5. Hukuk Dairesi 2012/16495 E. , 2012/27975 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan…
**5. Hukuk Dairesi 2012/16495 E. , 2012/27975 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, derdestlik itirazı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan incelemede davacı tarafından dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle 26.02.2003 tarihinde Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/150 esas sayılı dosyasında dava açıldığı; yargılama sonunda dava konusu taşınmazın daha önce yol olarak kamulaştırılan 6965 m2'lik kısmı dışında kalan 905 m2'lik kamulaştırmasız el atılan bölümün davacının payı oranında bedeline hükmedildiği; davalı idare vekilinin temyizi üzerine işbu kararın, 30.06.2010 günü yürürlüğe giren 5999 sayılı yasa uyarınca inceleme yapılmak üzere Dairemizce bozulduğu; bozma sonrası davacı vekilince verilen 03.09.2010 havale tarihli dilekçede hak düşürücü süre nedeniyle bedeli verilmeyen teknik bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlere ilişkin uzlaşma talep etme ve dava açma hakkı saklı tutularak, kalan kısım için uzlaşma taleplerinin olmadığının bildirildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda teknik bilirkişi raporuna göre yol olarak el atılan ve A+B+C+D harfleri ile gösterilen toplam 7870 m2'lik yerin 6965 m2'lik bölümünün bedelinin ödenmesi suretiyle kamulaştırıldığından, kalan 905 m2'lik bölümün davacının payı oranında bedeline hükmolunmasına ve 7870 m2'lik bölümün, davacının payı oranında yol olarak terkinine dair 22.02.2011 tarihinde karar verildiği ve bu kararın davalı idarece temyizi üzerine Dairemizce onanarak 23.02.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili işbu davayı; hak düşürücü süre nedeniyle bedellerine hükmolunmadığını belirttiği ve kesinleşen dava dosyasında teknik bilirkişi raporuna göre (B) harfi ile gösterilen 4600 m2'lik bölüm ile yolla komşu parseller arasında yolşevi olarak kullanılan ve kamulaştırmasız el atılan raporda (C) ile gösterilen 1235 m2'lik bölümün bedelinin tahsili amacı ile 24.12.2010 tarihinde açmış ise de; Dosyada mevcut belge ve bilgilere, 1960 tarihli tapulama tutanağına ve kesinleşen Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/508 (bozmadan önce 2003/150) esas sayılı dava dosyasında 31.05.2005 havale tarihli davacı vekilinin yazılı beyanlarına göre dava konusu taşınmazın 6965 m2'lik bölümünün bedeli ödenmek suretiyle kamulaştırıldığı, bu kısmın teknik bilirkişi raporuna göre (A) harfi ile gösterilen 2510 m2'lik bölüm ile (B) harfi ile gösterilen 4600 m2'lik bölümün toplamı olan 7110 m2'lik alan içinde kaldığı anlaşılmıştır. Öte yandan kamulaştırmasız el atılan 145 m2'lik bölüm ile daha sonradan yol genişletme çalışmaları sırasında kamulaştırmasız el atılan (D) ve (E) harfleri ile gösterilen toplam 760 m2'lik bölümün bedeline hükmedildiği ve kararın kesinleştiği dikkate alınarak, davacının teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin davasının derdestlik itirazı nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Kesinleşen dava dosyasındaki teknik bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 1235 m2'lik bölüme ilişkin olarak davacı vekilinin dava açma hakkını saklı tuttuğu, bu konuda da bir hüküm kurulmadığı dikkate alınarak bu bölüm yönünden yargılama sırasında derdestlik durumu da ortadan kalktığından işin esasına girilerek inceleme yapılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davaclar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.