4. Hukuk Dairesi 2020/3399 E. , 2022/264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen muvazaalı devrin iptali davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında davacı vekilinin başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü; -K A R A R
**4. Hukuk Dairesi 2020/3399 E. , 2022/264 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen muvazaalı devrin iptali davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında davacı vekilinin başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü; -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’ten alacaklı olduğunu, davalı borçlunun mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı kooperatif hissesini kızına devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek söz konusu hisse devrinin iptalini talep etmiş, 06.06.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile kooperatifin ferdileşmeye gitmesi sebebi ile davalı ... adına kaydı yapılan ... Mah. 25 parselde kayıtlı gayrımenkulün devrinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine karar verilmiş hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde; istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dava BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasına ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmemelidir. Mahkemece, davacının alacağının 03.12.2013 tarihli temlik sözleşmesi ile doğmasına, davalı ...’nin dava konusu kooperatif hissesini ise 03.12.2012 tarihinde devraldığının anlaşılmış olmasına ve dava konusu gayrımenkulün dava öncesinde dava dışı ...’a devredildiğinin anlaşılmasına, davacı vekili tarafından da dava dışı ...’ın davaya dahil de edilmemesine, davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının dayanağı olan muvazaalı işlemin iki ayrı devir işlemini içerdiği dava konusu kooperatif hissesi davalı borçlu ...'e ait iken hissesini 20/06/2011 tarihinde ...'a devir ettiği, ...'ın da 03/12/2012 tarihinde davalı ...'e devir ettiği, kooperatifin ferdileşmesi sonucu ... İlçesi ... Köyü 24 parsel sayılı taşınmazın 1/59 hisse, 25 parsel sayılı taşınmazların 53/5000 hisse olarak davalı ... adına tescil edildiği, dosya kapsamında ...’ın davalı olarak gösterilmediği, davalı borçlu İhsan ile davalı ... arasında gerçekleştirilmiş bir devir işleminin de bulunmadığı, bu sebeple muvazaa iddiasına konu işlemin tüm taraflarının taraf olarak gösterilmeden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf talebinin reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Dosya içerisindeki belgelere göre, davacının alacağı davalı ...'ın kredi borcu nedeniyle Anadolu İcra Müdürlüğünün 2009/27415 sayılı dosyada sözleşmede kefil olan davacı tarafından ödendiği kredi sözleşmesinin ve yapılan icra takibinin tarihine göre satış ve devirlerin bu tarihlerden sonra yapılmış olduğu, dava konusu kooperatif hissesinin davalı borçlu ... tarafından 20.06.2011 tarihli devir tutanağı ile dava dışı ... ‘a devredildiği, ... tarafından da 03.12.2012 tarihinde devir tutanağı ile davalı ... e devredildiği, ferdileşme işlemi yapıldıktan sonra da tapudaki devir işlemin de 26.12.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı borçlu tarafından dava konusu gayrımenkulün devredildiği, dava dışı ...’ın da hukuku da etkileneceğinden adı geçenin davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanıp, toplanan ve toplanacak deliller birlikte dosyanın değerlendirilmesi, davalı ... ve davalı ... arasında baba-kız ilişkisinin bulunması ve davalıların dava konusu gayrımenkulde beraber oturduğunun tespit edilmesine ve davalı ...’nin yaşı itibari ile söz konusu gayrımenkulü satın alma gücü bulunup bulunmadığı da değerlendirilmeksizin yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın HMK’nın 373/1.maddesi gereğince ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 12.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.