Başvuru, hükümlü olarak cezaevinde bulunan başvurucuya açlık grevi nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hükümlü olarak cezaevinde bulunan başvurucuya açlık grevi nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/12/2013 tarihinde Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/3/2014 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu; 64 kişiyle birlikte 6/11/2012 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) hitaben yazmış olduğu dilekçeyle terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’a uygulandığı iddia edilen tecride ve Kürt dili üzerinde uygulandığı iddia edilen yasak ve kısıtlamalara son verilmesini; mahkeme, kamu alanları ve sosyal yaşam alanlarında Kürtçe kullanımının serbest olmasını ve yasal hâle getirilmesini talep ederek süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladıklarını bildirmiştir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı başvurucu hakkında açlık grevi yapması nedeniyle disiplin soruşturması başlatmıştır. Disiplin Kurulu Başkanlığı 14/11/2012 tarihli ve 2012/361 sayılı kararında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince başvurucunun “3 Ay Süre İle Bazı Etkinliklere Katılmaktan Men Cezası (Kütüphane, açık saha, çok amaçlı spor salonu ve iş atölyeleri faaliyetleri)” ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuştur. Başvurucuya hakları hatırlatıldıktan sonra hakkında verilen disiplin cezasına ilişkin olarak diyecekleri sorulmuştur. Başvurucu, tercüman bilirkişi eşliğinde alınan savunmasında “Ben de arkadaşların beyanlarına katılıyorum ve cezanın iptalini talep ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyanlar şu şekildedir:“Bizim bu açlık grevini başlatmamızın nedenleri iki sebep üzerine dayalıdır. Birincisi önderimiz Abdullah Öcalan’ın hapishanede tecritte tutulmasıdır. İkincisi talebimiz de Kürt dilinin kullanılması amacına yönelikti ve Kürt dili üzerindeki yasakların kaldırılması amaçlanmıştı.Birinci amacımız kapsamında önderimiz Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün sağlanması idi. Önderimiz Abdullah Öcalan’ın bulunduğu yerin güvenlik açısından güvenli değildir. Geçen dönemde önderimiz karşısında orada farklı biçimlerde saldırılar gerçekleşti. Bunlardan birisi zehirlenme girişimi şeklinde oldu, isteği dışında saçları kesildi ve fiziki olarak darp eylemine maruz bırakıldı. Dışarı ile iletişim kurması ve kendisini savunmasını sağlıklı bir biçimde yapabileceği gerekli koşulların sağlanması gerekli idi ve bu olumsuz şartlar devam ettiği sürece hayati tehlike içerisinde bulunmakta idi. Bu şartlardan dolayı 15 yıldır sağlığı bozulmuştur tutulduğu yerde yeni yeni hastalıkları ortaya çıkmıştır. Orada görevli bulunan sivil doktorların tedavide yetersiz kaldığı görülmüş bundan dolayı da bağımsız doktor heyetinin görevlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ve bu bağımsız doktor heyetinin gidip muayene ve tedavi yapabilmesi için gerekli şartların da sağlanması lazımdı. Ayrıca bir diğer nokta da özgürlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştirilmesi idi. Önderimiz Abdullah Öcalan aynı zamanda bir halk önderidir. Kendisi ile şu an diyalog ve müzakere yürütülmektedir. Bu nedenle herkesle rahatça ilişki ve diyalog kurabilmesi gerekmektedir bu nedenle de özgürlük şartlarının oluşması gerekmektedir. İzah ettiğimiz bu gerekçeler ile açlık grevi başlatmıştık.Bir diğer gerekçemiz ise dil ve dilin kullanılması ile ilgili engellerin ortadan kaldırılması, ana dilde savunma yapma hakkının sağlanması idi cumhuriyet kurulduğu tarihten bu tarafa Kürt dili üzerinde bir yasaklama politikası yürütülmüştür. Hayatın her alanında bu yasak sürdürülmüştür. Bu ise insanlık dışı bir yasak olmaktadır. Kürt dilinin kullanması Kürt halkının doğal bir hakkıdır bu yasağın kaldırılması ve gerek hukuki, siyasi ve eğitsel alanda dilin kullanılmasının önünün açılmasını amaçladık bu gereklilik nazara alınarak yasakların kaldırılması amacıyla açlık grevini başlattık. Cezaevi disiplin kurullarının ve yönetiminin hakkımızda disiplin cezasını tertip ettikleri vakit genel olarak taraf vaziyeti almaktadırlar ve bizlere karşı taraflı olmaktadırlar resmi bir kuruluş olduğundan taraf mantığı ile hareket etmektedirler. Hukuki mantık içerisinde taraf olan bir kurum kuruluş ya da kişinin bir karar verme yetkisi de yoktur. Açlık grevine gitmek suç olmayıp, ahlaki ve vicdani bir tutum ve davranış olarak değerlendirilmelidir suç olarak kabul edilemez. Danıştay bir kararında açlık grevleri ile ilgili olarak suç olmadığına dair bir karar vermiştir. Mahkemenin bu hususlara nazara almasını ve hakkımızda tertip edilen cezanın iptaline karar verilmesini talep ediyoruz. Bazı arkadaşlarımız pratikte açlık grevine girdi ve bazılarımız da dilekçe vermek suretiyle yani rahatsızlıkları sebebiyle fiilen açlık grevi yapmasalar da dilekçe ile manevi destek verdiler bunlar nazara alınmadan ceza tertip edildi ve toplu bir tutumla ceza tertip edilmiştir. Açlık grevi ve benzeri eylemler suç teşkil etmemelidir. Ayrıca açlık grevine fiilen girmeyip sadece dilekçe vererek destek verenlerin eylemi ise düşünce özgürlüğü kapsamındadır bunların hiç suç sayılmaması lazım. İnfaz hakimliğince bütün bu hususların nazara alınarak cezanın değerlendirilmesi ve iptaline karar verilmesidir. Suç işleme kastıyla hareket edilmemişti.” Bolu İnfaz Hâkimliği 25/9/2013 tarihli ve E.2013/75, K.2013/1737 sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“…Hükümlü iddiası, disiplin kurulu kararı, karardaki gerekçe ve dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı' nın 14/11/2012 tarih ve 2012/361 Karar sayılı kararına karşı yapılan hükümlünün İTİRAZININ REDDİNE karar vermek gerekmiş(tir).” Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına yaptığı itiraz, Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 6/11/2013 tarihli kararı ile “usul ve yasaya uygun bulunarak” reddedilmiştir. Karar 14/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.” 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi şöyledir:“(1) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar süreyle kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasıdır. (2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:…g) Açlık grevi yapmak.”