Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda matbu gerekçelere yer verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; özel statülü mahkemece yargılama yapılması, ana dilde savunma talebinin reddedilmesi, mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması, kollukta sorulan soruların masumiyet karinesini ihlal etmesi, soruşturma dosyasına erişim kısıtlandığından savunma hakkının kullanılamaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve delillerin hata
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda matbu gerekçelere yer verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; özel statülü mahkemece yargılama yapılması, ana dilde savunma talebinin reddedilmesi, mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması, kollukta sorulan soruların masumiyet karinesini ihlal etmesi, soruşturma dosyasına erişim kısıtlandığından savunma hakkının kullanılamaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu haksız yere mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 30/5/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucusu Ali Erden olan 2014/7848 numaralı bireysel başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Ali Erden Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. 2014/7848 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/7847 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/7847 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanmasıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamda başvuruculardan Ali Erden ve bazı şüpheliler hakkında fiziki takip yapılmıştır. 10/2/2011 tarihinde 155 Polis İmdat Hattı'nı arayan bir şahıs, başvurucuların kamu kurumlarına molotof kokteyli atacağı ihbarında bulunmuştur. Başvurucular ve diğer bir kişi [Ö.K.] ihbarda belirtilen olay mahallinden kolluk görevlilerini görünce kaçmaya başlamış, kovalamaca sonucu her üç şahıs da yakalanmıştır. Kolluk görevlilerinin başvuruculardan Ali Erden'in elinde gördükleri poşet, yapılan arama sonucu kaçış istikametindeki boş bir arsada içerisindeki dört adet el yapımı patlayıcıyla birlikte ele geçirilmiştir. 11/2/2011 tarihli polis raporuna göre poşetin dış yüzünden elde edilen iki adet parmak izinden biri, başvurucu Ali Erden'in sağ el işaret parmak izi ile aynıdır. Şüpheli Ö.K. 12/2/2011 tarihinde kollukta müdafi huzurundaki ifadesinde; olay tarihinde diğer şüpheliler Ali Demir ve Ali Erden ile buluştuklarını, Ali Erden’in Abdullah Öcalan’ın yakalanışının yıl dönümünü protesto etmek amacıyla eylem yapacaklarını, poşet içerisinde ses bombası olduğunu ve atacakları yeri söyleyip nasıl çalıştırılacağını anlattığı esnada polislerin kendilerini görmesi üzerine kaçarkenyakaladıklarını beyan etmiştir. Başvurucu Ali Erden'in 12/2/2011 tarihinde hakları hatırlatılarak müdafi huzurunda kollukta alınan ifadesinde; 155 Polis İmdat Hattı'na gelen ihbar açıklanarak ele geçirilen patlayıcılara, birlikte yakalanan Ö.K.nın olaya ilişkin beyanlarına, telefonla yaptığı görüşmelere, ikametinde yapılan aramada bulunan eşyalara, çeşitli yerlere patlayıcı atılmasına, örgütsel toplantılara katıldığına, Ö.K. ve yakalanan bir diğer şüpheli E.A.nın terör örgütünün gençlik yapılanması olan Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) içerisinde başvurucunun faaliyet gösterdiği şeklinde aleyhindeki beyanı uyarınca örgütsel yapı içindeki konumuna dair sorular yöneltilmiştir. Başvurucu susma hakkını kullanmış ve savcılıkta ifade vereceğini belirtmiştir. Başvurucu Ali Demir'e hakları hatırlatılarak müdafi huzurunda aynı tarihli kollukta alınan ifadesinde; ele geçirilen patlayıcılara, birlikte yakalanan Ö.K.nın olaya ilişkin ve başvurucunun DYGM içerisinde yer aldığına ilişkin beyanlarına, çeşitli yerlere patlayıcı atılmasına, örgütsel toplantılara katıldığına dair sorular yöneltilmiştir. Başvurucu susma hakkını kullanmış ve savcılıkta ifade vereceğini belirtmiştir. Başvurucular Ali Erden ve Ali Demir 14/2/2011 tarihli savcılık ifadelerinde suçlamaları reddetmişlerdir. Ö.K.da savcılık ifadesinde suçlamayı reddederek kollukta yakalamanın verdiği stresle gerçeğe uygun olmayan ifadeler verdiğini beyan etmiştir. Gaziantep Sulh Ceza Mahkemesi, 14/2/2011 tarihindeki sorgularının ardından başvurucular ve diğer üç şüphelinin "PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne üye olma suçunu" işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesi varlığının bulunması, suçun niteliği, delillerin tamamının toplanmamış olması gerekçeleriyle tutuklanmalarına karar vermiştir. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga madde ile görevli) 10/6/2011 tarihli iddianamesi ile başvurucuların tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işledikleri iddiasıyla ve diğer on dokuz kişi hakkında kamu davası açılmıştır. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga maddesi ile görevli) 6/9/2011 tarihli ilk duruşmasında, başvurucular Türkçe savunma yapmamışlardır. Müdafileri de başvurucuların Kürtçe beyanda bulunmaları nedeniyle savunmaları alınamadığından diyeceklerinin olmadığını ve önceki beyanlarını tekrar ettiklerini söylemiştir. Başvurucular 26/1/2012 tarihli duruşmaya kadar Türkçe ifade vermemişlerdir.Belirtilen tarihli duruşmada Türkçe savunmada bulunarak, suçlamaları ve aleyhlerindekibilgi ve belgeleri kabul etmediklerini belirtmişlerdir. 25/12/2012 tarihli karar duruşmasında başvurucular ek savunma ve son sözlerini Türkçe ifade etmişlerdir. Başvurucular müdafi de parmak izinin tek başına suçluluğu göstermeyeceğini ve müsnet suçun işlediğine dair somut bir delil olmadığını, aksi kanaat halinde tüm lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 25/12/2012 tarihli kararıyla başvurucuların terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından mahkûmiyetlerine ve tutukluluk hâllerinin hükmen devamına karar verilmiştir. Mahkeme mahkûmiyet gerekçesinde; başvurucu Ali Erden yönünden iletişim tespit tutanaklarına, fiziki takip sonucunda terör örgütünün gençlik yapılanması DYGM adına organize edilen toplantılara katıldığının tespit edildiğine ve DYGM içerisinde faaliyet gösterdiği yönündeki E.A.nın kolluk ifadesine dayanmıştır. Ayrıca birlikte yakalanan her iki başvurucu açısından da patlayıcı madde inceleme ve parmak izi inceleme raporları ile diğer sanık Ö.K.nın müdafisi huzurunda kolluktaki beyanına itibar edildiğini açıklamıştır. Başvurucuların mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itirazı, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 14/1/2013 tarihlikararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bu karar başvuruculara 7/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Temyiz üzerine hükmün; Yargıtay Ceza Dairesinin 17/1/2014 tarihli kararıyla başvurucu Ali Erden yönünden onanmasına, başvurucu Ali Demir yönünden ise tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan onanmasına, terör örgütüne üye olma suçundan bozulmasına karar verilmiştir. Anılan karar başvurucular vekiline 8/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, 30/5/2014 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Diğer taraftan UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden başvurucuların, 25/12/2012 tarihli mahkûmiyet kararına konu yargılandıkları davada, tutukluluk süresinin makul olmadığı ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğu yönünde 25/2/2013 tarihinde 2013/1912 ve 2013/1913 sayılı bireysel başvurularda bulundukları tespit edilmiştir. Bu başvurular, mahkûmiyetin kesinleştiği 17/1/2014 tarihinden itibaren 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânının olduğu belirtilerek başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.