13. Hukuk Dairesi 2015/27792 E. , 2016/3941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalılarla 2009 yılı yaz aylarında içkili bir mekanda bir arkadaşının vasıtasıyla tanıştığını , kendisine 1.8.2009 tarihli hari
**13. Hukuk Dairesi 2015/27792 E. , 2016/3941 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalılarla 2009 yılı yaz aylarında içkili bir mekanda bir arkadaşının vasıtasıyla tanıştığını , kendisine 1.8.2009 tarihli harici belge imzalatılarak 3 adet gayrimenkulün satışının yapılmış gibi gösterildiğini, 26.5.2010 tarihli ek sözleşme ile de tarafına satış bedeli olarak 15.000.000 TL ödenmiş gibi gösterilerek alkolün de etkisi ile , hile ve tehditle 8 adet toplam 15.000.000 TL. bedelli senet imzalatılarak, davalı ... tarafından teslim alındığını ve diğer davalı ...'a ciro edilerek aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların organize işbirliği içinde hareket ettiklerini, aleyhlerindeki soruşturma dosyasının da derdest olduğunu ileri sürerek, haksız takibin iptali ile borçlu olmadığının tesbitine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., davacıya taşınmazlarının davalı ...'a satılmasında komisyoncu olarak aracılık ettiğini yine aracılığı ile satış bedeli 15.000.000 TL.nin davacıya peyderpey ödendiğini ancak tapu devrini veremeyeceğinin anlaşılması üzerine ek sözleşmenin yapılarak ödenen satış bedelinin iadesine ilişkin takibe konu senetlerin verildiğini savunmuş, davalı ... da davacının satış bedelini tahsil ettiği halde tapu devrini vermediğini buna karşılık alınan senetlerin takibe konulduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyizi üzerine Dairemizce sehven temyiz dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen onama kararının Dairemizin 2015/2673 esas, 2015/16297 karar ve 21.5.2015 tarihli kararı ile kaldırıldığı gözetilerek temyiz incelemesine geçilmiştir. Davacı, davalı ... ile birlikte imzalarının bulunduğu, 1.8.2009 ve 26.5.2010 tarihli sözleşmelerin hile ve tehditle davalılar arasındaki muvazaalı işlemlerle gerçekte yapılmadığını, davalıların bu miktar satış bedelini ödemeye maddi güçlerinin bulunmadığını ve bu sözleşmelerde bahsi geçen ve takibe konu edilen 8 adet toplam 15.000.000 TL. bedelli senetlerin de geçersiz olduğunu ileri sürerek menfi tesbit isteği ile eldeki davayı açmıştır. Davacı ayrıca davalılar aleyhindeki ceza soruşturmasının da derdest olduğunu ileri sürmüştür. Davacı ile davalı ...'ın imzasına havi, 1.8.2009 tarihli sözleşme ile; davacının hissedarı olduğu 1771, 1770 ve 1769 parsel nolu taşınmazların tüm hissesinin 1.4.2010 tarihine kadar ödenmek üzere 15.000.000 TL.na davalı ...'a satışının kararlaştırıldığı, yine davacı ve davalı ... imzalı, 26.5.2010 tarihli ek sözleşme ile de; satış bedeli 15.000.000 TL.nin davacıya 1.4.2010 tarihine kadar ödendiği, tapu devrinin verilmemesi nedeni ile, ödenen satış bedeline karşılık 25.7.2010 ve muhtelif vade tarihli toplam 8 adet 15.000.000 TL. bedelli bonoların davacı tarafından davalı ...'a teslim edildiğinin kararlaştırıldığı, bu bonoların davalı ... tarafından diğer davalı ...'a ciro edilerek davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı dosyadaki delillerle tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı şikayeti ile davalılar aleyhine resmi belgede sahtecilik, tehdit ve zorla senet imzalatmaktan Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 13.10.2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, yine davacı şikayeti ile davalılar aleyhinde “ tefecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan dava konusu senetler de dahil olmak üzere kamu davacının açıldığı ve Tekirdağ 1. Asliye Ceza mahkemesi'nin 2011/413 esas sayalı dosyası ile derdest olduğu ve eldeki dosyanın karara çıkmasının beklenildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... tarafından son celse 20.6.2013 tarihinde, 7.6.2013 tarihli davacı ve davalıların ad ve imzalarının bulunduğu “ anlaşmadır “ başlıklı belge ibraz edildiği ve davacı tarafça da yeni delil ibrazına muvafakatının bulunmadığı ve belgenin fotomontaj olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece, bu belge üzerinde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan gerekçede de bir irdeleme ve açıklama yapılmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Öyle ki, anılan belgede; icra dosyasındaki ana para borcu 15.000.000 TL.nin ödeme şeklinin belirlendiği, alacaklı davalı ...'un ana para dışındaki ferilerinden vazgeçtiği ve davacının da bu tarih itibariyle icra dosyası ile eldeki davadan feragat edeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. O halde, anılan belgenin taraflardan sadır olduğunun kabulü halinde, içeriğine göre borcun yenilendiği ve tarafların yeniden ödeme şartlarını belirledikleri gözetildiğinde, taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği kabul edilerek bir değerlendirme yapılması gerekir. Bu nedenle mahkemece, bu belgenin taraflarca tanzim edilip edilmediği, davacı tarafça imzalanıp imzalanmadığı ve içeriği hususunda ayrıntılı inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonunda, anılan 7.6.2013 tarihli belgenin davacı tarafça sadır olmadığının anlaşılması halinde de; uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinin gözetilmesi gerekir. Öyle ki, hukuk hakimi B.K. 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak mahkumiyet ve tesbit edilen maddi olgularla bağlıdır. Bu nedenle Mahkemece ceza davasının sonucu verilecek karar beklenerek, sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar üzerinde bir inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 48,60 TL harcın istek halinde iadesine, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.