14. Hukuk Dairesi 2013/11362 E. , 2013/14611 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.10.2011 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi kal ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve…
**14. Hukuk Dairesi 2013/11362 E. , 2013/14611 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.10.2011 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi kal ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde davalının taşınmazında bulunan ve ahır olarak kullanılan yapının taşınmazına tecavüz ettiğini belirterek elatmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunmuş, daha sonra öninceleme duruşmasında davalıya ait ahırın evinin girişine çok yakın olduğunu, ahırdan gelen hayvan kokusundan etkilenmesinden kaynaklanan muarazanın giderilmesini talep etmiş; davacı bilahare 03.12.2012 hakim havale tarihli ıslah dilekçesi ile davalıya ait yapıda yağmur oluğu olmamasından dolayı yapının saçağından gelen yağmur sularının zarar vermesi sebebiyle çıkan muarazanın giderilmesini ve yapının komşu çekme mesafesi kadar çekilmesini talep etmiştir. Davalı, dava konusu ahırın davacıya ait taşınmaza tecavüzünün olmadığını ve eskiden beri kullanılan bir ahır olduğunu, ahırın davacının binasının giriş kapısı tarafında olmadığını, ayrıca davacının da evinin altını ahır olarak kullandığını, rahatsız olunan kokunun davacının taşınmazından geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerin köy olduğu, köy şartları içerisinde ahır kokusuna hoşgörü sınırları içerisinde katlanılması gerektiği; bilirkişi raporunda yağmur suyunun akmasının kaçınılmaz olduğu belirtilmişse de bu durumun davacının taşınmazı için de geçerli olduğu ve tarafların taşınmazları arasında ortak bir ara sınırın olduğu, bu durumda suyun akmasının komşuluk hukukun öngördüğü sınırları aşan bir kullanım oluşturmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.