T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/807 Esas KARAR NO: 2025/1053 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 04/11/2024 KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Malzeme ve Metalurji Mühendisi olduğunu maden ve makine sektörlerinde faal…
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/807 Esas KARAR NO: 2025/1053 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 04/11/2024 KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Malzeme ve Metalurji Mühendisi olduğunu maden ve makine sektörlerinde faaliyet gösteren -------- olan --------- şirketlerde ortak ve yönetici olduğunu, davalı --------tarihinde müvekkilinin de aralarında olduğu aile fertleri tarafından kurulduğunu, o günden bugüne değin maden sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkilinin, kuruluşundan bu yana yönetim kurulunda bulunduğu şirkette en son ----- tarihinde yine yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ardından ortaklar arası ihtilaflar neticesinde haksız olarak ------ kararı ile yönetimden uzaklaştırıldığını bu tarihten itibaren davalı şirkette herhangi bir yönetim yetkisinin bulunmamakta olduğunu, %20 oranında pay sahipliğinin devam ettiğini, müvekkilinin, kuruluşundan itibaren yöneticisi olduğu davalı şirketin yönetiminden uzaklaştırıldığından beri şirketin yönetim işlerinden tamamen el çektirildiğini, pay sahipliğinden doğan haklarının da tamamen kısıtlandığını, davalı şirketin, son olarak, ----- tarihinde ilan edildiği üzere--------------- tarihinde gerçekleştirildiğini, ilgili toplantı da alınan kararlara yönelik olarak da bu davayı açtıklarını, genel kurulun ilan edilen tarihte gerçekleştirilmediğini, olağan genel kurulun esas sözleşmede ve kanun'da öngörülen süreler içerisinde toplanmadığını, yönetimin ibra edilmesinin şartlarının oluşmadığını, karar ile gerçekleşen ibranın hukuka aykırı olduğunu, şirketin basiretli bir şekilde yönetilmemekte olduğunu, şirketin ve ortaklarının menfaatlerinin gözetilmemekte olduğunu, davalı şirketin kötü yönetim sebebiyle uzun yıllardır kâr edememekte olduğunu, kâr payını dağıtmamakta olduğunu, bunun yanında, kötüniyetli ve basiretsiz yönetim sebebiyle davalı şirketin malvarlıklarını da koruyamamakta olduğunu , şirkete ait pek çok araç ve makine teçhizatının işler durumda olmalarına karşın geçtiğimiz yıllarda hurda fiyatına elden çıkartıldığını, müvekkilinin, kendi sorumluluğunda olmayan yönetim hataları sebebiyle gerçekleşen orman hudut ihlali ve vergi defterlerinin ihmalen ibraz edilmemesinden kaynaklanan sebeplerle iki kere hapis cezasına çarptırıldığını,----- yılında bu cezaların infaz edildiğini, şirket yönetiminin geçmiş yıllardaki ihmalleri dolayısıyla yaklaşık 1 ay kapalı ceza evinde kaldığını, davaya konu, ----- neticesinde şirketin tek yöneticisinin ---- olacak şekilde yeni yönetimin teşkil edildiğini, bu suretle, halihazırda başka bir işte çalışan diğer ortak ---- şirket işleri ile fiilen ilgilenmeyen ----- da şirketteki yetkilerinin sona erdiğini, Şirketin --------egemenliği altına girdiğini, ancak bu kişinin şirketi şahsi işletmesi gibi gördüğünü, şirketin taraf olduğu işlemlerde şirketin menfaatinden önce kendi menfaatini öncelediğini, şirketin banka hesaplarını ve gelirlerini kendi geliri gibi gördüğü ve şahsi iş ve işlemleri için kullandığının bilinmekte olduğunu, müvekkilinin, genel kurula katılamaması için genel kurulun kanunda öngörülen tarihler dışında gerçekleştirildiğini, müvekkiline toplantı hakkında herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, toplantının ilan edildiği tarihte gerçekleştirilmeyip öncesinde gerçekleştirilmesinin müvekkilinin genel kurula katılma ve oy hakkını kısıtladığını, bu itibarla alınan genel kurul kararlarının TTK m. 447/1-a hükmünü ihlal eder nitelikte olduğunu, tüm bu sebeplerden dolayı davalı şirket yönetiminin, müvekkiline ve diğer ortaklara zarar verecek, şirket mali durumunu kötü etkileyecek tasarruflarda bulunduğunu, hizmet veya mal satışı yapmamasına rağmen çok yüklü miktarlarda faturalar kestiğini ve bu durumun da ciddi zarara yol açacağının gözetilerek tedbiren --------kararının yürütmesinin/icrasının durdurulmasını, tedbiren davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını, davanın kabulünü, davalı şirketin --- tarihli genel kurulun geçersizliğinin tespiti ile genel kurulda alınan kararların iptalini, yine aynı genel kurulda alınan ibra kararının da geçersizliğinin tespitini, iptalini ve kaldırılmasını, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirkete atfettiği iddiaların yersiz ve haksız olduğunu, davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirket yetkilileri tarafından davacı tarafa ulaşmaya çalıştıklarını, ancak davacı tarafa ulaşılamadığından genel kurulun yapılacağı tarih ve saatin mesaj olarak gönderildiğini ve davacı tarafın bilgilendirildiğini, gönderilen mesaj içeriğinde yapılacak olan genel kurul toplantısına ilişkin tüm ayrıntıların verilmiş olduğunu davacı tarafından bu mesajın yanıtsız bırakıldığını, sonrasında müvekkili şirket yetkilileri tarafından davacı tarafa yazılı bir şekilde genel kurula katılması için çağrının yapıldığını, yazılı çağrı içeriğinde toplantının yapılacağı saat ve tarihin bildirildiğini, davacı tarafa gönderilen bu tebligatın usulüne uygun yapıldığını müvekkili şirket tarafından bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, tebliğ yapılan adreste eğer bir değişiklik olmuşsa bu durumun davacı tarafından bildirilmesinin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin bildirim yükümlülüğünü usulüne uygun şekilde yerine getirdiğini, bu nedenle davacı tarafın bilgisi olmasına rağmen kendi iradesiyle genel kurul toplantısına katılmamış olduğunu müvekkilinin bu durumdan doğan bir sorumluluğunun da bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen şirketin basiretli yönetilmediği ve kar edemediği şeklindeki iddiaların tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, bu dayanaksız iddialara dayanılarak 6102 sayılı TTK'nın genel kurul kararının iptali ile kar payı dağıtımı ve sair hususları düzenleyen hükümleriyle bağdaşmamakta olduğunu, bu kapsamda tüm iddiaların ve taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle huzurdaki davanın reddinin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin kar amacı güden ticari bir kuruluş olduğunu, şirketin tüm ekonomik ve sosyal koşullara ve dünyada ve ülkemizde değişen ekonomik gelişmeleri dikkate alarak kararlar almakta olduğunu, alınan bu kararlarla şirketin daha fazla kar etmesinin amaçlanmakta olduğunu, bunun sonunda şirketle birlikte tüm ortakların da payları oranlarında kazanç sağlamakta olduğunu, bu nedenle şirketin tek bir ortağın menfaatini gözetmediği gibi buna dair tüm iddiaların asılsız ve maddi olgulardan yoksun olduğunu, müvekkili şirket tarafından genel kurulda alınan kararların şirketin ve ortaklarının menfaati gözetilerek alındığını, özellikle davacı ortağın zarara uğratılmasının çalışıldığına ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, mahkemenin gerekli gördüğü takdir de bilirkişi raporu alınarak bu durumun uzmanlar tarafından da değerlendirildiğinde karşı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğunun görüleceğini, tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddi ile tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava davalı şirketin ------- Tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden dolayı iptaline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı, alınan kararların şirket ana sözleşmesine, ticaret kanununun amir hükümlerine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığına,alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk veya butlan nedenleri olup olmadığına ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda özetle ...... 6.1) Davalı ------yıllarına ilişkin olağan genel kurulu --- tarihinde yapılmış, ---- satış hasılatının ağırlıklı olarak ---- düzenlenen maden ocağından çıkarılan taşlar ------ olduğu, şirket giderlerinin faaliyete ilişkin olağan giderlerden oluştuğu ve zarar yaratıcı açık bir kayıt veya belge olmadığı anlaşıldı; 6.2) Davalı ----- olan maden sahası ruhsatının ----tüm tasarruf ve haklarıyla devir edilmesine oy birliğiyle karar verildiği ancak şirketin ------ yılı ticari defterlerinde -----satışına ilişkin herhangi bir kayıt görülemedi 6.2) ------- olan maden sahası ruhsatını: şirketin ticari defterlerinde -----------kaydı görülememiş, genel kurula sunulan ---- kaleminde ------kaydı ve parasal miktarı hiçbir. şekilde görülemediği, bir uzmana --------- rayiç bedeli üzerinde şirket kayıtlarına alınması ve takibi gerektiği, mali tabloların anlaşılırlığı, şirketin mal ve haklarına ilişkin paydaşlar tarafından gerçek durumun görülmesinin sağlanması gerektiği, dolayısıyla 6102 sayılı T.Ticaret Kanunu'nun 424. Md göre bilançoda bazı hususlar ilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak hususları içerdiği, 6.3) Gündemin -----Sırasında gi ip kabul edilen ------- yıllarına ait bilanço ve gelir gider hesaplarının tasdikine dair kararla birlikte bu yıllarda görev yapan ----- üyelerinin de açıkça ibra edildiği şeklinde değerlendirilmesi halinde, ayrıca toplantıya katılan ve karara olumlu oy veren pay sahiplerinin davacı tarafça iddia edilen şekilde bu yıllarda ---- üyeliği yapmış olmaları halinde TTK.m.436/2'deki oydan yoksunluk sebebiyle asgari nisapların oluşmayabileceği, bu ihtimalde davacının genel kurula çağrılmamış olmasının alınan kararda etkili olabileceği gözetilerek açık ibra kararının yokluğunun tespiti veya iptali yönünde değerlendirme yapılabileceği, 6.4) Gündemin 3. Maddesine genel kurul kararlar: ilişkin her iki bilirkişinin yukarıda açıklanan tespitleri dışında, diğer genel kurul kararlarına ilişkin başkaca bir yokluk, butlan veya iptal sebebi tespit edilmediği.." yönünde görüşlerini sunmuşlardır. ------- karar sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. ------ kararında ".... 13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 14. Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir. 15. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır. 16. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. 17. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. 18. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. 19. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir ---------- 20. Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir-------- Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir------21. Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır... " belirtmiştir. 6102 sayılı TTK' nın 445. Maddesi " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." hükmüne haizdir. 6102 Sayılı TTK'nın 436. Maddesi " (1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. " belirtmiştir. --------- Sayılı ilamında "...Diğer yandan TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de bir diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanmışlardır. İbra oylamasına katılan yönetim kurulu üyelerinin toplam oy oranı %70 olup, davacı da olumsuz oy kullanmış olmakla, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin söz konusu karar bu yönüyle de geçersizdir. Ayrıca ibrada oydan yoksunluğa ilişkin TTK'nın 436/2 maddesi de emredici nitelikte bulunduğundan, iptal isteyen ortağın ayrıca karara muhalefetini tutanağa yazdırmasına da gerek bulunmamaktadır. ..." belirtmiştir. -------- Sayılı ilamında "....TTK'nın 436/2.maddesinde, "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." şeklindeki düzenleme karşısında, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında ve bir birlerinin ibrasında oy kullanamayacağı açıktır. Yasada emredici şekilde düzenlenen bu hükme aykırı şekilde işlem yapılması ve yeterli nisap sağlanmaması halinde alınan kararın yoklukla malul olduğu kabul edilmelidir..." belirtmiştir.Bilirkişi heyetindeki hukukçu bilirkişi davacının genel kurula davet edilip edilmediğine ve bunun yaptırımına ilişkin olarak "....Dava konusu ----tarihli genel kurula dair ilan ---- tarihinde yayınlanmış, toplantı ---- tarihinde yapılmış olduğundan, “ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır” koşulu sağlanmamış, diğer ifadeyle emredici nitelikli bu hükme aykırı davranılmıştır. Diğer yandan davalı şirketin ana sözleşmesine göre hisseleri nama yazılı olduğundan, davacı pay sahibine iadeli taahhütlü mektupla toplantı çağrısı yapılması gerekir. Davacının adresine dava konusu olmayan--------- tarihli genel kurul davet mektubu gönderildiği ve bila tebliğ döndüğü, buna karşılık dava konusu -------tarihli genel kurul için iadeli taahhütlü mektup gönderilmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kurul çağrı ilanının toplantı tarihinden 2 hafta önce ilan edilmemiş olması ve hisseleri nama yazılı olan davacıya iadeli taahhütlü mektup gönderilmemiş olması, yani genel kurul çağır merasimine aykırılık tek başına genel kurulu sakatlar mı? ----- yerleşik içtihatları çağrı merasimine aykırılığın tek başına iptal sebebi olmayacağı, buna ilave olarak alınan karaların kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olması gerektiği yönündedir. Buna karşılık, dava konusu genel kurula katılıp, karşı oy kullanıp, muhalefetini tutanağa geçirmediği halde davacının iptal davası açabileceği benimsenecektir..." yönünde görüş belirtmiş ise de esasen bu konunun oldukça ihtilaflı olduğunu ifade etmek gerekir. Çağrıda usulsüzlük ile hiç çağrı yapılmaması farklı şeylerdir. Davacının iddiası gibi genel kurula hiç davet edilmediğinin ispatı halinde esasen alınan kararlar yok hükmünde olacaktır.Doktrinde de bunu savunan yazarlar vardır.---------- Bu yöndeki görüşlerin gerekçesi aksinin kabulü halinde genel kurulu toplamaya yetkili organ tarafından bazı pay sahiplerinin kasıtlı olarak bu kişileri toplantıdan uzak tutma çabası içine girecekleri ve hukuk güvenliğinin zedeleneceğidir. Davalı şirketten dava konusu genel kurul toplantı davetinin davacı ortak ile birlikte tüm hissedarlara tebliğine dair evraklar bilirkişi raporundan sonra tekrar istenmiş sunulan ----- barkotlu evraklara göre genel kurul davetiyesinin şirketin tüm ortaklarına tebliğe çıkartıldığı, davacıya ve ----- çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade döndüğü, diğer ortaklara ise --------tarihlerinde tebliğ edildiği görülmüştür. Görüldüğü üzere raporda belirtilenin aksine davacıya ve diğer ortaklara genel kurul toplantı gün ve saati iyi niyetli şekilde tebliğe çıkartılmıştır. Bu nedenle genel kurulda alınan kararlarda yokluk hali yoktur. İptal nedenleri irdelenmelidir. Genel kurul toplantı tutanağında alınan 3 numaralı karar dışındaki kararlar yönünden bir hukuka aykırılık tespit edilememiştir. Davalı şirketin genel kurulda oylanan bilanço gelir ve gider hesaplarına ilişkin olarak mali bilirkişi şirketin------- olan maden sahası ruhsatını: şirketin ticari defterlerinde -----kaydı görülemediği, genel kurula sunulan ------İzni kaydı ve parasal miktarı hiçbir şekilde görülemediğini bir uzmana -------rayiç bedeli üzerinde şirket kayıtlarına alınması ve takibi gerektiğini, mali tabloların anlaşılırlığı, şirketin mal ve haklarına ilişkin paydaşlar tarafından gerçek durumun görülmesinin sağlanması gerektiğini, dolayısıyla 6102 sayılı T.Ticaret Kanunu'nun 424. Md göre bilançoda bazı hususlar ilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel teşkil edecek hususları içerdiği görülmüştür. Bu nedenle bu maddede alınan kararın iptaline karar verilmiştir. Bu maddede kullanılan ibra terimi esasen oylama yerine kullanılmıştır. Zira Somut olayda ---- tarihli ----- edilen dava konusu genel kurul toplantı daveti ve gündemi incelenmiş 3. Maddede------- yılları bilanço gelir ve gider tablolarının okunması ve müzakere edilmesi, ibraya sunulması", ------- yılları yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması müzekere edilerek ibraya sunulması" ------ yılları denetim kurulu raporlarının okunması müzakere edilerek ibraya sunulması " sözcük diziminin kullanıldığı, buradaki ibra ibaresinin 3 madde yönünden de oylama yapılması anlamında kullanıldığı kanaatine varılmıştır. Aksinin kabulü halinde yani ibra yönünde oylama yapılıp karar alındığının kabulü halinde davalı aleyhinde daha ağır bir yaptırım olan yokluk hali söz konusu olacaktır. Zira genel kurul tarihinde pay sahiplerinden----şirket yönetim kurulu başkanı,-----Yönetim kurulu üyesi olmaları nedeni ile yine hazır bulunan -------bu kişilerin annesi olması nedeni ile TTK 436 gereği oydan yoksundur. Yukarıda bu maddeye aykırı alınan kararların yok hükmünde olduğuna dair emsal kararlar alıntılanmıştır. Ancak yukarıda ifade edildiği üzere esasen burada bir ibra oylaması bulunmadığı nitekim genel kurulda alınan diğer maddeler bakımından da aynı sözcük diziminin kullanıldığı bu nedenle alınan kararın iptale tabi olduğu sonucuna varılmış, mali bilirkişinin tespiti doğrultusunda genel kurulda alınan 3 numaralı kararın iptaline karar verilmiş , diğer istemler red edilmiş, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; A-Davalı şirketin 03.08.2024 tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı kararın İPTALİNE B-Davacının diğer istemlerinin REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 550,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 16.405,20 TL yargılama giderinin yarısı olan 8.202,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,--------------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025