Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/4996 E. , 2024/6420 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/4996 Karar No : 2024/6420 DAVACI : … Odası (… Şubesi) VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …-… 2- … Bakanlığı … Başkanlığı – … VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Vakfı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 10/03/2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, .., … ve … parseller ile … ada, … parsel sayıl…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/4996 E. , 2024/6420 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/4996 Karar No : 2024/6420 DAVACI : … Odası (… Şubesi) VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …-… 2- … Bakanlığı … Başkanlığı – … VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Vakfı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 10/03/2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, .., … ve … parseller ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/03/2021 tarih ve 3597 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 10/01/2019 tarih ve 30651 sayılı Resmi Gazete’nin 1. mükerrer sayısında yayımlanan Çankaya İlçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 10/01/2019 tarih ve 589 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği işlemine karşı açılan davanın Danıştay Altıncı Dairesinin E:2019/1878 sayılı dosyasında görüldüğü, bu dava devam ederken 10/03/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 09/03/2021 tarih ve 3597 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yeni plan değişikliklerinin kabul edildiği, dava konusu plan değişikliğinin üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planına, bu planın ana stratejileri ve temel ilkelerine aykırı olduğu, bu aykırılık nedeniyle Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 6. maddesinin 2. bendinde vurgulanan üst ölçekli planların kararlarına uygun olmak ve planların kademeli birlikteliği ilkesini sağlamak koşullarını yerine getirmediği, plan değişikliğinin bilimsel ve teknik bir gerekçeye dayanmadığı, konut ve ticaret kullanımını zorunlu kılan nesnel bir gerekçenin açıklanmadığı, konut ihtiyacına ilişkin bir analiz ve bilimsel tespit bulunmadığı, plan değişikliğinin yoğunluk artırıcı nitelik taşıdığı ve bu nedenle mevzuata ve kamu yararına aykırı olduğu, plan değişikliğinde taşınmazın yakın çevresiyle ilişkisi ile kentsel alt yapıya ve ulaşım-dolaşım sistemine etkilerinin göz ardı edildiği, yoğunluk artıran ve kentsel ulaşım sistemini etkileyen plan değişikliklerinde Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinin 7. bendi uyarınca Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirmesi raporu hazırlanması gerekirken bu gerekliliğin de göz ardı edildiği, plan değişikliğinin 5.1 sayılı plan notunda tanımlanan kullanımların planlanan alana belirsizlik getirdiği belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Davacının dava açma ehliyetinin olmadığı, davanın süresinde açılmadığı, plan değişikliklerinin planların kademeli birlikteliği ilkesine ve üst ölçekli planlara uygun biçimde hazırlandığı, plan değişikliği hazırlanması aşamasında kapsamlı analizler, araştırma, inceleme ve değerlendirme çalışmalarıyla mevcut durum tespiti yapıldığı, yakın çevre kullanım kararları ve yapılaşma koşulları gibi bilgilerin incelendiği, özelleştirmeye konu olan taşınmazlar için Cumhurbaşkanı onay yetkisinin sadece bu taşınmazları kapsaması nedeniyle plan değişikliğinin parsel bazında yapılmadığı, artan nüfusun ihtiyacına yönelik olarak planlama alanında yaklaşık %49 düzeyinde sosyal ve teknik alt yapı alanı ayrıldığı, konut ve ticaret kullanımının birlikte planlanmasının karma kullanım kapsamında değerlendirildiği ve buna yönelik olarak Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde de açıklamalar olduğu, mevcut durum, yakın çevre kullanımları ve bölgenin ihtiyacı göz önünde bulundurularak ticaret-konut alanı karma kullanım kararının önerildiği, kamu yararının gerektirdiği artı değer oluşturma amacıyla birlikte nüfus donatı dengesinin dikkate alındığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesinin amaçlandığı, plan değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme Yüksek Kurulunca yalnızca dava konusu parsellere ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntının bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazlara getirilen kullanım kararlarının komşu parsellere verilen fonksiyonlarla uyumlu olduğu, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde, dava konusu taşınmazlara çevresiyle uyumlu yapılaşma şartları getirildiği, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlendiği, sosyal ve teknik alt yapı etki değerlendirme raporu incelendiğinde dava konusu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu durumda dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/03/2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parseller ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/03/2021 tarih ve 3597 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir. Dosyanın incelenmesinden, 23/08/2001 tarihinde onaylanan bir önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmaz “çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “spor alanı” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında, … ada, … parsel sayılı taşınmaz "çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “park ve yaya yolu” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında, 60867 ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar “çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “yaya yolu” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında; 04/03/2003 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise … ada, … parsel sayılı taşınmaz “spor alanı” kullanımında, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların tamamı özel eğitim alanına ayrıldığı, daha sonra Taşınmazın özelleştirme kapsamına alınması üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin “ticaret-konut alanı”, “park ve yeşil alan” ve “yol” kullanımı getirilldiği, anılan plan değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 29/09/2022 tarihli, E:2019/1878, K:2022/8243 sayılı kararıyla, planlama alanında yeni planlar kabul edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ile … ada, ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 09/03/2021 tarih ve 3597 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleriyle dava konusu … ada, … sayılı parsel ile … ada, …, …, … sayılı parsellere “ticaret-konut alanı”, “park ve yol”, "spor alanı", "eğitim alanı" kullanımı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle de “ticaret-konut alanı”, “park ve yol”, "kapalı spor tesis alanı", "ana okulu ve orta okul alanı" kullanımı getirildiği, daha sonra, 09/07/2021 tarih ve 4260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle … ada, … sayılı parsel ile … ada, …, …, … sayılı parsellerde bir önceki planlarda kabul edilen “ticaret-konut alanı” kullanımı aynen bırakılarak bunun dışındaki sosyal donatı alanlarına ilişkin değişiklik yapılarak “park ve yeşil alan”, "spor alanı", "eğitim alanı", "rekreasyon alanı" kullanımı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle de “park alanı”, "açık spor tesis alanı", "özel eğitim alanı", "rekreasyon alanı" kullanımının getirildiği anlaşılmaktadır. Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davaya konu plan değişikliğinde … ada, … parsel sayılı taşınmaz ile … ada, … parsel sayılı taşınmaza verilen ticaret-konut alanı kullanımı ile eğitim alanı kullanımının, onaylı planlardaki yeşil alan sürekliliğini zedelediği, plan alanının güneybatısı ile kuzeydoğusu arasındaki yeşil ve açık alan koridorlarını birbirinden kopardığı, bu durumun onaylı planlardaki imar bütünlüğünü etkilediğinden davaya konu plan değişikliğinin plan ana kararlarının bütünlüğünü ve sürekliliğini zedelediği, davaya konu işlemde taşınmaz sınırı temel alındığından onaylı planda kullanımı ve işlevi belirsiz bir “artık alan” oluştuğu, bunun sonucunda mevcut 1/5000 ölçekli nazım imar planında işlevsiz bir alan yaratıldığı ve sürekliliği olmayan bir yaya yolu oluştuğu, çevre ve imar bütünlüğüne ilişkin diğer ayrıntılı değerlendirmeler kapsamında ticaret-konut alanlarındaki 0.50 emsal düzeyinin çevredeki gelişmelere aykırı olmadığı, ancak yüksek katlı yapılaşmanın bu bölgenin imar planları ve gerçekleşmiş genel dokusu içinde aykırılık taşıdığı, bunun yanı sıra, ticaret-konut alanı kullanımı kapsamında sayılmış olan çok sayıdaki kullanımın birbiriyle çeliştiği ve birbirini olumsuz etkileyebilecek kullanımlar olduğu, alışveriş merkezi, gazino-düğün salonu ya da sağlık alanlarının konut alanında sağlanması gereken yaşam koşullarıyla çeliştiği, bu nedenle, konut alanıyla karma olarak planlanan kullanımlarda belli kısıtlamalar getirilerek bu kadar fazla kullanım türüne olanak veren bu plan notunun revize edilmesi gerektiği, plan değişikliği işlemiyle getirilen eğitim alanlarındaki yapılaşma koşullarının onaylı mevcut imar planlarındaki yapılaşma kararlarına uyumu ve bu kapsamda imar bütünlüğü açısından aykırılık taşımadığı, davaya konu plan değişikliğinde “kapalı spor tesisi alanı” olarak tanımlanan kullanımda ticaret-konut alanı olarak geliştirilen alanlar ile eşit inşaat alanına (emsal) sahip bir spor alanı planlandığı, bu haliyle planlardaki diğer spor alanlarına aykırılık teşkil ettiği, sosyal ve teknik donatı alanları açısından yapılan inceleme sonucunda davaya konu işlemin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine pek çok açıdan aykırılık taşıdığı, davaya konu işlem ile sosyal ve teknik altyapı dengesinin bozulduğu; ilave nüfusun gereksinimi olan donatı alanlarının planlanmadığı ve hem alan içinde onaylı planda zaten bulunan hem de çevrede onaylı planlar ile oluşturulmuş olan mevcut donatıların kullanılmasının öngörüldüğü, davaya konu işlemde yeni sosyal donatı alanları öngörülmeden ilave nüfus getirilmesinin bu bölgedeki standartları düşüreceği, mevcut planlarda planlama alanında öngörülen spor alanının kaldırıldığı ve eşdeğer büyüklükte alan ayrılmadığı, mevcut onaylı planda zaten var olan spor alanı ve eğitim alanı kullanımlarının yüz ölçümü azaltılarak plan sınırı içine dahil edilmesinin, plan değişikliğiyle getirilen ek nüfus için ilave sosyal donatı alanı sağlanması olarak değerlendirilemeyeceği, planlama alanının yakın çevresinde bulunan dini tesis alanı, sağlık tesis alanı gibi donatıların ise ilave nüfusun ve onaylı plandaki nüfusun gereksinimini karşılayabilecek yeterlilikte olup olmadığına ilişkin hiçbir teknik analiz yapılmadığı, teknik alt yapı olarak su, kanalizasyon, doğalgaz, elektrik, iletişim vb. altyapı gereksinimleri açısından bölgedeki mevcut durumun analiz edilmesi; ilave nüfusa yeterli altyapının olup olmadığının ortaya konması, yetersiz ise ilave nüfusun yaratacağı yükün nasıl karşılanacağı ve bu yetersizliğin nasıl giderileceği yönünde önlem alınması gerekmekteyken davaya konu işlem kapsamında değerlendirilme yapılmadığı, davaya konu 09/03/2021 onay tarihli plan değişikliği işlemi için mevzuatın öngördüğü kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmadığı, anılan plan değişikliğine yapılan itirazların değerlendirmesinden sonra 09/07/2021 tarihinde onaylanan plan değişikliği işleminde söz konusu etki değerlendirme raporu hazırlandığı ancak içerik olarak yetersiz, eksik ve hatalı bir rapor olduğu, sosyal ve teknik donatı alanları ile çevre ve imar bütünlüğüne olumsuz etkileri nedeniyle bu parsellerde ticaret-konut alanı kullanımının doğru bir yer seçimi olmadığı, dava konusu plan değişikliği ile ilave bir trafik yükü yaratıldığı, otopark alanlarının hem konut hem ticari kullanımlar için planlanması ve hesaplanması gerekirken, otopark ve trafik yükü ile araç sirkülasyonuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerin bilimsellikten uzak olduğu, bu nedenle “sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu”nun yetersiz olduğu, plan değişikliği ile yaratılan dört-yol kavşağının da trafik güvenliği açısından sorunlu olduğu, yaya yolu kaldırıldığından 2003 onaylı mevcut plandaki erişim olanaklarının azaltıldığı görüldüğünden dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığı belirtilmiştir. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ve planlama ilkeleri ile kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 23/08/2001 tarihinde onaylanan bir önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmaz “çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “spor alanı” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında, … ada, … parsel sayılı taşınmaz "çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “park ve yaya yolu” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar “çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “yaya yolu” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında; 04/03/2003 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise … ada, … parsel sayılı taşınmaz “spor alanı” kullanımında, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların tamamı özel eğitim alanı kullanımında kalmaktadır. Taşınmazın özelleştirme kapsamına alınmasından sonra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin “ticaret-konut alanı”, “park ve yeşil alan” ve “yol” kullanımı getirilmesi üzerine, anılan plan değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 29/09/2022 tarihli, E:2019/1878, K:2022/8243 sayılı kararıyla, planlama alanında yeni planlar kabul edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Devam eden süreçte Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ile … ada, …, …, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 09/03/2021 tarih ve 3597 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleriyle dava konusu … ada, … sayılı parsel ile … ada, …, …, … sayılı parsellere “ticaret-konut alanı”, “park ve yol”, "spor alanı", "eğitim alanı" kullanımı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle de “ticaret-konut alanı”, “park ve yol”, "kapalı spor tesis alanı", "ana okulu ve orta okul alanı" kullanımı getirilmiştir. Bu davanın konusunu anılan plan değişiklikleri oluşturmaktadır. Bunun sonrasında, 09/07/2021 tarih ve 4260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle dava konusu … ada, … sayılı parsel ile … ada, …, …, … sayılı parsellerde bir önceki planlarda kabul edilen “ticaret-konut alanı” kullanımı aynen bırakılarak bunun dışındaki sosyal donatı alanlarına ilişkin değişiklik yapılarak “park ve yeşil alan”, "spor alanı", "eğitim alanı", "rekreasyon alanı" kullanımı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle de “park alanı”, "açık spor tesis alanı", "özel eğitim alanı", "rekreasyon alanı" kullanımı getirilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde:" Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. "kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrada: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Yasa'nın Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." kuralı bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekana ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 6. maddesinde, "Mekansal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekansal Strateji Planlarına uygun olarak; "Çevre Düzeni Planları" ve "İmar Planları" kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmü yer almıştır. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7.maddesinde, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür."hükmü, 20/A maddesinde ise, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul yönünden; Davalı tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin varlığı, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunununda da yer almıştır. Bu durumda, "ilgililer" kavramından ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanların da anlaşılması gerektiği, bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen odaların da doğrudan dava açabileceği değerlendirildiğinden davacı Oda'nın görülmekte olan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu sonucuna varıldığından davalıların ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. Süre itirazına ilişkin olarak, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylandığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 17/03/2021-19/04/2021 tarihleri arasında Çankaya Belediye Başkanlığında, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise 30/03/2021-29/04/2021 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında askıya çıkarıldığı, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 26/05/2021 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; Uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin dava konusu taşınmazlar açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla naip üye … niyabetinde Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Doç. Dr. …'dan oluşan bilirkişi kurulunca yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; "davaya konu taşınmazlarda plan değişikliği öncesindeki spor alanı ve eğitim alanı kullanımları ve davaya konu plan değişikliğiyle getirilen ticaret-konut alanı, ortaokul-anaokul alanı ve park alanı kullanımlarının üst ölçekli planın gelişme konut alanı biçimindeki ana kararına uyumsuzluk teşkil etmediği, öte yandan, davaya konu plan değişikliğinde … ada, … parsel sayılı taşınmaz ile … ada, … parsel sayılı taşınmaza verilen ticaret-konut alanı kullanımı ile eğitim alanı kullanımının, onaylı planlardaki yeşil alan sürekliliğini zedelediği, plan alanının güneybatısı ile kuzeydoğusu arasındaki yeşil ve açık alan koridorlarını birbirinden kopardığı, bu durumun onaylı planlardaki imar bütünlüğünü etkilediğinden davaya konu plan değişikliğinin plan ana kararlarının bütünlüğünü ve sürekliliğini zedelediği, davaya konu işlemde taşınmaz sınırı temel alındığından onaylı planda kullanımı ve işlevi belirsiz bir “artık alan” oluştuğu, bunun sonucunda mevcut 1/5000 ölçekli nazım imar planında işlevsiz bir alan yaratıldığı ve sürekliliği olmayan bir yaya yolu oluştuğu, çevre ve imar bütünlüğüne ilişkin diğer ayrıntılı değerlendirmeler kapsamında ticaret-konut alanlarındaki 0.50 emsal düzeyinin çevredeki gelişmelere aykırı olmadığı, ancak yüksek katlı yapılaşmanın bu bölgenin imar planları ve gerçekleşmiş genel dokusu içinde aykırılık taşıdığı, bunun yanı sıra, ticaret-konut alanı kullanımı kapsamında sayılmış olan çok sayıdaki kullanımın birbiriyle çeliştiği ve birbirini olumsuz etkileyebilecek kullanımlar olduğu, alışveriş merkezi, gazino-düğün salonu ya da sağlık alanlarının konut alanında sağlanması gereken yaşam koşullarıyla çeliştiği, bu nedenle, konut alanıyla karma olarak planlanan kullanımlarda belli kısıtlamalar getirilerek bu kadar fazla kullanım türüne olanak veren bu plan notunun revize edilmesi gerektiği, plan değişikliği işlemiyle getirilen eğitim alanlarındaki yapılaşma koşullarının onaylı mevcut imar planlarındaki yapılaşma kararlarına uyumu ve bu kapsamda imar bütünlüğü açısından aykırılık taşımadığı, davaya konu plan değişikliğinde “kapalı spor tesisi alanı” olarak tanımlanan kullanımda ticaret-konut alanı olarak geliştirilen alanlar ile eşit inşaat alanına (emsal) sahip bir spor alanı planlandığı, bu haliyle planlardaki diğer spor alanlarına aykırılık teşkil ettiği, sosyal ve teknik donatı alanları açısından yapılan inceleme sonucunda davaya konu işlemin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine pek çok açıdan aykırılık taşıdığı, davaya konu işlem ile sosyal ve teknik altyapı dengesinin bozulduğu; ilave nüfusun gereksinimi olan donatı alanlarının planlanmadığı ve hem alan içinde onaylı planda zaten bulunan hem de çevrede onaylı planlar ile oluşturulmuş olan mevcut donatıların kullanılmasının öngörüldüğü, davaya konu işlemde yeni sosyal donatı alanları öngörülmeden ilave nüfus getirilmesinin bu bölgedeki standartları düşüreceği, mevcut planlarda planlama alanında öngörülen spor alanının kaldırıldığı ve eşdeğer büyüklükte alan ayrılmadığı, mevcut onaylı planda zaten var olan spor alanı ve eğitim alanı kullanımlarının yüz ölçümü azaltılarak plan sınırı içine dahil edilmesinin, plan değişikliğiyle getirilen ek nüfus için ilave sosyal donatı alanı sağlanması olarak değerlendirilemeyeceği, planlama alanının yakın çevresinde bulunan dini tesis alanı, sağlık tesis alanı gibi donatıların ise ilave nüfusun ve onaylı plandaki nüfusun gereksinimini karşılayabilecek yeterlilikte olup olmadığına ilişkin hiçbir teknik analiz yapılmadığı, teknik alt yapı olarak su, kanalizasyon, doğalgaz, elektrik, iletişim vb. altyapı gereksinimleri açısından bölgedeki mevcut durumun analiz edilmesi; ilave nüfusa yeterli altyapının olup olmadığının ortaya konması, yetersiz ise ilave nüfusun yaratacağı yükün nasıl karşılanacağı ve bu yetersizliğin nasıl giderileceği yönünde önlem alınması gerekmekteyken davaya konu işlem kapsamında değerlendirilme yapılmadığı, davaya konu 09/03/2021 onay tarihli plan değişikliği işlemi için mevzuatın öngördüğü kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmadığı, anılan plan değişikliğine yapılan itirazların değerlendirmesinden sonra 09/07/2021 tarihinde onaylanan plan değişikliği işleminde söz konusu etki değerlendirme raporu hazırlandığı ancak içerik olarak yetersiz, eksik ve hatalı bir rapor olduğu, sosyal ve teknik donatı alanları ile çevre ve imar bütünlüğüne olumsuz etkileri nedeniyle bu parsellerde ticaret-konut alanı kullanımının doğru bir yer seçimi olmadığı, dava konusu plan değişikliği ile ilave bir trafik yükü yaratıldığı, otopark alanlarının hem konut hem ticari kullanımlar için planlanması ve hesaplanması gerekirken, otopark ve trafik yükü ile araç sirkülasyonuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerin bilimsellikten uzak olduğu, bu nedenle “sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu”nun yetersiz olduğu, plan değişikliği ile yaratılan dört-yol kavşağının da trafik güvenliği açısından sorunlu olduğu, yaya yolu kaldırıldığından 2003 onaylı mevcut plandaki erişim olanaklarının azaltıldığı görüldüğünden dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığı, 09/03/2021 onay tarihli davaya konu plan değişikliğine ilişkin olarak saptanan tüm bu eksiklik, yetersizlik ve aykırılıkların 09/07/2021 tarihinde onaylanan plan değişikliğinde de devam ettiği" görüş ve kanaatlerine yer verilmiştir. Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davalı idarece bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, davalı idarenin itirazları raporu kusurlandıracak nitelikte olmayıp, rapor karar vermeye esas alınabilir nitelikte ve yeterlilikte görülmüştür. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiğinin ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlarla ilgili sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapılabildiğinin göz önünde bulundurularak uyuşmazlığın incelenmesi gerekmektedir. Dava konusu imar planı değişikliklerinden önce 23/08/2001 tarihinde onaylanan bir 1/5000 ölçekli nazım imar planında dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmaz “çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “spor alanı” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında, … ada, … parsel sayılı taşınmaz "çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “park ve yaya yolu” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar “çok seyrek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “yaya yolu” ve “rekreasyon alanı” kullanımlarında; 04/03/2003 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise … ada, … parsel sayılı taşınmaz “spor alanı” kullanımında, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların tamamı özel eğitim alanı kullanımında kalmaktadır. Bu haliyle iki planın planların kademeli birlikteliği ilkesi bakımından uyumlu olmadığı görüldüğünden plan değişikliği yapılmasında bilimsel, teknik ve nesnel gerekçeler bulunmaktadır. Ayrıca uyuşmazlık konusu taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacı tarafından bu kararlara karşı dava açılmadığı, dava konusu planlara ait açıklama raporlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı belirtilerek planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu, plan değişikliği için gerekli koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Yürürlükteki üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında dava konusu taşınmazların içinde bulunduğu alan “onaylı planlarla belirlenmiş olan orta yoğunluklu konut alanı” kullanımında olduğundan dava konusu plan değişikliğiyle getirilen ticaret-konut alanı ile diğer donatı alanı kulanımlarının üst ölçekli planın gelişme konut alanı biçimindeki ana kararı ile uyumlu olduğu görülmektedir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan imar planlarıyla; yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren imar planı değişikliği yapılamayacağı açıktır. Aynı şekilde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde de, artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılması, diğer yetkili idarelerce yapılan imar planı değişikliklerinde olduğu gibi bir zorunluluktur. Dava konusu imar planları değişikliklerine ilişkin plan açıklama raporu ile 09/07/2021 tarihli yapılan değişiklikte hazırlanan sosyal ve teknik alt yapı etki değerlendirme raporu incelendiğinde; planlama alanının yeni gelişmekte olan toplu konut alanlarıyla çevrelendiği, alandaki gelişme potansiyeli ve bölgesel talepler doğrultusunda, alanın etkin ve verimli kullanılabilmesi için plan değişikliği önerildiği, planlama alanının% 49'una tekabül edecek şekilde yeni gelecek ek nüfusun ihtiyacı olan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2'de belirtilen standartlara uygun donatı alanlarının öngörüldüğü, ayrıca planlama alanının 500 metre kuzeydoğusunda dini tesis alanı, sağlık tesis alanı, lise alanı ve ilköğretim alanının mevcut olduğu, bu donatı alanlarının planlama alanı ve bölge bütünündeki gereksinimi karşılayacağı tespitlerine yer verilmiştir. Yapılan incelemede, planlama alanında, "gelişme konut alanı" kullanımının yoğun şekilde bulunduğu, alanın yaklaşık % 49'unun sosyal donatı alanı olarak ayrılmasının çevre arazi kullanım kararıyla ve planlama esaslarıyla uyumlu bir yaklaşım olduğu, planlama alanında öngörülmeyen diğer sosyal donatı alanlarının 500 metre hizmet etki çapı içerisindeki donatı alanlarından karşılanacağı yönünde tespitlerde bulunulduğundan, bilirkişi raporunda yer alan plan açıklama raporunda donatı alanlarının ilave nüfusun ve onaylı plandaki nüfusun gereksinimini karşılayabilecek yeterlilikte olup olmadığına ilişkin teknik analiz ve değerlendirmenin yer almadığı yönündeki tespitler dava konusu imar planı değişikliklerini tek başına kusurlandırmamaktadır. Bu durumda, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme Yüksek Kurulunca yalnızca dava konusu parsellere ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntının bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazlara getirilen kullanım kararlarının komşu parsellere verilen fonksiyonlarla uyumlu olduğu, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde, dava konusu taşınmazlara çevresiyle uyumlu yapılaşma şartları getirildiği, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlendiği, sosyal ve teknik alt yapı etki değerlendirme raporu incelendiğinde dava konusu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu durumda dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Davalı idareler yanında müdahil tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine, 4. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL'nin davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/11/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : Uyuşmazlık konusu taşınmazlarda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, planlama alanında, "gelişme konut alanı" kullanımının yoğun şekilde bulunduğu, alanın yaklaşık % 49'unun park ve yeşil alan, spor alanı, eğitim alanı ve rekreasyon alanı (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park, spor, eğitim, rekreasyon alanı ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının Mekansal Planlar Yönetmeliği'nin eki EK-2 ile Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.