DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/981 E. , 2024/1262 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/981 Karar No : 2024/1262 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2022/3110, K: 2022/766 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, ... Bölge …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/981 E. , 2024/1262 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/981 Karar No : 2024/1262 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2022/3110, K: 2022/766 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası, 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 28. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2022/3110, K: 2022/766 sayılı sayılı kararıyla, Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, Anayasanın 159. maddesine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendine, 14. maddesinin 3.fıkrasının (d) bendine ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yer verildikten sonra, Davacının, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Yukarıda yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, idari dava türleri arasında yer verilen iptal davalarının, idarenin kamu gücüne dayanarak kamu hukuku alanında tesis ettiği, hukuki sonuç doğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki işlemlerine karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olduğu, dava konusu edilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin istinaf incelemesi yaptığı kararı veren hakimler hakkında "Orta" not takdir etmesine ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın aynı Daire tarafından reddedilmesine dair işlem, hakimin şahsına yönelik bir değerlendirme içermeyip, hakimin yargılama görevi olarak verdiği kararın hukuki isabeti yönünde bir değerlendirme olması nedeniyle anılan işlemin idari yargı sistemi içerisinde yapılan yargılama prosedürüne ilişkin bir yargısal faaliyet niteliğinde bulunduğu; bu nedenle, 2577 sayılı Kanun uyarınca iptal davasına konu edilebilecek idari işlemler niteliğinde olmadığı sonucuna varıldığı, Davacının, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve aynı maddenin 4. fıkrasının iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Yukarıda anılan mevzuat hükümlerine göre Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararları hariç diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu; Anayasa'nın 159. maddesindeki Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağına ilişkin düzenlemenin, bireysel işlemlerin yanı sıra Hakim ve Savcılara ilişkin düzenleyici işlemler yönünden de bir kısıtlama getirdiğinin kabulü gerektiği, Öte yandan; dava konusu edilen Yönetmeliğin, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 28. maddesine dayanılarak kanun yolu incelemeleri neticesinde adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimleri hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandığı ve Yönetmelik hükümlerinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yürütüleceğinin öngörüldüğü, Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile dava konusu edilen Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından hazırlanan ve yine aynı Kurulca yürütülmesi sağlanan Yönetmeliğin, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ait bir karar sonrasında hukuki sonuç ve etki yaratabilecek nitelik kazandığı konusunda duraksama bulunmadığı, Bu durumda, dava konusu edilen Yönetmeliğin, Anayasanın yukarıda değinilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan 159. maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği açık olduğundan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulmuş olan Yönetmelik hükmünün, yargı merciileri önünde idari davaya konu edilebilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa'nın 159.maddesindeki düzenlemenin bireysel işlemlere yönelik kararlara ilişkin olduğu, düzenleyici işlemlere ilişkin kısıtlama getirmediği; yönetmeliğin, kanun ve tüzüklerin uygulanmasını daha da kolaylaştırmak amacıyla çıkartılan genel, soyut herkes için geçerli olan genel düzenleyici işlem olan hukuk kuralları olduğu; 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nda, Anayasa'nın 159. maddesi doğrultusunda, Kurulun hangi kararları verdiğinin ve bu kararlara karşı iç itiraz ve yargı yoluna ilişkin düzenlemelere yer verildiği, dava konusu düzenlemenin bu kapsamda olmadığı; kanun yolu değerlendirme formlarının, müfettiş hal kağıtları ile sicil fişlerinin kişiler üzerinde hukuki sonuç doğurmaya yönelik, kamu gücü ayrıcalığına dayanan, tek taraflı ve icrai irade açıklamaları olduğu; yargı organları tarafından takdir edilmesinin işlemin, icrai işlem niteliğini kaldırmadığı; davaya konu edilen işlemin, İstinaf Dairesinin hukuki uyuşmazlığa ilişkin yargısal nitelikteki kaldırma- gönderme kararı değil, Dairenin istinafa konu Mahkeme kararını veren hakim hakkındaki, Hakimler ve Savcılar Kanununda sayılan hususlar çerçevesinde yapılması gereken ve kendisi nezdinde hukuki sonuç doğuran, tek yanlı, değerlendirmesi olduğu; bu nedenle icrai ve kesin nitelikte işbu işlemin iptalini talep etmek, Anayasa tarafından güvence altına alınan hakların sonucu, hukuk devletinin bir gereği olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve tek hakimle verilen kararda İdare Mahkemesi üyesi olarak imzası bulunan davacı hakkında "Orta" not takdir edilmiştir. Davacı tarafından, hakkında takdir edilen "Orta" nota karşı 10/01/2022 tarihli dilekçe ile itirazda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 10/01/2022 tarihli kararı ile davacının talebinin reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine, davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası, 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 28. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasanın 159. maddesinde Hakimler ve Savcılar Kurulunun oluşumu ve çalışma usul ve esasları belirlenmiş, aynı maddenin 8., 9. ve 10. bendinde ise; "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir. Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir. Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, uyuşmazlığın bireysel işleme yönelik kısmına ilişkin verdiği davanın incelenmeksizin reddi yönündeki kararı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davacının, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve aynı maddenin 4. fıkrasının iptaline karar verilmesine ilişkin istemi yönünden; Anayasa'nın (Değişik: 07/05/2010-5982/22 md.) 159. maddesinde; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu' nun oluşumu ile çalışma usul ve esasları belirlenmiş, maddenin 11. fıkrasında ise; Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte olan 7. maddesinin (ı) bendinde ise, görev alanına ilişkin yönetmelik çıkarmak ve genelge düzenlemek Kurulun görevleri arasında sayılmış ve Kurul bu konuda yetkilendirilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda eşitliği gözeten, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir. Anayasa'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti niteliği vurgulanırken, devletin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine bağlı olması amaçlanmıştır. Yargı denetimi, hukuk devletinin "olmazsa olmaz" koşuludur. Öte yandan, Anayasa'nın 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." 125. maddesinde de, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." denilmiştir. Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Kişinin, kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde hakkını arayabilmesidir. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu edilen Yönetmeliğin, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 28. maddesine dayanılarak, kanun yolu incelemeleri neticesinde adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hâkimleri hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandığı ve Yönetmelik hükümlerinin ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yürütüleceği anlaşılmıştır. Anayasa'nın 159. maddesinde değişiklik yapan 5982 sayılı Kanun'un 22. madde gerekçesinde, yürürlükteki düzenlemede, Kurul kararları tamamen yargı denetimine kapalı iken, yapılan değişiklikle meslekten çıkarma cezalarına ilişkin kararların yargı denetimine açıldığı, Kurulun diğer kararları için ise etkili iç itiraz sisteminin öngörüldüğü belirtilmiştir. Yukarıda yer alan Anayasa'nın 159. maddesinde değişiklik yapan 5982 sayılı Kanun'un 22. madde gerekçesinde belirtildiği üzere, dava konusu Yönetmelik bakımından hukuka aykırılık iddiasının etkili iç itiraz yolu ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu nezdinde ileri sürülmesinin mümkün olmaması hususu ile birlikte değerlendirildiğinde; Anayasa'nın 159. maddesinin 11. fıkrasında yer alan, Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağına ilişkin düzenlemenin bireysel işlemlere yönelik olduğu açık olup, anılan hükmün düzenleyici işlemlere yönelik bir kısıtlama getirmediğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda, dava konusu edilen Yönetmeliğin Anayasanın yukarıda değinilen ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan 159. maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilemeyeceği açık olduğundan, temyize konu kararın, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2.Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/03/2022 tarih ve E:2022/3110, K:2022/766 sayılı kararının bireysel işlemle ilgili davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA, 3.Dava konusu düzenleyici işleme yönelik davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının oyçokluğu ile BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 04/06/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin, anılan kararın, düzenleyici işlem yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ve Daire kararının, düzenleyici işleme ilişkin verilen davanın incelenmeksizin reddine yönelik kısmı yönünden de onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Dava, İstanbul 1. İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası, 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin kendisine verdiği "Orta" not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali istemiyle davanın açıldığı, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, uyuşmazlığın bireysel işleme ilişkin kısmı yönünden, "işlemin yargısal faaliyet niteliğinde bir işlem olması nedeniyle dava konusu edilemeyeceği" gerekçesiyle, davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu açıdan, uyuşmazlığın değerlendirilmesi sonucunda, Daire tarafından bireysel işlem ile ilgili olarak, dava konusu edilemeyeceğinden davanın incelenmeksizin reddine karar verildiğinden, anılan işlemin dayanağı olarak gösterilen Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin dava konusu edilen düzenlemelerinin de esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın dava konusu Yönetmelik yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.