10. Hukuk Dairesi 2012/10334 E. , 2013/6457 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafı…
**10. Hukuk Dairesi 2012/10334 E. , 2013/6457 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekinin sair itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı Kurum, 08.06.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda %38.20 sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26’ncı maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiş ve Kurumun rücu hakkı, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekmektedir. Nitekim mahkemece, anılan iptal kararı gereği gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri davacı Kurumdan sorulmak suretiyle bildirilen tutarlar esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ne var ki; dosya kapsamındaki davacı Kurum vekilinin dava dilekçesine ekli “peşin sermaye değeri hesapları tablosu”nda gelirlerin ilk peşin sermaye tutarı 50.527,12 TL. (354,88 SYZ dahil) iken, yapılan yazışma üzerine davacı Kurum tarafından bildirilen ve mahkemece hükme esas alınan tabloda söz konusu ilk peşin değer tutarının 75257,37 TL olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; söz konusu çelişkinin sebebi ve hesaplamaya esas alınan veriler davacı Kurumdan sorularak, gerektiğinde uzman bilirkişi marifetiyle ilk peşin sermaye değeri hesaplanmak suretiyle çelişki giderilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.