10. Hukuk Dairesi 2023/5305 E. , 2024/9651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2918 E., 2021/2342 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/320 E., 2021/52 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf
**10. Hukuk Dairesi 2023/5305 E. , 2024/9651 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2918 E., 2021/2342 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/320 E., 2021/52 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle ; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde rodaj (cam kesildikten sonra cam kenarlarını törpüleme) işçisi olarak çalışırken iş kazası geçirerek malul kaldığını, kazanın işyerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini almayan işverenin kusuru sonucu meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davacı işçinin bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekilleri cevap dilekçesinde özetle: kazanın meydana gelmesinde işverenin bir kusurunun bulunmadığını, işverenin işyerinde gerekli her türlü iş güvenliği önlemini aldığını, kazanın davacı işçinin kusuru ile meydana geldiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince "davacı 17.04.2017 tarihinde iş arkadaşları ile cam taşırken camın esneme yapması sonucu kırıldığı ve iş kazası geçirdiği ve sağ el bileğinde 4,5 cm kesik olduğu, sağ el bileğinde ve el düzeyinde sinir kas ve tenton yaralanması olduğu, sağ el 4. ve 5. parmaklarını kullanmadığı, ve malül kaldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.Mahkememizce alınan kusur raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; haksız fiil şartları olan hukuka aykırı eylem, zarar ile eylem arasında illiyet bağı, kusurlu davranış ve zarar unsurlarının mevcut olaydan meydana gelmiş oldukları ve bu şartlar bakımından sorumlu olan kişilerin tazminatı ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Meydana gelen iş kazası nedeniyle daha önce bu olay nedeniyle kusur yönünden aldırılan 27.09.2018 havale tarihli raporda davacının %20 oranında kusurlu olduğunu, davalı şirketin ise %80 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Düzenlenen kusura ilişkin bu rapor dosyadaki bilgi ve belgelere ve tanık anlatımlarına uygun olduğu anlaşıldığından rapora itibar edilmiştir. ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 14.04.2019 tarihli raporda kazazedenin %19,2 oranında malul olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar daha önce 06.03.2018 tarihli Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından maluliyetin %19 oranında olduğu, 25.07.2018 tarihli Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu maluliyetin %39,2 olduğunu belirtmiş ise de, ATK tarafından düzenlenen raporun dosya kapsamı ve tanık anlatımları ile örtüştüğü ayrıca ATK tarafından düzenlenen raporda çelişkinin neden kaynaklandığını sonuç kısmında belirterek çelişkiyi giderdiği anlaşıldığından ATK tarafından düzenlenen rapora itibar edilmiştir. Maddi tazminat hususunda zarar hususunun tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alınmış bilirkişi tarafından düzenlenen 05/04/2021 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere; davacı ... Vezi'nin talep edebileceği tazminatın toplam 146.939,25 TL olduğu SGK ödemelerinin tenzili ile yani 146.939,25 TL -86.569,75 TL= 60.369,50 TL olduğunun belirtildiği, düzenlenen bu bilirkişi raporunun tarafların kusur oranı ve kazazedenin maluliyeti göz önüne alınarak düzenlendiği, raporun dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından bu rapora itibar edilerek kusurlu olan davalı yönünden davanın bu miktar yönünden kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Bu itibarla tarafların kusur oranları, kazazedenin maluliyet derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması ilkesi, meydana gelen iş kazası nedeni ile kazazedenin çektiği elem ve acının derecesi göz önüne alınarak 40.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nefaset kuralına uygun olduğu anlaşıldığından bu miktar yönü ile davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine" dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekili; kararın 2021 yılında verilmiş olması nedeniyle maddi tazminatın hesabında dikkate alınan 2019 yılı sonrasındaki asgari ücretlerin rapora yansıtılması gerektiği ve dosya kapsamında %19 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesap edilen maddi tazminat alacağından kurumca %39 olarak tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına ilişkin gelirin tenzilinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili; olaydan sonra yapılan incelemede kusurun davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, camı taşımak için dik durumda kaldırdıkları anda camın kırıldığını, davacı ...’a camı bırakması için seslendiğini ancak davacının camın üzerine düşeceğini zannetmesi nedeniyle bırakmadığını müvekkiline yüklenen %80 kusurun hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunda pasif dönem için (işçinin çalışamayacağı dönemler) tazminattan tenzilat yapılmamasının da hatalı olduğunu, oysa raporda aktif dönem ve pasif dönemin toplanması sonucu tazminat hesabı cihetine gidildiğini, yapılması gerekenin söz konusu rakamların toplanması değil, çıkartılması olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının davalıya ait işyerinde rodaj (cam kesildikten sonra cam kenarlarını törpüleme) işçisi olarak çalışırken 17.04.2017 tarihinde iş kazası geçirdiği, olay günü davacının bir iş arkadaşı ile birlikte 200 cm x 150 cm ebadındaki cam tabakayı taşırken yolları üzerinde bulunan bir çek-yata çarptıkları, taşıdıkları camın kırıldığı, davacının dengesinin bozulduğu, kırılan cam parçalarının davacının sağ bileğini kestiği, kazanın bu şekilde meydana geldiği, Dairemizce delil durumuna, dosya kapsamına ve Yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun oldukları saptanan maluliyete ilişkin SGK Sağlık Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Mahkemece aldırılan kusur durum ve oranlarına ilişkin raporlarda belirtildiği üzere, olayın bir iş kazası olduğu, davacının kaza nedeniyle %19,2 oranında maluliyete uğradığı, kazanın meydana gelmesinde davacının %20, işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücret miktarının isabetli bir şekilde saptandığı, talep edilen maddi tazminatın bilimsel esaslara ve yerleşik içtihatlara uygun olarak hesaplandığı, kaza tarihi, olayın oluş şekli, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranları, davacının maluliyet durumu, davacının sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihinde davacının yaşı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davacı için takdir olunan manevi tazminat miktarının delil durumuna, dosya kapsamına, yerleşik Yargıtay içtihatlarına, taraflar arasındaki menfaat dengesine, hak ve nasafete uygun olduğu anlaşılmış, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine" dair karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kök rapor sonrası yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerin maddi tazminat hesabına uygulanması gerektiğini, hesabın %19,2’den yapılmasına karşın gelirin %39,2’den tenzilinin hatalı olduğunu beyanla C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin olmakla beraber davacı vekili temyiz itirazlarının maddi tazminatın hesabı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371.maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 maddeleri delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56.maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda olduğu gibi "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin" davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. (Yargıtay 21. HD’nin 14.01.2020 Tarih 2019/411 E- 2020/66 K, 03.07.2018 tarih ve 2016/19961 E- 2018/5961 K sayılı, 14.05.2013 tarih ve 2013/1704 E- 2013/9754 K Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2023 tarihli ve 2022/10-998 Esas -2023/745 Karar sayılı ilamları bu yöndedir). 3. Ancak bu durumda tenzil edilmesi gereken gelirin miktarı noktası uyuşmazlığın ana konusunu oluşturmaktadır. Bilindiği üzere SGK tarafından bağlanan gelirin maddi tazminat alacağından tenzili noktasında davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu oluşturmaktadır. Kanun'un 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Adalet Komisyonunun 55 inci madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” 4. Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 2 nci maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. 5. Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının 17.04.2017 tarihli iş kazası kapsamında sürekli iş göremezlik oranının SGK Kurum Sağlık Kurulunun 06.03.2018 tarihli raporunda; bu iş kazasına münhasıran sürekli iş göremezlik oranının %19 olarak tespit edildiği, ve kontrol muayenesi olarak 01.02.2020 tarihine işaret edildiği, davalı vekilinin itirazı üzerine SGK Yüksek Sağlık Kurulunun 25.07.2018 tarihli raporunda ise; bu iş kazasına münhasıran sürekli iş göremezlik oranının düzeltme kaydıyla baştan itibaren %39,2 olarak tespit edildiği, ve kontrol muayenesi olarak 01.02.2020 tarihine işaret edildiği, davalı vekilinin itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 08.04.2019 tarihli raporunda ise sürekli iş göremezliğin bu iş kazasına münhasıran %19,2 olarak tespit edildiği, geri çevirme kararımız ile dosya kapsamına dahil olan SGK kayıtlarına göre; kontrol muayenesi neticesinde sürekli iş göremezlik oranının % 39,2 olarak tespit edilerek kontrol kaydının kaldırıldığı anlaşılmıştır. 6. Bilindiği üzere tazminat dava dosyası içerisinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporlar kurumun dosyaya taraf olmaması nedeniyle kurumu bağlayıcı mahiyette olmayıp kurum kendi kayıtlarına göre tespit ettiği sürekli iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlamakta ve rücuu kabil alacak olarak da tespit ettiği bu oran üzerinden 2011/58 genelgesine göre tespit ettiği ilk peşin sermaye değerli geliri bildirmektedir. 7. Bu durum karşısında dosya kapsamında anılan oranın kurum kayıtlarından farklılık arz etmesi halinde hesaptan TBK'nun 55.maddesi kapsamından tenzil edilmesi gereken gelir noktasında uyuşmazlık çıkmakta olduğu sabittir. Bu uyuşmazlığın çözümü için ise Dairemizin 27.03.2023 tarih ve 2022/3298 E- 2023/3188 K sayılı ilamı ile 10.05.2023 tarih ve 2021/11002 E- 2023/5116 K sayılı ilamlarında da olduğu gibi "denetime elverişli olacak şekilde peşin sermaye değerli gelirin hesap bilirkişisine hesaplatılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği" açıktır. 8. O halde mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamında tespit edilen ve taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılan sürekli iş göremezlik oranının %19,2 ve hesap raporunun ise 02.11.2020 tarihli ek hesap raporunda da işaret olunduğu gibi 16.07.2019 tarihli kök rapordaki veriler olduğunun açık olması karşısında, bu hesap raporundan da gelirin tenzili yapılmayıp 02.11.2020 tarihli hesap raporunda hataya düşülerek SGK nezdinde kabul olunan %39,2 düzeyindeki iş göremezlik oranı üzerinden hesap edilen gelirin ilk peşin değerinin rücuya kabil kısmının tenzilinin hatalı olduğu değerlendirilerek, %19,2 sürekli iş üzerinden davacıya bağlanması gereken gelirin ilk peşin sermaye değeri ve peşin sermaye değer tablosundaki değerler Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan sorularak cevabın olumsuz olması durumunda denetime elverişli olacak şekilde peşin sermaye değerli gelirin hesap bilirkişiye hesaplaması yaptırılıp sonucuna göre tespit edilen bu gelirin rücuya kabil kısmının 16.07.2019 tarihli hesap raporunda tespit edilen iş göremezlik alacağı hesabından geçici iş göremezlik gelirinin rücuya kabil kısmı ile beraber tenzil edilerek maddi tazminat istemi hakkında hüküm kurmaktan ibarettir. 9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.