13. Hukuk Dairesi 2016/13823 E. , 2019/6770 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabuülüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı idarenin yaptığı ihale sonucunda sözleşme imzaladığını, işi sözleşmeye, projelere ve şartnamelere uygun ve …
**13. Hukuk Dairesi 2016/13823 E. , 2019/6770 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabuülüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı idarenin yaptığı ihale sonucunda sözleşme imzaladığını, işi sözleşmeye, projelere ve şartnamelere uygun ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, geçici ve kesin kabullerin yapıldığını ancak haksız şekilde teminatının iade edilmediğini ileri sürerek idarece haksız el konulan 53.500,00 TL kesin teminatın iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda "53.500,00 TL bedelli teminat mektubunun iadesine'' denilmiş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise kısa karardan farklı olarak " Davanın kısmen kabulü ile; ... ... Şubesinin 30.08.2016 tarihine kadar geçerli 26.04.2011 tarih ve U2011042600848 numaralı 53.500,00.-TL bedelli teminat mektubunun 194,00.-TL'sinin serbest bırakılmasına, 53.306,00.-TL'sinin davalı adına irat kaydına," denilmiş olmakla kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuş olup, bu ise az yukarıda açıklandığı üzere usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Bozma şekil ve sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.