Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; Bu Kanunda, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yay
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni şirket nezdinde zorunlu trafik sigortalı olan ve davalı şirkete ait bulunan ... plaka sayılı aracın kusuru neticesinde 22/06/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, zarara uğrayan dava dışı üçüncü kişi hak sahiplerine toplam 162.670,57-TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, ancak sigortalı aracın istiap haddini aşar şekilde yolcu taşıması nedeniyle vekil edeni sigorta şirketinin sigortalısı olan davalıya ZMM sigortası genel şartlarının B.4/ç bendi uyarınca, rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, üçüncü kişilere ödenen tazminatın davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında özetle; görev, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, sigortalının tacir olmadığı, sigorta şirketinin halefiyet kurallarına dayanarak görülmekte olan davayı açtığı, bu durumda davanın nispi veya mutlak ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği görüşünden hareketle; mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesine dayanarak açılmış, rücuan tazminat isteğine ilişkin bulunduğu, sigortalı olan davalının tacir olduğu, bu durumda, görülmekte olan davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait bulunduğu halde, yazılı biçim ve şekilde mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğu hususuna yöneliktir.Dava, ZMM sigortacısının sigortalısına karşı açtığı rücuan tazminat isteğine ilişkindir.Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesinde; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan, hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda düzenlenen hususlara ilişkin davaların ticari dava olduğu belirtilmiştir. TTK 5/1 maddesi gereğince de ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Dosya kapsamından; davacı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan ve davalının işleteni-maliki olduğu aracın, kamyonet olduğu, kullanım şeklinin de yük nakli olarak gösterildiği ve taraflar arasında düzenlenen poliçede de aracın kullanım tarzı ve cinsinin kamyonet olarak belirtildiği ve davalının da şirket olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca görülmekte olan davada; davacı sigorta şirketi poliçe kapsamında 3.kişilere ödediği tazminat bedelini kendi sigortalısından rücuan tahsilini talep etmektedir. Diğer bir ifade ile; davacı sigorta şirketi davayı 3.kişinin haklarına halef olarak değil, poliçe hükümleri uyarınca kendi hakkına dayanarak açmaktadır. Bu durumda davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu ve TTK'nın 4/1 madde hükmü uyarınca, görülmekte olan davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait bulunduğu konusunda herhangi bir duraksama bulunmadığından, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevinde, delillerini toplayarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken; davanın taraflarına ve davaya yanlış anlam verilmesi sonucunda yazılı biçim ve şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca kaldırılması ve dosyanın yeniden yargılama yapılarak esas hakkında bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.