11. Ceza Dairesi 2024/4034 E. , 2025/904 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/744 E., 2020/370 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/744 Esas, 2020/370 Karar sayılı kararı ile sanık hakkınd…
**11. Ceza Dairesi 2024/4034 E. , 2025/904 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/744 E., 2020/370 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/744 Esas, 2020/370 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 157/1, 35 ve 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ile 9 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/43023 Esas, 2022/9201 Karar sayılı ilamı ile sanığın eski hale getirme ve temyiz başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.05.2024 tarihli ve 2023/13769 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/62303 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/62303 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre; 1-Suça konu bononun Pendik 2. İcra Müdürlüğünde icra takibine konu edildiğinin ve kamu kurumu olan icra müdürlüğünün araç olarak kullanıldığının iddia olunduğu olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre de; Sanığın 17/04/2008 tarihinde işlediği resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık eylemlerine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2 maddeleri gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, Sanık hakkında Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2009 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı ve sorgusunun 06/05/2010 tarihinde yapıldığı, ilk mahkumiyet kararının İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2015 tarihli ve 2009/1308 esas, 2015/128 sayılı ilamı ile verildiği, anılan kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/11/2019 tarihli ve 2019/6505 esas, 2019/8090 sayılı kararı ile bozulduğu, bu tarihten sonra dava zamaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı, Bu haliyle, suç tarihi olan 17/04/2008 tarihi ile kararın verildiği 13/10/2020 tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden hüküm tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. 3. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu suç yönünden yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. B. Dolandırıcılık suçu yönünden; 1. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un Ağır ceza mahkemesinin görevi başlıklı 12 nci maddesinde; "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan...nitelikli dolandırıcılık (m. 158)...kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır." hükümleri yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin; "Dolandırıcılık suçunun, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suça konu bononun Pendik 2. İcra Müdürlüğünde icra takibine konu edildiğinin ve kamu kurumu olan icra müdürlüğünün araç olarak kullanıldığının iddia olunması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine hükmedilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/744 Esas, 2020/370 Karar sayılı kararı kararı ile verilen resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE, B. Dolandırıcılık suçu yönünden; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/744 Esas, 2020/370 Karar sayılı kararının dolandırıcılık suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, ceza miktarı açısından aleyhe sonuç doğurmamak üzere oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.