T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/192 KARAR NO: 2025/2219 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 12/10/2022 NUMARASI: 2021/347 Esas - 2022/631 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/192 KARAR NO: 2025/2219 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 12/10/2022 NUMARASI: 2021/347 Esas - 2022/631 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ...'ün eşi ... ...'ün 28/03/2006 tarihinde geçirdiği tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, kazanın gerçekleştiği tarihte ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı bulunduğunu, olayla ilgili Darende CBS 2006/86 soruşturma nolu dosyasından başlatılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, müvekkili ... ...'ün ev hanımı olduğunu ve destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı olan yegane kişi olduğunu, davalı şirkete 09/10/2020 tarihinde başvuru yapılmış olsa da müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan arabuluculuk görüşmesinden de herhangi bir sonuca ulaşılamadığını, davacı ... ...'ün destekten yoksun kalması nedeniyle uğradığı maddi zarardan, kazaya karışan karışan aracın ZMMS yaptırıldığı davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu açık olduğunu, müvekkilin uğradığı maddi zararın giderilmesi amacıyla belirsiz alacak davası açılması zorunlu hale geldiğini belirterek HMK'nın 107.maddesi uyararınca müvekkilinin uğradığı 1.000,00TL maddi tazminatın (destekten yoksun kalma tazminatının) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talebinin zamanaşımına uğradığından reddine karar verilmesi gerektiğini, sürücü yakınlarının destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmaları mümkün olmadığını, kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği davacının talep hakkının bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirket aleyhine açılan davanın haksız olduğunu, müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmelerinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, faize hükmedilmesi durumunda hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 30/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 57.500,00TL olarak belirlemiş ve harcını tamamlamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile 57.500,00 TL maddi tazminatın 24/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Usule aykırı yapılan hesaplama kabul edilemez olduğunu, eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, dava konusu kazadan dolayı müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kusurlu sürücünün ölümü halinde tazminat taleplerinin teminat dışı olduğu hükme bağlandığını, davacı yanın destekten yoksun kalma tazminatı istemi TBK'nun 52. maddesi hükmü hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği ve hukuk genel kurulu kararı gereğince reddedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, kazada sigortalı araç sürücüsü ve aynı zamanda müteveffa olan Zafer Ulusoy'un üçüncü kişi olmadığı, dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep eden hak sahiplerinin de üçüncü kişi olarak sayılamayacağı kabul edilmesi gerektiğinden işbu kararın kaldırılması gerektiğini, sürücü yakınlarının destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmaları mümkün olmadığını, BK. nun 52/2 maddesi hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayandığını, davacılar müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmesi gerektiğini, tekrardan aktüer rapor alınması gerektiğini, genel şartlarda yapılan değişiklikler öncesinde poliçe tanzim edildiğinden aktüer hesaplamasında PMF yaşam tablosu ve %10 artış %10 iskonto yönteminin kullanılması gerektiğini, bilirkişi hesap raporunda belirlenen tazminat miktarı gerçek zararı yansıtmadığını, kaza tespit tutanağında müteveffanın sürücü belgesinin olmadığını ve acemi olduğu tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müterafik kusur indirimi yapılmaması hatalı olduğunu, öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi gerekirken davanın, kabul karar verilmesi hatalı olduğunu, esas alınan kusur oranı da hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 28/03/2006 tarihinde müteveffa sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ile manevra yaptığı esnada traktörün devrilmesi ile tek taraflı ölümlü trafik kazası meydana geldiği, davacı eşin eldeki davayı açarak destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, ... plakalı aracın kaza tarihi kapsar şekilde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre açılan tazminat davalarının temyiz taleplerini inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel 13.02.2023 tarih, 2021/10033 E. ve 2023/1688 K. sayılı kararında "... Somut olayda da; davacıların desteği, kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacılar destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır.Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 karar; YHGK., 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar).Eldeki dosyada, sigorta şirketine karşı açılan davada İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacıların desteği kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden, davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.Davaya konu kaza 24.08.2010 tarihinde meydana gelmiş olup, bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşiklik kazanan içtihatlarına göre; davacıların talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek, davacıların davalıdan destek tazminatı talep etme hakkı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." yönünde karar verilerek uyuşmazlığın çözümünde poliçe tarihindeki yasal mevzuat ile ZMMS Genel Şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.02.2023 tarih, 2021/10040 E. ve 2023/2123 K., 23.02.2023 tarih, 2022/16941 E.- 2023/2335 K., 20/04/2022 tarih, 2021/15379 E.- 2022/7547 K., 08/02/2022 tarih, 2021/13342 E.- 2022/1821 K. sayılı kararları)Yukarıya aktarılan güncel Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatlarına göre somut uyuşmazlıkta, ZMSS poliçesinin başlangıç tarihi 30/05/2005 olup kaza 28/03/2006 tarihinde gerçekleşmiş ve trafik sigortalı aracın sürücüsü vefat etmiştir. Bu halde davalı Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe tarihinde yürürlükte bulunan 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacı eş, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararını talep edebilecektir. Davacı talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacı eş, ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; davalı Sigorta Şirketi zarardan sorumlu olup davacı eş, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusuru ve müterafik kusuru davacıya yansıtılamayacağından destekten yoksun kalma tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü haizdir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A.15. maddesine göre "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez."Somut uyuşmazlıkta; Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanunu göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Eldeki uyuşmazlıkta tazminata konu trafik kazası 28/03/2006 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 20/04/2021 tarihinde açılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Durma süresi olan 95 günün ve arabuluculukta geçen 34 günün zamanaşımın son günü olan 28/03/2021 tarihine eklenmesi halinde davanın zamanaşımı süresinde açıldığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324 E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K. sayılı kararları). Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.Somut olayda;müteveffa, davacının eşi olup davacıya destek olacağı aşikar olduğundan, davalı vekilinin ölenin davacıya destek olduğunu ispat etmesi gerektiğine değinen istinaf talebi yerinde değildir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına görePMF yaşam tablosu uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacının kaza tarihinde yaşına göre destek süresi belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre ve prograsif rant tekniği uygulanarak düzenlendiği, destek ve sağ kalan eşe pay ayrıldığı, yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.927,82 TL harçtan peşin alınan 982,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.945,82 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/12/2025