(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/10111 E. , 2009/11095 K. "" Davacı, ... vekili Avukat ... ile davalı, ... vekili Avukat ....... aralarındaki tazminat davası hakkında Kadıköy 1. İş Mahkemesinden verilen 30.12.2008 gün ve 403/686 sayılı kararın süre yönünden reddine ilişkin Dairemizin 09.06.2009 gün ve 3844/8248 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: K A R A…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/10111 E. , 2009/11095 K.** **"İçtihat Metni"** Davacı, ... vekili Avukat ... ile davalı, ... vekili Avukat ....... aralarındaki tazminat davası hakkında Kadıköy 1. İş Mahkemesinden verilen 30.12.2008 gün ve 403/686 sayılı kararın süre yönünden reddine ilişkin Dairemizin 09.06.2009 gün ve 3844/8248 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: K A R A R 11.07.2000 Tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak davacı .....’ya velayeten ...-......ile davalı ... Kaya arasında görülen davada yapılan yargılama sonunda Kadıköy 1.İş Mahkemesince verilen 30.12.2008 gün 2004/403E, 2008/686K Sayılı hükmün davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyizin süresinde yapılmadığından temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve bu karar üzerine davalı vekili dairemiz kararının maddi yanılgıya dayalı olduğundan bahisle düzeltilmesini talep etmiştir. İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.