T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesind…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların 14/02/2023 tarihli 800.000 TL ve 102.000 TL+KDV(1.064.360 TL) fiyat teklif formu ve içeriğindeki işler için ödemenin ne şekilde yapılacağı husunda anlaştıklarını ve teklif formunun altını imzaladıklarını, bahse konu işler yapılmaya başlandığını ve müvekkili tarafından aşama aşama yapılan işlere ilişkin olarak 14/02/2023, 22/02/2023, 08/03/2023, 04/04/2023 ve 24/04/2023 tarihli muhtelif miktarlı toplam 1.064.360 TL fatura kesildiğini, buna karşılık olarak ekli dekontlarla davalı ...... tarafından 20/02/2023 tarihinde 101.050,00TL ve 18.189,00TL, 22/02/2023 tarihinde 118.000,00 TL, 10/03/2023 tarihinde 176.823,00 TL, 06/04/2024 tarihinde 295.000,00 TL ve 24/04/2024 tarihinde 59.000,00 TL olmak üzere 768.062,00 TL'lik ödeme yapıldığını, tüm bu işler sonunda müvekkilinin 902.000+KDV şeklinde 1.064,360 TL lik alacağa hak kazandığını, davalı tarafça 768.062,00TL lik kısmının ödenmediğini, karalaştırılan işlerin yapılmasına rağmen bakiye borcun ödenmemesi üzerine taraflarınca yasal takibe geçildiğini, taraflarınca ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlular aleyhine genel haciz yolu ile 03/08/2023 tarihinde ödenmeyen 305.298,00TL paraya ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların borcun tamamına, faizine, tüm fer ’ilerine ve yetkiye itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, davalıların yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin 296.298 TL üzerinden devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafından, müvekkili şirkete 20/02/2023 tarihli .... sayılı 119.239,00 TL bedelli, 22/02/2023 tarihli ... sayılı 118.000,00 TL bedelli, 08/03/2023 tarihli ... sayılı 176.823,00TL bedelli, 04/04/2023 tarihli ... sayılı 295.000,00TL bedelli ve 24/04/2023 tarihli ... sayılı 59.000,00 TL bedelli toplam 768.062,00 TL lik fatura kesildiğini, davacı tarafça kesilen bu faturalara karşılık olarak müvekkili şirket tarafından 20/02/2023 tarihinde 101.050,00 TL bedelli ödeme, 20/02/2023 tarihinde 18.189,00 TL bedelli ödeme, 22/02/2023 tarihinde 118.000,00 TL bedelli ödeme, 10/03/2023 tarihinde 176.823,00 TL bedelli ödeme, 06/04/2023 tarihinde 295.000,00 TL bedelli ödeme ve 26/04/2023 tarihinde 59.000,00 TL bedelli ödeme olmak üzere toplam 768.062,00 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafça icra dosyasına sunulan ve dava dilekçesine eklenen faturalar ile yukarıda belirttikleri faturaların aynı olduğunu, yine davacı tarafın, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ödeme dekontları ile müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemelerin de uyuştuğunu, fakat davacı tarafın fazladan talep etmiş olduğu 296.298,00TL'nin kaynağı ne icra takibinden ne dava dilekçesinden ne de müvekkili şirketin ticari kayıtlarından anlaşılamadığını, zira davacı tarafın kesmiş olduğu faturaların tamamının davacı tarafa aynen ödendiğini, belirtilenin haricinde davacı tarafın kesmiş olduğu ve müvekkili şirkete göndermiş olduğu bir fatura da bulunmadığını, davacı tarafın, kesmiş olduğu faturaların bedelinin toplam 1.064.360,00 TL olduğunu iddia etmişse de; belirtilen faturaların bedelleri toplandığında 768.062,00 TL rakamına ulaşıldığını, davacı tarafın bu hususta hatalı bir hesaplama yapmış olduğunun ortada olduğunu, yine dava dilekçesinde fatura tarihleri ve ödeme tarihleri de hatalı olarak yazıldığını, fatura suretlerinin ve ödeme dekontlarının incelenmesi halinde bu hususların mahkeme tarafından tespit edileceğini bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça ibraz edilmiş olan fiyat teklif formlarının huzurdaki dava için delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle söz konusu belgeler üzerinde sonradan el yazısı ile eklemeler yapıldığının anlaşıldığını; sonradan yapılan bu eklemelerin, söz konusu belgelerin güvenilir ve resmi makamlar önünde geçerliliğe haiz belgeler olmadığını gösterdiğini, yine söz konusu belgeler üzerinde müvekkili şirketin kaşesi ve müvekkili şirketi temsil etmeye yetkili kişilerin imzasının da bulunmadığını, ayrıca söz konusu belgelerin nihai fatura hükmünde de olmadığını, zira teklif formu, sözleşme konusu iş başlamadan önce verilen tahmini rakamlar olduğunu, işin devamı esnasında işin niteliğinde, niceliğinde veya rakamlar üzerinde değişiklik olmasının mümkün olduğunu, davacı tarafın da zaten işin sonuna kadar müvekkili şirkete yalnızca 768.062,00 TL fatura kestiğini, teklif formunda belirtilen daha yüksek rakamlar için davacı tarafın fatura kesmediğini, kaldı ki teklif formunda belirtilen işlerin tamamının davacı tarafça yapılmamış olduğundan yani teklif formunda belirtilenden daha eksik iş yapılmış olduğundan; davacı tarafça bu doğrultuda daha az miktarda fatura kesildiğini ve müvekkili şirketin de kesilen fatura tutarı kadar ödeme yaptığını, bu sebeple teklif formunda yer alan rakamlar üzerinden hüküm kurulmasının mümkün olmayıp ancak davacı tarafça usulüne uygun olarak düzenlenmiş, davalı müvekkili şirkete tebliğ edilmiş ve müvekkili şirketçe kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş faturalar üzerinden karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın huzurdaki dosyada tanık deliline dayanmasını ve tanık göstermesini kabul etmediklerini, dava değeri itibariyle tanıkla ispat mümkün olmadığından, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde, huzurdaki davaya konu hukuki uyuşmazlığın, müvekkilinin çalışmakta olduğu otel ile otelin bir kısım tadilat işini yapan davacı taraf arasında meydana geldiğini, müvekkilinin söz konusu hukuki uyuşmazlığın tarafı konumunda olmadığını, kendisinin sadece konu otelin çalışanı olarak taraflar arasındaki işlemlerde hazır bulunduğunu, bunun haricinde söz konusu işlemlerde herhangi bir şekilde taraf sıfatı olmadığını, dava konusu işlemlerden kaynaklı olarak müvekkili tarafından herhangi bir menfaat elde edilmediği gibi müvekkili adına şahsi bir borçlandırıcı işlem de olmadığını, hukuki uyuşmazlığın tarafı olan davalı firmanın tüzel kişiliği bulunduğunu, bu firma tarafından; davacının kesmiş olduğu faturaların ticari defterlere işlendiğini ve bu faturaların ödemesinin davacı yana yapıldığını, bunun haricinde müvekkili şahıs tarafından, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın devamına ve ödemelere ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığını, davacı tarafın, davalı şahıstan talep edebileceği herhangi bir hak ve alacak olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında, ....Mah. ..../ .... adresinde "havuz yapım ve tadilat işi" konusunda sözlü olarak anlaşma yapıldığı, bu hususta davacı tarafça teklif formunun davalıya teslim edildiği, ancak her iki tarafın dosyaya sunmuş olduğu teklif formunun aynı olmadığı, fiyatlara KDV'nin dahil edilip edilmediği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık olduğu, mahkemece mali müşavir bilirkişiden her iki tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırıldığı, taraf defterlerin incelenmesinden, davacının davalı taraf adına düzenlemiş olduğu 5 adet toplam 768.062,00 TL. bedelli faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafça bu faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı'na BA-BS Formu ile bildirimde bulunulduğu, davacının davalı taraftan 768.062,00 TL. tahsilat, davalının davacı tarafa 768.062,00 TL. ödeme kaydı işlediği, davacı .... ve davalı ....Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait incelenen ticari defterlerine göre, davacının davalı taraftan 04/08/2023 takip tarihi itibariyle borç-alacak bakiyesinin bulunmadığı ancak davacının 25/03/2024 tarihli beyan dilekçesi ile 800,00 TL ve 102.000 TL olmak üzere toplam 902.000 TL, + KDV şeklinde= 1.064.360 TL olup ödenen 768.062,00 TL. düşüldükten sonra kalan alacağın (1.064.360 TL-768.062,00 TL = 305.298 TL yaptığını) 296.298 TL olduğunun bildirildiği ve uyuşmazlığın bu bedelden kaynaklandığı, mahallinde inşaat ve makine mühendisi bilirkişiler ile keşfin yapıldığı yapılan eserin çalışır vaziyette olduğunun gözlemlendiği, sadece havuz sistemine entegre şekilde sonradan 2 adet çek valfin takılması için gerekli malzeme ve işçiliğin 14/02/2023 tarihindeki piyasa rayicine göre yaklaşık 8.000,00 TL olacağı, dava konusu havuzların teklif formundaki malzemelerin ve işçilik, yerindeki imalatlara ve miktarlarına uygun olduğu, birim fiyatların 14/02/2023 tarihindeki piyasa rayicine uygun olduğu kanaatinin bildirildiğini, davacının defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda davacının 296.298 TL davalıdan bakiye alacaklı olduğunun gözüktüğünü, ancak tek taraflı olarak düzenlenen davacı defterleri hükme esas alınarak davacının alacaklı olduğu sonucuna varılmasının mümkün bulunmadığını, davacı ticari defterlerinde belirlenen bu hususların ayrıca davalının defterlerinde de bulunup birbiri ile örtüşmesi gerektiğini, mahkemece davalının defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak aldırtılan raporda, davalının ticari defter kayıtlarına göre toplamda 296.298 TL borç kaydına rastlanılmadığı yönünde rapor tanzim edildiğini, 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğundan davacının, dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı anlaşılmakla, davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davacı tarafça yemin deliline başvurulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili ile davalıların 14/02/2023 tarihli 800.000 TL ve 102.000 TL+KDV(1.064.360 TL) fiyat teklif formu ve içeriğindeki işler için ödemenin ne şekilde yapılacağı husunda anlaştıklarını ve teklif formunun altını imzaladıklarını, bahse konu işlerin yapılmaya başlandığını ve müvekkili tarafından aşama aşama yapılan işlere ilişkin olarak 14/02/2023, 22/02/2023, 08/03/2023, 04/04/2023 ve 24/04/2023 tarihli muhtelif miktarlı toplam 1.064.360 TL fatura kesildiğini, buna karşılık olarak dosyada mevcut dekontlarla davalı....San. tarafından 20/02/2023 tarihinde 101.050 TL ve 18.189 TL, 22/02/2023 tarihinde 118.000 TL, 10/03/2023 tarihinde 176.823 TL, 06/04/2024 tarihinde 295.000 TL ve 24/04/2024 tarihinde 59.000 TL olmak üzere 768.062 TL'lik ödeme yapıldığını, tüm bu işler sonunda müvekkilinin 902.000+KDV şeklinde 1.064,360 TL lik alacağa hak kazandığını, davalı tarafça 768.062 TL lik kısmın ödendiğini, davalılar aleyhine ödenmeyen 305.298 TL paraya ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalıların borcun tamamına, faizine, tüm fer ’ilerine itiraz ettiklerini, takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalıların hem icra dosyasında hem de dava dosyasında hukuki ilişkiyi reddetmediklerini sadece borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, davalı tarafın bir yandan teklif formunda imzaları olmasına rağmen kendilerini bağlamadığını bir yandan teklif formunda belirtilen işlerin hepsinin yapılmadığını beyan ederek hukuki ilişkiyi kabul ettiklerini, dosyada davaya konu fatura bedellerine ilişkin işlerinden yerinde tespiti ve fiyatlandırılması için keşif icra edildiğini; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu işlerin yapımında ve tadilatına inşaat imalatlarının KDV hariç toplam 800.000 TL, mekanik tesisat imalatlarının ise KDV hariç 102.00 TL ve toplamda KDV hariç 902.000 TL olduğu kanaatine varılmış olmakla söz konusu bedel teklif formu ile anlaşılan bedel ve yerinde yapılan tespitle uyuştuğunun belirtildiğini, yerel mahkemece taraflarca dosyaya sunulan fiyat tekliflerinin aynı olmadığı ve davacı ticari defterlerinde belirlenen alacak kaydının davalı defterlerinde bulunmadığı ve tek taraflı defter kayıtlarının hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, öncelikle dosyaya taraflarınca sunulan fiyat teklif formunda bulunan imzaların davalılarca inkar edilmediğini teklif formunun sahteliği ya da tahrifat iddiasında bulunulmadığını, buna rağmen mahkemenin gerekçesinde böyle bir görüşe yer vermesinin HMK ya açıkça aykırı olduğunu, yine alacağa konu fiyat teklif formu içeriği ve fiyatlandırması ile yerinde yapılan tespitte bilirkişi raporu ile teklif formuna konu işlerin yerinde tespit edilmesi ve fiyatların uyuştuğu tespitine rağmen (mahkemenin gerekçesinde de bu hususun kabul edildiğini) davalılarca hukuki ilişki de kabul edilmişken ve davalılar tarafından ödeme iddiası ile borca itiraz ediliyorken mahkemenin davalı defterlerinde borç kaydı olmadığı gerekçesi ile red kararı vermesinin dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğunu, yapılan işlere ilişkin davalı tarafça itiraz olunmamasına, fatura ve teklif formunda yazılı malzeme ve işlerin yerinde yapıldığı bilirkişi raporu ile sabit olmasına rağmen; yerel mahkemenin davalı tarafın faturaları işlememesi ve defterlerinde yer vermemesinin sorumluluğunu müvekkiline yıkarak davanın reddi kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın ödeme iddiasında bulunduğunu, ödeme iddiasını da yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini ancak buna dair bir belge sunulmadığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilip çözülmesinin gerekli ve zorunlu olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altında olduğunu, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükünün yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükünün ise iş sahibinde olduğunu, bir başka deyişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibinin de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorunda olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu ve yapılacak işlerin teklif formunda yazılı olan işler olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Ancak davacının sunduğu teklif formuyla davalının sunduğu teklif formunda; iş bedeline KDV eklenmesi hususunda farklılık bulunduğu görülmektedir. Her iki teklif formundaki imzalar ise inkar edilmemektedir. Bu durumda iş bedelinin KDV ekli olarak kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı konusunda çekişme bulunmaktadır. Eser sözleşmelerinde sözleşme ilişkisinin varlığı çekişmesiz iken tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerçekleştirilen iş bedelinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun TBK'nın 481. maddesi gereğince yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak tespit gereklidir. Bundan anlaşılması gereken eserin teslim tarihindeki mahalli piyasa rayiçlerine göre değerinin belirlenmesidir. Eldeki davada, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 19/02/2025 tarihli raporda teklif formundaki bedellerin piyasa rayicine uygun olduğu belirlenmiş ise de, yalnızca davacının sunduğu teklif formuna göre belirleme yaptıkları görülmektedir. Bu durumda ilk mahkemesince bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, taraflar arasında KDV'nin belirlenen bedele ekli olup olmadığı hususunda çelişki bulunduğundan, davacı tarafından gerçekleştirilen imalatın teslim tarihindeki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, davalı ... husumet itirazında bulunmasına rağmen, bu konuda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de yanlış olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 883,38 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.