullanması nedeniyle evden çıkarıldığı, liseden mezun olduktan sonra Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Göksun Meslek Yüksekokulu'nu kazandığı, üniversite döneminde de yine köyden okula gidip gelmenin zor olması nedeniyle FETÖ/PDY mensubu kişilerin kaldığı başka bir cemaat evinde 2 ay süreyle kaldığı, evde kaldığı süreçte herhangi bir kira veya himmet ödemesi yapmadığı, toplantı ve sohbetlere katılmadığı, alkol kullandığı için bir kez daha evden çıkarıldığı, kendisini cemaat yurduna yerleştirmek istemelerine karşın bunu kabul etmediği ve yurda gitmediği, evde kaldığı dönemde kuzeni C.K.'nın da bir süre aynı evde kaldığı" şeklinde beyanda bulunduğu, C.K.'nın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alınan ifadesinde de 'lise 4. sınıfa başladığında ilk dönem bitene kadar Göksun merkezde bulunan cemaat evinde davacıyla birlikte kaldığını, ilk dönem bittikten sonra üniversite sınavı yaklaştığı için evden ayrıldığını ve 2013 yılında üniversite sınavına girdiğini' beyan ettiği, bu kapsamda davacının ifadelerinin birbiriyle uyumlu olduğu, C.K. isimli şahsın beyanlarının da davacının beyanlarını doğrular nitelikte olduğu, bu ifadeler dışında davacı hakkında başkaca bir bilgi, belge, tespit, ihbar ya da tanık ifadesinin bulunmadığı belirtilmiş ve bu durumda davacı hakkında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı yürütülen soruşturma sonucunda kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, söz konusu kararda davacının Bylock kaydının olmadığı, Bank Asya hesabının olmadığı, örgüt tepe yöneticileri ile irtibatta olduğuna ilişkin veri bulunmadığı, davacı hakkında başka bir soruşturma olmadığı, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı herhangi bir kurumda SGK kaydının olmadığı, FETÖ/PDY ile iltisaklı dernek veya sendika üyeliğinin bulunmadığı, … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … sayılı FETÖ/PDY Ana Çatı Soruşturması kapsamında HTS kaydı alınan 72 kişiye ait 336 numara ile irtibatlı olmadığı, örgüte müzahir gazete veya dergi aboneliğinin olmadığı, davacının 2011-2012 yıllarında 5 ay ve 2 aylık sürelerle örgüte ait cemaat evlerinde kaldığını ikrar etmişse de, öğrencilik dönemindeki maddi imkansızlıklar ve dershaneye köyden gidip gelmenin zor olması nedeniyle kaldığını beyan ettiği, C.K. adlı şahsın beyanlarının da davacının beyanlarını doğrular nitelikte olduğu, sonuç olarak davacının söz kousu yapı ile ilgili bildiklerini samimi bir şekilde anlattığı, ayrıca davacının bu yapı ile irtibatının öğrencilik dönemine dayandığı, kısa süreli olduğu ve 2012 yılında sonra sona erdiği, 2017 yılında yasaklı bir yayında çıkan parmak izinin de geçmişten kalmış olabileceği, davacının 2012 yılından sonra söz konusu yapıyla irtibatı ya da iltisakını ortaya koyan herhangi bir tespitin ya da somut delilin bulunmadığı, 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonraya ilişkin olarak davacının FETÖ/PDY kapsamında örgütle bağını ortaya koyan hiçbir delil bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılma işlemi tesis edilmesine ilişkin olarak, belli bir süreden önce veya sonra değerlendirme yapılmasına ilişkin bir ibare yer almadığı, kamu görevinden çıkarma işlemi için terör örgütü ile olan bağının mutlaka üyelik veya mensubiyet seviyesinde olması gerekmediği, iltisak ve irtibat bulunmasının yeterli olduğu, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, terör örgütü ile irtibat ve iltisak yönünden sorumluluğunun kalkacağı anlamına gelmediği, dava konusu işlemin Anayasa ve ilgili mevzuata uygun olarak kamu yararı kapsamında tesis edildiği, kamu görevlisinin Devlete karşı sadakat yükümlülüğünün bulunduğu, silahlı terör örgütüne üyelik ya da mensubiyet olmasa da irtibat ve iltisakın bulunması halinde kamu görevine son verme tedbirinin uygulanabileceği, bu kapsamda dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı emrinde sözleşmeli jandarma uzman onbaşı olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturmalar sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla ve … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Soruşturma No…, Karar No: .. karar sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararların kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, idari soruşturma kapsamında düzenlenen kanaat raporu ve davacının savunma istem yazısı üzerine idareye sunduğu savunması incelendiğinde; Göksun ilçesinde FETÖ/PDY terör örgütüne ait yasaklı yayınların bulunması sonucunda bu kitaplar üzerinde yaptırılan parmak izi incelemelerinde davacının parmak izinin bulunduğu, 2011-2012 yıllarında Göksun ilçesindeki Fem ve Birikim dershanelerine gittiği, bu dershanelere gittiğim dönemde FETÖ/PDY'ye müzahir evlerde kaldığı, bu evde yurt müdürü ve başka yerden gelen 4-5 kişilik öğretmenler bir araya gelerek cemaat toplantılarının yapıldığı, davacının örgüt evlerinde kaldığının C.K. isimli şahsın beyanlarıyla da doğrulandığı görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmalar sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının 2011-2012 yıllarında Göksun ilçesindeki Fem ve Birikim dershanelerine gitmesinin, bu dershanelere gittiğim dönemde FETÖ/PDY'ye müzahir evlerde kalmasının, bu evde yurt müdürü ve başka yerden gelen 4-5 kişilik öğretmenler bir araya gelerek cemaat toplantılarının yapılmasının, FETÖ/PDY terör örgütüne ait yasaklı yayınlar üzerinde parmak izinin bulunmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesince verilen temyize konu karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.