23. Hukuk Dairesi 2012/3458 E. , 2012/6563 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. ... gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazı…
**23. Hukuk Dairesi 2012/3458 E. , 2012/6563 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. ... gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatife borç para verdiği halde bunu geri alamadığını, tahsili için başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kooperatif hesabına para yatıranın dava dışı... olduğunu, bu kişinin borcu mahsup edildikten sonra fazlasının da bu kişiye iade edileceğini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin karar üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, davanın reddine ilişkin karar üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma kararları üzerine yapılan yargılama sonucunda, davalı kooperatife dava dışı Beytullah Karanfil’in havale ettiği para ile davacının bir ilgisinin bulunmadığı, davacı haksız olduğundan inkar tazminatına mahkum edilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, kısa kararla davanın reddine, gerekçeli kararla ise, davanın reddi ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, HUMK'nun 388 nci (HMK'nun 298/3 ncü) maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu HUMK'nun 389 ncu (HUMK'nun 294/3'ncü) maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HUMK'nun 381/son (HMK'nun 294/4 ncü) fıkra hükmüne dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekle, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HUMK'nun 389 ncu (HMK'nun 294/3 ncü) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nun 298/2'nci maddesinde, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya