İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/07/2024 DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/07/2024 DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Alanya Orman İşletme Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihale uyarınca; ... bölgesindeki; Antalya İli, Alanya İlçesi, ... Mahallesi ... Parti numaralı parsellerdeki ağaçların kesim hakkına sahip olduğunu, davacı şirkete ihale edilen alan içerisindeki ağaçlar davacı şirket tarafından usulüne uygun ve mevzuatlarda belirtilen şekilde kesilmekte iken, davacı şirkete ihale edilen alan içerisinde bulunan 52 adet ağacın ihale sonucuna ve kesim usullerine uyulmaksızın davalı şirket ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kesildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı olmakla beraber şimdilik 20.000,00 TL maddi zararın haksız fiil tarihinden işlemeye başlayacak avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazminine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 24.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıysa 124.465,17 TL'ye artırdıklarını ve bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalının davacıya ait ağaçları kesmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava konusu alanda davalının işgal ya da müdahalesi bulunmadığını, tazminata konu zararın davalının kusuruyla meydana gelmediğini, haksız fiil şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İDM KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 6. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 50/1. maddesi uyarınca ispat yükü üzerinde olan davacının davasının ispat edememiş olması; davacının yemin deliline dayanmakla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 226/1 - c. maddesi uyarınca yemin edecek kimsenin ceza soruşturma ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin delile başvurulamayacak olması, nedenleri ile davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ihale edilen alan içerisinde kalan 52 adet ağacın ihale usullerine uyulmaksızın davalı tarafından haksız işgal edilerek kesildiğinin tespit edildiğini, arabuluculuk aşamasında davalı şirket yetkilisi tarafından dava konusu ağaçların kendileri tarafından kesildiğine ilişkin ikrarının bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı tespitler içerdiğini, kural olarak zararın haksız eylem tarihi itibari ile belirlenmesi gerektiğini, ihale tarihinden haksız fiilin gerçekleştiği tarihe kadar rayiç fiyatların oldukça arttığını, bilirkişilerin bu hususu dikkate almadığını, taraflarına yemin delili ile isticvap haklarının hatırlatılmadığını, taraflarınca ibraz edilen uzman görüşü niteliğindeki harici bilirkişi raporunun da mahkemece dikkate alınmadığını, dosyanın her aşamasında orman yüksek mühendisinden rapor ve ek rapor alınmasına ilişkin taleplerinin sebep belirtilmeksizin yerine getirilmediğini, mahkemece hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. G E R E K Ç E Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı şirket dava dışı Orman İdaresi'nden ihale ile ağaç kesim işi aldığı, davacının kesim sahası içerisinde bilgisi olmadan davalı şirketin 52 adet ağaç kestiğini, davalının bu haksız eylemi nedeniyle kesilen 52 adet ağacın bedelinin davalıdan tahsilini talep etmektedir. Davacı şirket tarafından arabuluculuğa müracaat edildiği, 22.09.2022 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağında davalı şirket yetkilisinin "kendi şirketlerinin hata ile 7 tane ağaç kestiğini tespit ettiklerini ve ağaçları da fark edince orada bıraktıklarını......herhangi bir suretle başvurucu şirkete zarar vermediklerini ......" şeklinde beyanda bulunmuştur. Arabuluculuk Kanunu'nun beyan veya belgelerin kullanılamaması başlığı altında düzenlenen 5. maddesinde; "(1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz: a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği. b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler. c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü. ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler. (2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır. (3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir. (4) Yukarıdaki fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır. (5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez." hükmü düzenlenmiştir. Her ne kadar davacı vekili davalı şirket yetkilisinin arabuluculuk aşamasında kendilerine ait kesim sahası içerisinde bir miktar ağacı kestiklerine dair ikrarı bulunduğunu iddia etmiş ise de; yukarıda belirtilen Arabuluculuk Kanunu'nun 5/1 maddesi ve yine 5/1-c maddesindeki düzenleme kapsamında davalı şirket yetkilisinin ikrar niteliğinde olan beyanını davacı taraf dava aşamasında delil olarak ileri süremeyeceğinden bu beyanın eldeki davada dikkate alınması mümkün değildir. Davacı şirketin Orman İdaresi'den ağaç kesim işi aldığı sahadaki bir kısım ağaçların davalı şirket tarafından kesildiğine dair herhangi bir delil tespiti yaptırmadığı, bu yönde düzenlenmiş herhangi bir belge ve tutanağın dosyaya ibraz edilmediği, bu itibarla davacının hukuka aykırı bir fiil ile zarara uğradığını ispat edemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesinde kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 186,80 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3- Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince temyizi kabil olan kararın dairemiz yazı işleri müdürlüğünce resen tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 31/12/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi ...