Başvurucu, hakkında düzenlenen trafik idari para cezası karar tutanağının bir örneğinin on iş günü içinde tebliğ edilmemesinin ve bu cezanın iptali talebinin reddine karar verilmesinin, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında düzenlenen trafik idari para cezası karar tutanağının bir örneğinin on iş günü içinde tebliğ edilmemesinin ve bu cezanın iptali talebinin reddine karar verilmesinin, Anayasa’nın maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 21/11/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 28/2/2015 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerince, 26/12/2012 tarihli ve GT-58573 seri numaralı trafik idari para cezası karar tutanağı ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun maddesine istinaden başvurucu hakkında 319,00 TL idari para cezası kesilmiştir. Başvurucu tarafından, bahse konu idari para cezasının iptali için İstanbul Anadolu Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunulmuş, Mahkemece 18/9/2013 tarihli ve 2013/427 İş sayılı karar ile başvurunun reddine karar verilmiştir. Anılan karar, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun maddesinin (10) numaralı fıkrası uyarınca "Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar" kesin nitelikte olmasına rağmen itiraz yolu açık olmak üzere verilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesinin 3/10/2013 tarihli ve 2012/323 İş sayılı kararıyla, itiraza konu karar kesin nitelikte olduğundan bahisle itiraz hakkında ‘karar verilmesine yer olmadığı’ yönünde hüküm kurulmuştur. Anılan karar, başvurucuya 22/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru 21/11/2013 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 2918 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu hız sınırlarını yüzde ondan yüzde otuza (otuz dahil) kadar aşan sürücülere 64 700 000 lira, yüzde otuzdan fazla aşan sürücülere 131 900 000 lira para cezası uygulanır.” 6/4/2011 tarihli ve 27897 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Kanunu Hükümleri Gereğince Uygulanan İdari Para Cezalarının Tahsilinde ve Takibinde Uygulanacak Usul ve Esaslar İle Kullanılacak Alındılar, Tutanaklar ve Defterler Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Madde 10 - (Değişik madde: 2014 - 28962 s. R.G. Yön./mad) (1) Trafik idari para cezası karar tutanaklarının tebliği, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20 nci maddesinde yer alan soruşturma zamanaşımı süreleri içerisinde yapılır.” Yönetmelik’in maddesinin değişiklik öncesi ilgili kısmı şöyledir: “ (1) Karayolları Trafik Kanunu gereğince yetkili kılınmış personel tarafından araçların tescil plakasına göre düzenlenen trafik idari para cezası karar tutanakları; … b) Tutanağın tebligat işlemlerine ihlalin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde başlanarak, Karayolları Trafik Kanununun 116 ncı maddesi hükümleri uyarınca araç sahibine, sahibi birden fazla ise tescil kaydının ilk sırasındaki sahibine posta yoluyla tebligat yapılır.” Yargıtay Ceza Dairesinin 29/4/2013 tarihli ve E.2012/31671, K.2013/10142 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “Mahkemece, 27/01/1989 tarihli ve 20062 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Trafik Para Cezalarının Tahsilinde ve Takibinde Uygulanacak Esas ve Usuller ile Kullanılacak Belgeler Hakkında Yönetmeliğin 10/a-b maddesi gereğince tebligat işlemlerine 7 iş günü içerisinde başlanmadığından bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, belirtilen hükmün idarî işlemlerin sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla idareye yönelik getirilmiş bir düzenleme olduğu, süresinde tebligat işlemlerine başlanmamış olmasının idarî karar tutanağını geçersiz kılmayacağı, mahkemesince olayın esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçeyle karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; … Gebze Sulh Ceza Mahkemesinin 22/05/2012 gün ve 2012/417 Değişik İş sayılı kararının CMK.nun 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, … karar verildi.” Yargıtay Ceza Dairesinin 19/4/2012 tarihli ve E.2012/3000, K. 2012/8436 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “b) Tescil plakasına göre tutanak düzenlenen araçlar, tutanağın düzenlendiği yerin dışında başka bir tescil kuruluşuna kayıtlı olup bilgisayar sorgulamasında adresi tespit edilemiyorsa, adres tespiti için tutanağın iki nüshası ilgili tescil kuruluşuna yedi iş günü içerisinde gönderilir. Tescil kaydına göre araç sahibi veya işleteninin adresleri arşiv kayıtlarından tespit edilir ve 7201 sayılı Tebligat kanunu hükümleri uyarınca 7 iş günü içerisinde tebliğ işlemlerine başlanarak tebligat yapılır, tutanağının bir sureti de takip ve tahsili için ilgili mal sandığına gönderilir." hükümlerine göre göre, bahse konu FR-644863 seri nolu idari para cezası karar tutanağının 16/01/2011 tarihinde pazar günü düzenlendiği ve 25/01/2011 tarihli salı günü ise tebligat işlemine başlanılarak CZ00143800642 barkod no ile tutanağın PTT'ye teslim edildiği, tutanağın düzenlenmesi ile tebligata başlanması arasında sadece 7 iş günü süre olduğu, düzenlenen trafik idari para cezası karar tutanağının mevzuata uygun olarak tebligata çıkarıldığı gibi, haklı sebeplerin varlığı halinde, idarece 7 iş günü içerisinde tebligata başlanılmamasının tek başına trafik ceza tutanağının iptali için geçerli sebep olamayacağı gözetilmeden başvurunun reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Dinar Sulh Ceza Mahkemesinin 2011 gün ve 2011/70 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere bozulmasına, … karar verildi.”