T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 14/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : DR. ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/01/2026 NUMARASI : ... Esas ...Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 14/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : DR. ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/01/2026 NUMARASI : ... Esas ...Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av.... ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ....Asliye Ticaret Mahkemesince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ile davalı şirket arasında 15.08.2024 tarihli Sulh ve İbra Protokolü imzalandığını, işbu sözleşmeye göre davalının, davacıya olan borcundan dolayı 30.09.2024 tarihine kadar ödeme yapılacağı hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı şirketin, davacının kiracısı olduğunu, davacıya ait taşınmazda imara aykırı yapı yaptığı için ... Belediyesi tarafından 336.000 TL idari para cezasının davacı adına kesildiğini, bu idari para cezasına sebebiyet veren davalının ise protokol gereği işbu borcu kabul ederek 30.09.2024 tarihinde ödeyeceğini imza altına aldığını, davacının söz konusu idari para cezası bedelini kendisinin ödediğini, akabinde aralarında bu ve diğer alacaklardan kaynaklı protokol imzalandığını fakat davalının protokol hükümlerine uymayarak, söz konusu 336.000 TL lik bedelden 236.000 TL kalan meblağ ödenmeyince ve muaccel hale geldiğinden davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı 7 örnek icra takibinin başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, itirazının haksız olduğunu, iptalinin gerektiğini, davalının 15.08.2024 tarihli protokole imza atarak, borcu kabul ettiğini, protokol gereği bir kısım ödemenin yapıldığını fakat kalan bakiye alacağının ödeme günü geçmesine rağmen ödemediğini, taraflar arasında 15.08.2024 tarihli Sulh ve İbra Protokolü'nin imzalandığının sabit olduğunu, davalının ödeme yapmadığı halde itiraz emesinin haksız olduğunu, işbu halde davalının ödeme yaptığını ispat etmesinin gerektiğini, ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, söz konusu protokol ile borcun varlığının kabul edildiğini, söz konusu davada arabuluculuk başvuru şartı olduğundan, davacının arabulucuya başvuruda bulunduğunu ve ... Arabuluculuk Bürosunun... sayılı dosyası ile arabuluculuk toplantısı yapıldığını, tarafların anlaşmaya varamadıklarını, izah edilen açıklamalar doğrultusunda, davalının itirazında haksız ve sırf borcun ödenmesinin sürüncemede kalması için yaptığı itirazda kötü niyetli olduğunu, itirazın iptalinin talep olunduğunu, izah edilen haklı gerekçeler ışığında, davanın kabulü ile davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu, taraflar arasında 15.08.2024 tarihli imzalanan protokol gereği davalının davacıya borçlu olduğunun kabulü ile.... İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini" talep ve dava konusu etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı ile davalı müvekkili arasında '... Mah. .... Cad. No:... .../....' adresinde kain taşınmaza ilişkin 11.03.2024 başlangıç tarihli aylık 18.000-TL bedelli kira sözleşmesi imzalandığını, bu kira sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklar nedeniyle davacı tarafın davalının tahliyesinin talep edildiği birden fazla icra takibi ve dava ikame ettiklerini, davalının yasal zorunluluklardan ötürü, davacının işyeri nitelikli taşınmazını tahliye ettiğini, bu zorunlu tahliye nedeniyle tarafların aralarında o dönemki dava dosyalarının kapatma işlemlerine ilişkin olarak taraflar arasında davacının öncelikle icra takibine, sonra da davaya konu edilen sulh ve ibra protokolü imzalandığını, davacı tarafın davalının protokole ilişkin ödeme yapmamış olduğundan bahisle davaya konu icra takibini ikame ettiğini ancak davalının bahsi geçen protokolden kaynaklı olarak borcu bulunmadığından bahisle icra takibindeki ödeme emrinde belirtilen borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, takip işlemlerinin icra müdürlüğünce durdurulduğunu, huzurdaki davanın sözleşmesel ilişkiden doğduğunu, sözleşmenin tarafı olan davalı tacir olduğundan ticari yargılama usullerine tabi olarak, Asliye Ticaret Mahkemesinde tartışılması gereken bir dava olduğunu, mahkemenin Asliye Hukuk sıfatına sahip olmakla, bilindiği üzere ticari davaların ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanında olduğunu, bu nedenle mahkemenin görevine itiraz ettiklerini, davalı tacir olduğundan davacı tarafça ikame edilen davanın görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinde olmamasına sayın mahkemece karar verilmesi halinde dahi, yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle mahkemenin yetkisine de itiraz ettiklerini, davacı tarafın her ne kadar taraflar arasındaki protokol gereği davalının davacıya borcu bulunduğunu beyan etmiş ise de, davalı şirketin protokol gereği banka üzerinden ödemiş olduğu bedeller çerçevesinde, davalının davacıya ödeme yapması gereken bir bedel olmadığının mahkemece anlaşılacağını, kaldı ki, dava çerçevesinde talep edilen bedeller hakkında halen derdest davalar bulunduğunu, davacının eğer taraflar arasındaki sulh ve ibra protokolüne dayanarak işbu davayı ikame ettiyse, anılı derdest davalardan da protokol gereği feragat etmesi gerektiğini, ancak protokolde feragat edileceği belirtilen davalardan davacı tarafça feragat edilmediğini, bu nedenle davaya ilişkin derdestlik itirazının da bulunduğunu, davacının davalı şirketten paranın talep edilmesine ilişkin bir ihbar ya da ihtarda bulunmadığını, bu hususta bir belirsizlik olduğundan muacceliyetin gerçekleşmediğini, muaccel olmayan borcun dava ile talep edilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, hiçbir şekilde davalının davacıya borcu bulunduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için davalının borçlu olarak kabul edilmesi ihtimalinde dahi, bedeli likit olmadığından kira bedeline ilişkin bedellerin yargılamaya muhtaç olduğunun açık olduğunu, kanunun lafzı ile alacağın likit olmadığını, diğer yandan davacı tarafça iddia edilen borcun varlığı halinde, icra takibine konu edilen bedelin mevcudiyetinde ve icra takibine konu edilmesinde davalının herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının anılı bedellere ilişkin davalı şirkete herhangi bir ihtar ve ihbarda bulunmaksızın icra takibine geçtiğini, protokol çerçevesinde bakiye bir meblağın mevcut olması halinde de, protokolden ayrıca yeni bir hesaplamanın varlığı halinde ortaya çıkan bedele ilişkin bir fatura düzenlenmediğini ve davalı şirkete tebliğ de edilmediğini, tüm bu yasal süreç tamamlanmaksızın davalı şirket aleyhine icra takibi yapılmasının haksız olduğunu, açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle, davalı aleyhine ikame edilmiş haksız ve kötü niyetli davanın öncelikle usul yönünden, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda esas yönünden reddine, alacağın %20’sinden az olmamak üzere davacı tarafın davalıya tazminat ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ ÖZETİ : .... Asliye Hukuk Mahkemesince; "HSK'nun 7/7/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile Ticaret Mahkemeleri kurulması ile mevcut Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine karar verilmiştir. 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan söz konusu kararla ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yargı çevresi ... İli mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı bir bütün halde değerlendirildiğinde; HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemelerin görevinin dava şartı olduğu, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağı ve görevsizlik halinde HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddi ile HMK'nın 19-20 maddeleri gereğince gönderme kararı verileceği dikkate alınarak açılan işbu davada, mahkememizin görevsizliğine, HMK. 115/2 md. uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, Taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde HMK'nun 20/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, kararın kesinleşmesi ve süresinde talep halinde dosyanın görevli ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK. 115/2 md. uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde HMK'nun 20/1 maddesi uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına, 3-Kararın kesinleşmesi ve süresinde talep halinde dosyanın görevli ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE," dair karar verilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce "Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin "Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi"ne ilişkin 2024/2008 E., 2024/5413 K. Sayılı ve 01.07.2024 tarihli ilamında "Asliye ticaret mahkemeleri, yargı çevresinde bulunan tüm ilçeleri kapsayan ihtisas mahkemesi olup, görevsizlik kararı ile yargı çevresinde bulunan asliye hukuk mahkemeleri yada diğer hukuk mahkemelerine dosyanın gönderilmesi, mahkemece aynı zamanda yetkisizlik kararı verildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. 6. Bununla birlikte 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde ve T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da ifade edildiği üzere, usul ekonomisi ilkesi gereği, hakim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Bu durumda, aynı yargı çevresinde yer alan ve Alanya ilçesi/ İzmir/ Muğla ili dışında bulunan diğer ilçe mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesinin mümkün olmadığı yönündeki görüş usul ekonomisiyle bağdaşmamaktadır. .. Ticari dava olduğu düşünülen Alanya, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi veya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan bir davanın ticari dava olmadığı anlaşıldığında, usul ekonomisi de gözetilerek; mahkemece, ilgisine göre Alanya, İzmir veya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresindeki başka bir mahkemeye görevsizlik kararı verilebileceğine..." şeklinde karar verildiği, davaya konu icra takibinin ... İcra Müdürlüğünde başlatıldığı ve usul ekonomisi göz önüne alınarak, Mahkememizin görevsizliği ve davaya bakmakla görevli Mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş olup; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nun 115/2 maddesi gereğince davanın DAVA ŞARTI NOKSANLIĞI NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-MAHKEMEMİZİN KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 3-6100 sayılı HMK:nun 20/1 maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE," dair karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE : Her iki mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararları ile çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosya HMK 21. maddesi uyarınca re'sen merci tayini için Dairemize gönderilmiştir. HMK.nın 22 ve 23. maddeleri gereğince Dairemizin davaya bakmakta görevli olduğu anlaşılmıştır. HMK 23/1 maddesinde yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceği düzenlenmektedir. Bu nedenle dairemizce dosya üzerinden yapılan incelemede; Dava, davacı adına kesilen idari para cezası nedeniyle taraflar arasında imzalanan 15.08.2024 tarihli protokol kapsamında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Dosyada bulunan ...Vergi Dairesi yazı cevabından davacının GMSİ yönünden mükellefiyet kaydının bulunduğu, ticaret şirketi ortağı olmadığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında, mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlığın bulunmadığı, nispi ticari dava olup olmadığı yönünden bakıldığında ise tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekli olup davacının tacir olmadığı anlaşılmakla davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın merci tayini talebinde bulunan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca 14/04/2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/04/2026 Dr. ... Başkan... Üye... Üye... Katip...