6. Hukuk Dairesi 2011/3703 E. , 2011/7859 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir 9.Aile Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :20.12.2010 ÜÇÜNCÜ ŞAHIS : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bir kısım ziynet eşyalarının bedeli olan 5.000 TL’nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece
**6. Hukuk Dairesi 2011/3703 E. , 2011/7859 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İzmir 9.Aile Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :20.12.2010 ÜÇÜNCÜ ŞAHIS : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bir kısım ziynet eşyalarının bedeli olan 5.000 TL’nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların 25.07.2008 tarihinde evlendiklerini, davalının kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle davalı aleyhine boşanma davası açtıklarını, davalının evlilikten hemen sonra davacıya düğünde takılan ziynet eşyalarını davacının rızası dışında bozdurduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bozdurulan ziynet eşyalarının bedeli 5.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında görülen boşanma davasında kendisinin kusurlu olduğu iddiasının bu dava ile ilgisinin olmadığını, sadece davacının samimi olmayan niyetini ortaya koyduğunu, davacıya takılan ziynet eşyalarının davacının iddia ettiği miktar ve nitelikte olmadığını, aynı şekilde söz konusu ziynetlerin davacıdan alınıp bozdurulduğu iddiasının da kurgusal olduğunu, bir kısım ziynet eşyalarının evlilik birliği içinde davacı tarafından tasarruf edildiğini, kalanını da davacının ortak konuttan ayrılırken beraberinde götürdüğünü, davacının kendisine hiçbir şekilde ziynet eşyası vermediğini, öncelikle davacının düğünde ne kadar ziynet eşyası takıldığını, sonra da bunların kendisi tarafından alındığını kanıtlamasının gerektiğini belirterek, haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. 2011/3703 - 2011/7859 -2- Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır. Olayda, davacı ile davalı 25.07.2008 tarihinde evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden müşterek çocukları bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre davacı hemşire, davalı ise öğretmendir. Davacı tarafından İzmir 12. Aile Mahkemesi’nin 2010 / 232 Esas 2010 / 516 Karar sayılı dosyasında açılan boşanma davasında mahkeme, davalının eşi ile ilgilenmemesi, evliliğin kendisine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirmemesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu belirterek, tarafların boşanmasına karar vermiştir. Davacı, düğünde kendisine takılan ziynetlerin evlilik süreci içinde kredi borçları nedeniyle bozdurulduğunu, davalının ailesine verildiğini,ortak konuttan ayrıldığı sırada dava konusu edilen ziynetlerini alamadığını, davalıda kaldığını ileri sürmüş ise de, evden son ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve kredi borçları için bozdurulduğunu ya da davalının ailesine verildiğini sunduğu delillerle ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde ve 07.06.2010 tarihli delil listesinin 8. bendinde “ikamesi mümkün sair yasal deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya dava konusu ziynetlerin kredi borcu için bozdurulduğu, davalının ailesine verildiği, ortak konuttan ayrıldığı sırada alamadığı, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.