6. Hukuk Dairesi 2023/2606 E. , 2024/3438 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/527 E., 2023/315 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2018/56 E., 2019/365 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.10.2024 tarihinde …
**6. Hukuk Dairesi 2023/2606 E. , 2024/3438 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/527 E., 2023/315 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2018/56 E., 2019/365 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1- İlk derece mahkemesince davacının, davalıdan alacaklı olduğu 302.583,14 TL bedelden, 25.09.2018 tarihli duruşmada tarafların mahsuplaşma beyanları ile davacı kayıtlarında davalının alacaklı olduğu 279.374,67 TL’nin mahsubu ile bakiye kalan 23.208,47 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2-İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. 3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; sözleşmenin tarafları, aynı sözleşmeden doğan alacaklarını açılan davada mahsup itirazı olarak ileri sürebilecekleri gibi ayrı dava yoluyla da isteyebilecekleri, mahsup itirazında bulunabilmek için cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunlu olmadığı gibi karşı dava açılarak talep edilmesinin de zorunlu olmadığı, davacı vekilinin 25.09.2018 tarihli duruşmadaki beyanları ile davacının kendi kayıtlarında davalının alacaklı olduğu miktarı bildiği, bu hali ile davacının talep ettiği miktardan mahsup edilen davalı alacağı bakımından davalı yararına vekalet ücreti takdirinde hukuka aykırı bir yan bulunmadığından, davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 15.10.2024 gününde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.(Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin yargılama neticesinde, davacının davalıdan 302.583,14 TL alacaklı olduğu, davalının da 279.374,67 TL davacıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı ve tarafların mahsuplaşma beyanları dikkate alınarak yapılan mahsup neticesinde bakiye 23.208,47 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere aynı hukuki ilişkiden doğan karşı talepler mahsup itirazı olup açılan davada her zaman ileri sürülebilir. Bunun temel dayanağı ise mahsup itirazının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanması nedeniyle ayrı bir yargılamayı gerektirmemesidir. Mahsup itirazının yerinde görülmesi ve kabulü durumunda, bu miktar yönünden mahsup itirazında bulunan tarafın haklı çıktığı, diğer bir değişle, davacının haksız çıktığı kabul edilmektedir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de bu haklılık durumuna göre tayini gerekir. Davaya konu olayda, davacının davalıdan 302.583,14 TL alacaklı olduğu, davalının da 279.374,67 TL davacıdan alacaklı olduğunun kabul edildiği, tarafların mahsuplaşma beyanları dikkate alınarak yapılan mahsup neticesinde bakiye 23.208,47 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bu kabul ve haklılık durumu dikkate alınmadan davacı lehine 23.208,47 TL üzerinden, davalı lehine ise, 279.374,67 TL üzerinden vekâlet ücreti tayin edilmiştir. Yapılan mahsup neticesinde davacının 23.238,47 TL bakiye alacağı kaldığından bu miktar üzerinden davacı lehine vekalet ücreti tayini gerekir. Aksi düşünülse dahi bu davada mahsuplaşma olduğundan davacının haklı olduğu 302.583,14 TL yönünden davacı yararına, davalının haklı olduğu 179.374,67 TL üzerinden davalı yararına vekalet ücreti tayini gerekendir. Davacının alacağının daha fazla olduğu kabul edilmesine rağmen daha az vekâlet ücretine hükmedilmesinin hiç bir hukuki dayanağı bulunmadığından davacının haklı temyizinin kabulü gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.