5. Hukuk Dairesi 2025/9629 E. , 2026/4393 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/127 Esas, 2025/159 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu…
5. Hukuk Dairesi 2025/9629 E. , 2026/4393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/127 Esas, 2025/159 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar ... vd. vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.03.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar vekili Avukat ... ve Avukat ... gelmiş, davacı idare vekili ve diğer davalılar vekilleri duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Rize ili, ..., ... Mahallesi 87... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; gerçek değerin tespitini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2018/49 Esas, 2019/757 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli ve 2020/384 Esas, 2020/442 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurularınınn esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal olarak kabul edilen taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas m² değerleri karşılaştırıldığında, dava konusu taşınmazın emsalden 1,5 kat değerli olduğu anlaşılmasına rağmen, bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmaza emsalden 8,5 kat (maddi hata doğrusu 3,94 kat) daha değerli kabul edilerek 37.508,13 TL/m² belirlendiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2021/163 Esas, 2022/432 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca bozma öncesi emsal olarak kabul edilen taşınmazın emsal olarak alındığı, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas m² değerleri karşılaştırıldığında, dava konusu taşınmazın emsalden 1,5 kat değerli olduğu anlaşılmasına rağmen, bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmaza emsalden 4 kat 38.079,52 TL/m² belirlendiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığı gibi dava konusu taşınmaz ile aynı bölgede, konum ve nitelik olarak da benzer olan ... Mahallesi 13 17... parsel sayılı taşınmaza 29.03.2016 değerlendirme tarihinde, 3.387,52 TL/m², yine aynı taşınmaza 13.12.2018 değerlendirme tarihinde 5.674,80 TL/m² birim fiyat takdir edildiği ve bu bedellerin Dairemiz denetiminden geçerek 2019/3207 Esas, 2019/19416 Karar ve 2022/16218 Esas, 2023/5766 Karar sayılı ilamları ile onandığı, belirtilen dosyalarda tespit edilen bedeller güçlü delil niteliğinde olduğundan, mahkemece söz konusu dosyalar getirtilerek sözü edilen taşınmazların konumları ile dava konusu taşınmazlar karşılaştırılarak belirlenen birim fiyatından ayrılma nedenleri açıklanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerekli inceleme ve araştırmalar yapılıp deliller toplanmadan denetime elverişli olmayan ve soyut şekilde düzenlenen bilirkişi kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulması mümkün olmadığından, taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden, kabule göre de ilk kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden ilk bedelin kesinleştiği gözetilmeden, bozma sonrası tüm davalılar yönünden artan bedele göre hüküm kurulması, ilk kararla tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubuyla kalan 864.095,52 TL'nin üçer aylık vadeli hesaba yatırılarak kesinleşince ödenmesine karar verildiği gözetilerek bozma sonrası tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubuyla kalan bedele dava tarihinden dört ay sonrası olan 25.05.2018 tarihinden karar tarihi 21.06.2022 tarihine kadar faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi, tapu Maliki ...'ın 12.03.2016 tarihinde öldüğü, mirasçılarının davaya dahil edildiği ancak gerekçeli karar başlığında mirasçıları yerine davalı olarak ...'ın gösterilmesi sebepleriyle davacı idare, davalı ... vd. davalı ... vd. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerçek değerin üzerinde bedele hükmedildiğini, yeterli inceleme yapılmadan düzenlenen raporun hükme esas alındığını, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın en değerli konumda bulunduğunu, gerçek değerin altında bedel belirlendiğini, emsal taşınmazın hatalı seçildiğini, tapu müdürlüğünden gönderilmiş olan emsalin dikkate alınması gerektiğini, yenileme ile oluşan tapu kaydına göre artık miktar olan 13,89 m² için yeniden kamulaştırma kararı alınması gerektiğini, yapı bedelinin eksik hesaplanmış olduğunu ve kamu alacakları faizi işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yasal faiz işletilmesi yerindedir. 4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğrudur. 5. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup; bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. İlk kararı temyiz etmeyen davalılar ..., ... (ilk karar sonrasında vefat etmiş olup davaya dahil edilen mirasçıları yönünden), ...., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ilk karara esas alınan bilirkişi raporunda belirlenmiş payları üzerinden, ikinci karara ilişkin temyiz talebi reddolunan ... yönünden ikinci karara esas alınan bilirkişi kurulu raporundaki payı üzerinden, davalı ..., ... ve ölü malik ... (mirasçıları davaya danhil edilmişlerdir) yönünden ise son karara esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirlenmiş payları üzerinden toplam kamulaştırma bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacı idarenin usulü kazanılmış hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesi hatalıdır. 7. Kabule göre de; a) İkinci karar ilişkin celselere göre fark kamulaştırma bedeli olan 269.364,67 TL'nin depo edilmesine rağmen, işbu bedel dikkate alınmaksızın ilk kararla, son karar arasındaki fark bedel depo ettirilerek hüküm kurulmuş olup, ikinci karar öncesi yukarıda yazılı bedel idarece depo edilmişse, işbu bedelin iadesi yönünde hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. b) Fen bilirkişisi raporunda, taşınmazın yenileme çalışmaları neticesi yeni tapu kaydının oluştuğundan, yeni oluşmuş bulunan alanına göre bedele hükmedilmişse de, denetime olanak verecek şekilde yeni tapu kaydının dosya arasına alınması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar ... vd. vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Bozma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 10.03.2026