12. Ceza Dairesi 2012/22602 E. , 2013/21965 K. Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve i…
**12. Ceza Dairesi 2012/22602 E. , 2013/21965 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği, Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, ortağı olduğu firmada muhasebeci olarak çalışan katılan tarafından sahte fatura düzenlenerek, şirketin zarara uğratıldığını düşünen sanığın, iddiasını delillendirmek amacıyla, katılana bu konuda sorular sorup, aralarında geçen konuşmaları, cep telefonunun ses kaydetme fonksiyonunu kullanarak gizlice kaydettiği, ardından bu konuşmaları içerir CD'yi, katılanın bilgisi ve rızası dışında, Vergi Usul Kanununa aykırılık suçundan sanık sıfatıyla yargılandığı Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/919 esas sayılı dava dosyasına 11.11.2008 tarihli duruşmada ibraz ettiği iddiasına konu olayda, 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK'nın 133/3. maddesinin, “Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi...cezalandırılır.” hükmü, anılan maddenin gerekçesinde yer alan, “Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi suretiyle elde edildiği bilinen veya böylece elde edildiği kabul edilebilecek olan bilgilerden yarar sağlanması veya bunları başkalarına verilmesi veya bunlardan diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin etmek, suç olarak tanımlanmıştır...” açıklamalarıyla birlikte göz önüne alındığında, sanığın konuşmanın tarafı olması ve konuşmanın sanıkla katılan arasında yapılmış olması halinde, bu konuşma kaydı, TCK'nın 133/1. maddesindeki suç işlenerek elde edilen bilgi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin TCK'nın 133/3. maddesi değil, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, konuşmanın sanıkla beraber en az üç kişi arasında gerçekleşmiş olması halinde, söz konusu iletişimin “söyleşi” niteliğini kazanacağı ve sanığın eylemlerinin TCK'nın 133/2-3. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmakla, Şikayete konu ses kaydını içeren CD mahkemesinden temin edilerek, CD'de yer alan konuşmanın kimler arasında geçtiği ve konuşmanın içeriği açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, CD'ye konu konuşmaların katılan ve sanık arasında geçtiği kabulüne dayalı olarak ve eylem salt TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında değerlendirilerek, eksik incelemeyle, yazılı şekilde, sanığın beraatine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: Sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı belirtildiği ve bu gerekçeye dayalı olarak beraat kararı verildiği halde, uygulama yeri bulunamayan CMK'nın 223/2-d maddesi gereğince sanık hakkında beraat hükmü kurulması, 2- Hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.