Başvuru, gümrük idaresince tahakkuk ettirilen fark katma değer vergisi KDV) ve KDV para cezasına karşı açılan davanın idari itiraz süreci tamamlanmadan erken açıldığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gümrük idaresince tahakkuk ettirilen fark katma değer vergisi (KDV) ve KDV para cezasına karşı açılan davanın idari itiraz süreci tamamlanmadan erken açıldığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/12/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve başvuruya konu dava dosyasından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ortamında elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket adına tescilli IM004692, 4731, 4752, 4940,4970,5071 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşyalar için Kaynak Kullanımı Destekleme Fonunun (KKDF) tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle bu fonun matrahının unsurlarından birini oluşturan ve ithalatta alınan KDV'nin de eksik tahakkuk ettirildiği ileri sürülerek başvurucu Şirket adına KKDF, fark KDV ve KDV para cezası düzenlenerek 12/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Söz konusu işlemlerin tebliğine ilişkin Avrupa Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünün bila tarih ve 19532 sayılı yazısında şu ifadelere yer verilmiştir:"Müdürlüğümüzce yapılan tarama neticesinde; 30/08/2009-30/11/2009 tarihleri arasında, firmanız adına ekli listede belirtilen muhtelif tarih sayılı giriş beyannamelerinin incelenmesi neticesinde; 2011/16 sayılı genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde, merkez-şube ilişkisi bulunan beyannamenizde, KKDF'nin tahsil edilmediği, tahsil edilmemiş olan KKDF'den dolayı KKDF, KKDF Ceza Faizi ve KDV farkının 3065 sayılı KDV Kanunu'nun maddesi gereğince tahsil edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.2-4458 sayılı Gümrük Kanununun maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi gerekir.3- Gümrük Kanununun maddesi uyarınca bu vergilere karşı 15 gün içerisinde Batı Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne itirazda bulunmak mümkündür.4- Belirtilen sürelerde itirazda bulunulmaması veya süresi içerisinde idari yargı mercilerine başvurulmaması hallerinde bu sürelerin bittiği tarihlerde vergiler kesinleşir.5- Gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarih ile ödeme tarihine kadar geçen süreler için 4458 sayılı Gümrük Kanununun 193/3 maddesine göre 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun maddesine göre gecikme zammı oranında faiz uygulanacaktır. Vadesinde ödenmeyen vergiler ayrıca anılan Kanun çerçevesinde cebri tahsil ve takibe konu olacaktır.Tebliğ olunur." Başvurucu Şirket tarafından söz konusu KKDF, fark KDV ve KDV para cezası için 22/10/2012 tarihinde ve süresi içinde uzlaşma talep edilmiştir. Uzlaşma toplantısı yapılmadan önce 9/11/2012 tarihinde fark KDV ve KDV para cezasının kaldırılması istemiyle Tekirdağ Vergi Mahkemesinde başvurucu Şirket tarafından dava açılmış ve dava dilekçesinde söz konusu uzlaşma talebinden de bahsedilerek uzlaşma sonucunun beklenmesi istenmiştir. 14/11/2012 tarihinde uzlaşma toplantısı yapılmış ancak uzlaşmaya varılamamıştır. Uzlaşmaya varılamaması üzerine 16/11/2012 tarihinde fark KDV ve KDV para cezalarının kaldırılması istemiyle 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun maddesi kapsamında Batı Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne itiraz başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Müdürlüğü, itirazı esastan inceleyerek reddetmiş ve buna ilişkin kararı 22/1/2013 tarihinde başvurucu şirkete tebliğ etmiştir. Başvurucu bu işleme karşı yeniden dava açmamıştır. Başvurucu tarafından9/11/2012 tarihinde açılan davada ise Tekirdağ Vergi Mahkemesi Hâkimliği, 28/11/2013 tarihli ve E.2012/727, K.2013/1798 sayılı kararıyla davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Uyuşmazlık, davacı şirket adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannameleri içeriği eşyalar için tahakkuk ettirilen katma değer vergileri ile katma değer vergisi para cezalarının iptali istemine ilişkindir.4458 sayılı Gümrük Kanununun maddesinin fıkrasında; yükümlülerin kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri, fıkrasında; idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği, fıkrasında da; itirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükmü yer almış olup, buna göre para cezalarında, idari davaya konu olabilecek işlem, para cezası kararları değil, bu kararlara karşı, Kanunun sözü edilen maddesinde öngörülen usule göre yapılacak itiraz üzerine, yine aynı maddede yazılı mercilerde otuz gün içerisinde cevap verilmemesi nedeniyle oluşan zımni ret işlemi veya aynı mercilerde açıkça tesis edilecek olumsuz işlemdir.Olayda, dava konusu katma değer vergileri ile katma değer vergisi para cezalarına karşı Batı Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne itiraza gidildikten sonra, itiraz sonucu beklenmeden itirazın bölge müdürlüğünce reddi yolundaki işlem tebliğ edilmeden, diğer bir anlatımla, idari davaya konu olabilecek işlem oluşmadan, vaktinden önce açılmış olması sebebiyle incelenmeksizin reddi gerekmektedir." Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz Edirne Bölge İdare Mahkemesinin 25/4/2014 tarihli ve E.2014/2038, K.2014/1060 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun kararın düzeltilmesi istemiyle yaptığı başvuru da aynı Mahkemenin 28/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucu şirkete 13/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu Şirket adına tescilli IM004854, 4754, 5030 ve 4730 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyalardan kaynaklı olarak tahakkuk ettirilen ve başvurucu Şirkete başvuruya konu tahakkuklarla birlikte 12/10/2012 tarihinde tebliğ edilen KDV ve KDV para cezalarına karşı aynı süreç takip edilerek aynı tarihte (9/11/2012) açılan davada Tekirdağ Vergi Mahkemesi, 28/11/2013 tarihli ve E.2012/724, K.2013/1797 sayılı kararıyla "itiraz sonucu beklenmeden itirazın bölge müdürlüğünce reddi yolundaki işlem tebliğ edilmeden, diğer bir anlatımla, idari davaya konu olabilecek işlem oluşmadan, vaktinden önce açılmış olması sebebiyle" incelemeksizin ret kararı vermiştir. Ancak karar düzeltme aşamasında Edirne Bölge İdare Mahkemesi 19/12/2014 tarihli ve E.2014/2667, K.2014/3514 sayılı kararıyla Tekirdağ Vergi Mahkemesinin kararını kesin olarak bozmuştur. Bozma kararının gerekçesi şöyledir:"Olayda, dava konusu katma değer vergileri ile katma değer vergisi para cezalarına karşı Batı Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne itiraza gidildikten sonra, itiraz sonucu beklenmeden dava açıldığı anlaşılmakta ise de; gerek davalı idarenin savunmasında dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerekeceğinin savunulması, gerekse de davacı şirket itirazlarının 2012 tarihinde reddedildiğinin dosya içindeki belgelerden anlaşılması karşısında, sadece vaktinden önce açılmış olması sebebiyle davanın incelenmeksizin reddi halinde tebliğ tarihine göre de süre geçmiş olacağından dava açamayacak veya açtığı dava süre yönünden incelenemeyecek olan davacı şirketin yargı yoluna başvuru olanağının ortadan kalkacağı göz önüne alındığında davanın esasının incelenmesi gerekmektedir."B. İlgili Hukuk 4458 sayılı Kanun'un maddesinin 18/6/2009 tarihli ve 5911 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik(8) ve (9) numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:" a) “Gümrük vergileri” deyimi, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü;b) “Gümrük yükümlülüğü” deyimi, yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğunu; (Değişik: 18/6/2009-5911/1 md.) “İthalat vergileri” deyimi,a) Eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükleri,b) Tarım politikası veya tarım ürünlerinin işlenmesi sonucu elde edilen bazı ürünlere uygulanan özel düzenlemeler çerçevesinde ithalatta alınacak vergileri ve diğer mali yükleri; [ifade eder]." 4458 sayılı Kanun’un 18/6/2009 tarihli ve 5911 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik maddesi şöyledir: “ Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.” 4458 sayılı Kanun'un 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Beyan ile gümrük idaresince yapılan tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları ile bu Kanunda ve ilgili diğer kanunlarda öngörülen cezalar hakkında; yükümlü veya ceza muhatabı tarafından, söz konusu eksiklik veya aykırılıkların kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten veya kanun hükümlerini yanlış yorumlamaktan kaynaklandığının veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idare bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde yükümlüler veya cezanın muhatabı ile uzlaşabilir. Uzlaşma talebi, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, henüz itiraz başvurusu yapılmamış gümrük vergileri ve cezalar için yapılır. Uzlaşma talebinde bulunulması halinde, itiraz veya dava açma süresi durur, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde süre kaldığı yerden işlemeye başlar, ancak sürenin bitimine üç günden az kalmış olması halinde süre üç gün uzar. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz." 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun maddesinin birinci cümlesi şöyledir:"Bu Kanuna göre vergisi ödenmeden veya eksik ödenerek yurda sokulan eşyaların hiç alınmamış veya eksik alınmış Katma Değer Vergileri hakkında Gümrük Kanunundaki esaslara göre işlem yapılır." 3065 sayılı Kanun'un "Matrah farklarına uygulanacak işlemler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Mükelleflerin ithalde beyan ettikleri matrahla tahakkuk veya inceleme yapanların veyahut teftişe yetkili kılınanların buldukları matrahlar üzerinden hesaplanan vergi farkları hakkında Gümrük Kanunu uyarınca Gümrük Vergisindeki esaslar dairesinde ceza uygulanır." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"... Dilekçeler, ...:a) Görev ve yetki,b) İdari merci tecavüzü,c) Ehliyet,d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,...,Yönlerinden sırasıyla incelenir. Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır." 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı maddesi (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:" Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;...b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,...,Karar verilir." 27/8/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği'nin "Uzlaşma talebinin sonuçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Uzlaşma talebinde bulunulması halinde, itiraz veya dava açma süresi durur. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde, süre kaldığı yerden işlemeye başlar. Ancak sürenin bitimine üç günden az kalmış olması halinde, süre üç gün uzar.(2) Süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlü, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, başvurusuna ilişkin süreç sonuçlanmadan itiraz veya dava yoluna gidemez." Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün olay tarihinde yürürlükte olan 1/12/2010 tarihli ve 2010/52 sayılı "4458 sayılı Kanun'un maddesi" konulu Genelge'sinde şöyle denilmiştir:"... Gümrük Kanununun 242 nci maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, Müsteşarlığımıza ulaşan yargı kararları çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılmıştır.Bu çerçevede;“Gümrük vergileri” ile ilgili olarak; Gümrük Kanunu hükümlerine göre alınan “gümrük vergileri”ne (özel kanun ve kararlarında gümrük mevzuatına atıf yapılan yükümlülükler dahil) karşı 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242 nci maddesinde yer alan itiraz prosedürünün kullanılması, Özel kanun veya kararlarında gümrük mevzuatına atıf yapılmayan yükümlülükler için yetkili ve görevli idari yargı mercilerine başvurulması,“Para cezaları” ile ilgili olarak; Gümrük Kanunu hükümlerine tabi para cezaları için anılan Kanunun 242 nci maddesinde yer alan itiraz prosedürünün işletilmesi, 2976 sayılı Kanuna göre verilen para cezaları ile, ilgili mevzuatında Gümrük Kanunu'nun uygulanacağına ilişkin bir hüküm bulunmayan para cezaları için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27/8 maddesi gereğince yetkili ve görevli idari yargı mercilerine başvurulması, gerekmektedir.Yukarıda belirtilen kapsamda idari yargı mercilerinde dava açılması gerekirken Gümrük Kanununun 242 nci maddesi çerçevesinde gümrük idarelerine itiraz başvurusunda bulunulan işlemlerle ilgili olarak yükümlüler yetkili ve görevli idari yargı mercilerinde dava açabileceklerdir." Başvurucu adına düzenlenen ve başka bazı beyannameleriyle ilgili olan KKDF ek tahakkukları konusunda Batı Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 23/10/2012 tarihli ve 7328 sayılı yazısında ise şu ifadelere yer verilmiştir:"Firmanız adına bağlantımız Avrupa Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünce tescilli aşağıda belirtilen Serbest Dolaşıma Giriş Beyannameleri muhteviyatı eşyalardan kaynaklanan KKDF gelir eksikliğinin tahsili amacıyla düzenlenen muhtelif sayı ve tarihli KKDF ek tahakkuklarına karşı firmanız tarafından Bölge Müdürlüğümüze verilen dilekçeler konusu; Bakanlığımız Gümrükler Genel Müdürlüğünün 4458 sayılı Gümrük Kanununun maddesinin uygulanmasına ilişkin 2010/52 sayılı genelgeleri ile "özel kanun veya kararlarında gümrük mevzuatına atıf yapılmayan yükümlüler için yetkili ve görevli idari yargı mercilerine başvurulması" gerektiği talimatlandırıldığından, tespit edilen KKDF ile ilgili olarak itirazın yetkili ve görevli idari yargı mercilerine yapılması gerekmektedir." Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 19/2/2014 tarihli ve E.2014/8, K.2014/37 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"İdari yargı denetiminin işleyebilmesi, idarenin kamu hukuku alanında faaliyette bulunmasına; idari nitelikte eylem veya işlem yapmasına bağlıdır. Böyle bir faaliyet olmadan, söz konusu denetimin işletilmesi olanaksızdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının "d" bendinde yer alan, dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden inceleneceğine; aynı Kanunun 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının "b" bendinde de, böyle bir işlemin bulunmaması halinde, davanın sonraki yargılama işlemlerine girişilmeksizin reddedileceğine ilişkin kurallar bu ilkeye dayalıdır.Gümrük mevzuatına göre, gümrük vergilerinin dava konusu edilebilmesi için, idarece kendiliğinden yapılmış bir ek tahakkuk işleminin; tescili sırasında konulan ihtirazi kayıtla verilen beyannameye dayalı tahakkukun; ya da yetkili gümrük idaresine, gümrük vergilerinin tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirildikleri belirtilerek kaldırılmaları veya yersiz ya da fazladan ödendiği belirtilerek vergilerin geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair idari kararın bulunması ve sözü edilen kararlara karşı idari itiraz usulüne uygun olarak itiraz makamına yapılan başvurular üzerine tesis edilen, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu, zımni veya açıkça ret işleminin tesis edilmiş olması gerekmektedir." Danıştay Yedinci Dairesinin 24/3/2016 tarihli ve E.2013/604, K.2016/3277 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Gümrük Kanununda öngörülen idari itiraz prosedürü tamamlanmadan idari yargı yoluna başvurulamayacağı gibi, yükümlülerin itirazlarının da otuz gün içinde karara bağlanarak sonucunun ilgilisine tebliği yasal bir zorunluluk olduğundan; bu sürenin kesin cevap verilmeden geçirilmesi halinde, idari başvurunun zımnen reddedildiğinin kabulü gerekir. Aksi halde, idari başvuruların, kesin cevap verilmemek suretiyle sürüncemede bırakılması ve dolayısıyla, hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracak uygulamaların ortaya çıkması kaçınılmazdır." Danıştay Yedinci Dairesinin 18/3/2015 tarihli ve E.2012/1433, K.2015/1419 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "... gümrük vergileri ile gümrük para cezalarında, idari davaya konu olabilecek işlemin, vergi tahakkukuna veya ceza kesme işlemine karşı, Gümrük Kanununun 242'nci maddesinde öngörülen usullere göre yapılacak itiraz üzerine, yine aynı maddede yazılı mercilerce tesis edilecek olumsuz işlemler olduğu açıktır.Dosyanın incelenmesinden, davacı adına tescilli beyanname muhteviyatı eşya nedeniyle yapılan ek tahakkuklar ve para cezalarının 2010 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, tahakkuk ettirilen vergiler üzerinden alınan para cezası kararına karşı, idare kayıtlarına 2010 tarihinde giren dilekçeyle itiraz edildiği ancak, sözkonusu dilekçede tahakkuka itiraz edilmediği, tahakkuka itiraz edilmeksizin 2010 tarihinde dava açıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, yukarıda belirtilen anlamda, dava konusu yapılabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşıyan işlem oluşmadan dava konusu yapıldığından, incelenmeksizin reddi gerek[ir]." Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 6/3/2009 tarihli ve E.2008/243, K.2009/89 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket adına tescilli gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kıymetinin noksan beyan edilmesi nedeniyle ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük vergisi ve katma değer vergisinin üç katı tutarında hesaplanarak karara bağlanan para cezalarının 2003 tarihinde tebliği üzerine 2003 tarihinde İzmir Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğüne yapılan itiraz hakkında işlem kurulması beklenmeden para cezalarının hukuka aykırı düştüğü iddiasıyla 2004 tarihinde açılan dava derdest iken itirazın reddine ilişkin 2004 tarihli kararın davacıya 2004 tarihinde tebliğ edildiği ve incelenmekte olan davanın derdest olması nedeniyle işlemin tebliğinden sonra dava açılmadığı anlaşılmaktadır. Para cezasına yöneltilen itirazın reddine ilişkin işlemin tesisi ve tebliği beklenmeden dava vaktinden önce açılmış ise de, itirazın davanın açıldığı tarihten bir gün sonra reddedildiği ve kararın davacıya 2004 tarihinde tebliğ edildiği idarenin savunmasında bildirilerek davaya konu yapılan işlemin hukuka uygunluğu ve davanın reddi savunulduğundan, tarafların iddia ve savunmasının itirazın reddine ilişkin işlemi konu edindiği; salt vaktinden önce açılmış olması sebebiyle davanın incelenmeksizin reddi halinde tebliğ tarihine göre sürenin geçmesi nedeniyle dava açamayacak ya da açtığı dava incelenemeyecek olan davacının yargı yoluna başvurma olanağının ortadan kalkacağı gözetildiğinde davanın esasının incelenmesi yönündeki ısrar hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir." Danıştay Yedinci Dairesinin 19/3/2015 tarihli ve E.2014/5645, K.2015/1499 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 4458 sayılı Yasanın 242'nci maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusunu müteakip, işbu davanın açıldığı, bunun yanı sıra itiraz hakkında Başmüdürlükçe tesis edilen olumsuz işlemin iptali istemiyle açılan diğer davanın, mükerrerlik sebebiyle incelenmeksizin reddedildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, işbu davada ise, Mahkemece işin esası incelenerek verilen kararın, itiraz yolu tüketilmeksizin dava açılamayacağı gerekçesiyle Dairemiz tarafından bozulduğu, Mahkemece de bozma kararına uymak suretiyle davanın reddedildiği anlaşılmıştır.Dairemizce verilen bozma kararını müteakip, Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından benzer uyuşmazlıklar hakkında verilen kararlar da dikkate alınmak suretiyle yapılan yeniden değerlendirme neticesinde, gümrük başmüdürlüğüne yapılan itirazın reddine ilişkin karar tebliğ edilmeden dava açılmasına karşın, dosyadaki belgelerden itirazın reddedildiği anlaşıldığından, salt vaktinden önce açılmış olması sebebiyle davanın incelenmeksizin reddi halinde, tebliğ tarihine göre sürenin geçmesi nedeniyle dava açamayacak ya da açtığı dava incelenemeyecek olan davacının yargı yoluna başvurma olanağının ortadan kalkacağı gözetildiğinde, uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. "