T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/196 KARAR NO : 2025/1294 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.10.2022 NUMARASI : 2018/123 Esas 2022/900 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26.01.2018 KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 5. Asliye Tica…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/196 KARAR NO : 2025/1294 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.10.2022 NUMARASI : 2018/123 Esas 2022/900 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26.01.2018 KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.10.2022 tarih 2018/123 Esas 2022/900 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 30/10/2017 tarihinde davalı ...'un maliki olduğu davalı ...'un sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın yaya ...'a çarparak vefatına sebebiyet verdiği, davalı yanca 74.926,00 TL ödeme teklif edildiği, bu ödemenin dava ve feragat karşılığı olduğu için müvekkilleri tarafından kabul edilmediği, davacıların desteği muris ...'ın vefatı sebebiyle davacıların maddi ve manevi tazminatlarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar ... ve ... vekilli cevap dilekçesinde özetle; davanın .... A.Ş'ye ihbarını talep ettiklerini, kaza tutanağını kabul etmediklerini, kaza ile ilgili İzmir 18. ASCM'nin 2017/1100 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele sayılmasını, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminatın hakkaniyete uygun takdir edilmesini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ'ne usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş ancak davaya yazılı bir cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'nın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı anlaşılmakla birlikte tahkikatın devamında vefat ettiği, diğer davacıların destekten yoksun olmadıkları anlaşılmakla ... yönünden hesaplattırılan 35.146,58 TL yönünden maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi yönden ise davacıların yasal koşulları taşıdığı anlaşılmakla birlikte kısmen kabul yönünde karar verilmiştir. Karara karşı davacılar ve davalı sigorta vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili tarafından sunulan 12/12/2022 tarihli dilekçe ile davacı-müteveffa ... yönünden aktüer bilirkişisi tarafından vefat tarihine kadar tazminat hesaplanmasının doğru olmadığı, adı geçenin ...'ın vefatı ile hak ve alacakları alma yönünde talep hakkının doğduğu ve bu nedenle ...'nın dava tarihi itibariyle hayatta olması nedeniyle vefa etmemiş gibi DYK tazminatının hesaplanması gerektiği, her ne kadar diğer davacılar yönünden destekten kurtuldukları söylenmekte ise de anne ve babaya çocukların desteklerinin bitmeyeceği gibi tersinin de aynı şekilde olduğu, çocukların yaşları ne olursa olsun babalarından destek göreceklerinden bu yönden DYK tazminat hesabının yapılması gerektiği, manevi tazminat yönünden davacılar lehine tek vekalet ücreti hükmedilmiş ise de birden fazla davacı olduğundan her biri yararına ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı sigorta vekili tarafından sunulan 22/11/2022 tarihli dilekçe ile davacılar tarafından dava açılmadan evvel kendilerine usulüne uygun olarak KTK 97 başvurusunda bulunmadıklarından dava şartı noksanlığı bulunduğu, kabul edilmemekle birlikte DYK tazminatının hesabında kullanılan yöntemin TRH-2010 tablosu kullanılmak suretiyle ve 1,8 teknik faiz hesabına göre yapılması gerektiği, yargılama aşamasında belirlenen kusur durumunun doğru olmadığı, savcılık evrakları da getirilerek İTÜ üçlü heyetinden rapor alınması gerektiği istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı açılan DYK maddi ve manevi tazminat davası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı HMK'nın 114 ile 115. maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. Maddesi uyarınca davacılar vekilince davalı yana 29/11/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuru yapılmakla birlikte davalı yanca yapılan başvurunun eksik bilgi ve belge ile yapıldığı belirtilmiş ise de başvuru ekine gerekli belgelerin eklendiği anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin bu istemi davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacaktır. Bu nedenle anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı yanın dava şartının gerçekleşmediği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dava trafik kazasından kaynaklı DYK tazminatına yönelik olduğundan haksız fiil temelinde açılan iş bu davada haksız fiilin unsurlarından olan kusur durumunun çelişkiye bırakmayacak şekilde açık, anlaşılabilir olmasının yanı sıra somut olay yönünden kusuru etkileyecek tüm durumların değerlendilmesi gerekir. Bu kapsamda her ne kadar kusura yönelik kazandırılan raporun eksik incelemeye dayalı olarak oluşturulduğu ve bu nedenle değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığı belirtilmiş ise de rapor kazandırılmadan evvel dava konusu trafik kazasının konu olduğu İzmir 18. ASCM'nin 2017/1100 esas sayılı dosyası savcılık evrakları da dahil olmak üzere dosya arasına kazandırılmakla birlikte iş bu dosya üzerinden rapor aldırıldığı gibi mahkeme dosyasına sunulan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 05/11/2021 tarihli raporunda ceza dosyasın da incelenmekle raporlar arası da çelişki olmadığından somut olay bakımından kusur incelemesine dair alınan rapor yerinde ve yeterli görülmekle davalı yanın bu yönden istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. H.D. 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. H.D. 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı) Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda bilinmeyen devredeki gelir hesabı yönünden %10 artırılıp %10 iskonto yönteminin uygulanması yerinde olduğundan bu yönden de davalı yanın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. (818 sayılı BK madde 45/II) maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. TBK’nın 53. (818 sayılı BK 45) maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay HGK 21.04.1982 tarih ve 1979/4-1528 E. - 1982/412 K.) Desteğin, çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacağını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkar. (Yargıtay 17. HD 11.03.2019 tarih 2019/370 E. 2019/2705 K) Davacılardan ...'nın mütevaffa ...'ın eşi olmakla birlikte vefa tarihinde hayatta olduğundan DYK tazminatına hak kazanmakla birlikte diğer davacıların ise yukarıda yapılan açıklamalar karşısında babaları ...'dan destek almadan yaşamını sürdürebileceğinin kabulü gerekir. Bu durumun aksine yönelik somut bir delil de sunulamadığı anlaşılmakla bu yönden davacılar .... ve ....nın istinaf istemi yerinde görülmemiş, bununla birlikte davacılardan ...' nın tahkikatın devamında vefat ettiği ve bu nedenle vefa tarihine kadar adı geçen yönünden DYK tazminatı yapılmasının doğru olmadığı belirtilmiş ise de hak sahipleri yönünden bakiye ömür baz alınarak hesaplanacak iş bu tazminat kalemi yönünden vefat durumunun re'sen gözetilmesi gerektiği, çünkü gerçek durum varken, varsayımlara dayalı tazminat hesabı yapılamasının doğru olmayacağı, davalıların sorumluluğunun gerçek zarar olduğu ve bu kapsamda müteveffa davacı ... yönünden vefat tarihine kadar hak edeceği destekten yoksun kalma tazminatı tutarı belirlenerek, sonucuna gidilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla bu yönden davacı müteveffa ..... adına yapılan istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay 4. HD 22.02.2024 tarihli 2023/10813 E. 2024/1971 K. sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul edilen tazminat talebi yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir.(Yargıtay 4. HD'nın 29.09.2022 tarih ve 2021/22327 E. - 2022/11247 K. 20.06.2022 tarih ve 2022/3776 E. - 2022/9079 K.) Somut olayda, davacılar yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmiş olup, mahkemece davacıların manevi tazminat davasının ayrı ayrı kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş olması nedeniyle ( istinaf edenin sıfatına göre) 6100 sayılı HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 13/2 10.2-3 maddesi gereğince, her bir davacı için kabul edilen dava değeri üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretinin belirlenmesi gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmadığından bu yönden davacıların istinaf isteminin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda, davalı vekilinin tüm yönlerden, davacı vekilinin ise yukarıda belirtilen yönlerden istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen yönden kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat vekalet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi mütalaa olunur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.10.2022 tarih 2018/123 Esas 2022/900 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın KISMEN KABULÜ ile 31/12/2017 tarihinde meydana gelen konu trafik kazasından kaynaklı; A)Maddi Tazminat Yönünden; - 35.146,58 TL DYK tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 12/12/2017 tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak ... ... yönünden davacılar ... ve ... ...'a miras payları oranında verilmesine, B) Manevi tazminat yönünden; - 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak ... ... yönünden davacılar ... ve ... ...'a miras payları oranında verilmesine, ... yönünden fazlala ilişkin ilişkin talebin reddine, - 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak ... ...' a verilmesine, ... yönünden fazlala ilişkin ilişkin talebin reddine, - 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak ... ... ...' a verilmesine, ... ... yönünden fazlala ilişkin ilişkin talebin reddine, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.548,76-TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 513,35-TL harç ve 120,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 633,35-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 7.915,41-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, A) Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ; - kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL maddi tazminat vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, - kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak ... ... yönünden davacılar ... ve ... ...'a miras payları oranında verilmesine, - kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacı ... ... ...'a verilmesine, - kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacı ... ...'a verilmesine, B) Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ; - reddedilen edilen kısım üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin davacı ... ... ...'dan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, - reddedilen edilen kısım üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin davacı ... ...'dan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, - reddedilen edilen kısım üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin ... ... yönünden davacılar ... ve ... ...'a miras payları oranında alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, Davacılar tarafından yapılan ilk masraf 613,55-TL, bilirkişi ücreti 1.100-TL, ATK rapor ücreti 700-TL, ıslah harcı 120-TL, posta ve müzekkere gideri 325,50-TL olmak üzere toplamı 2.846,05-TL yargılama giderinden davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden davacılar tarafından yapılan 13,00-TL müzekkere masrafının davanın red ve kabul oranına göre takdiren 7,80-TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 4-Davacıların yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise REDDİNE, 5-Davalı sigorta şirketi yönünden istinaf karar harcı olan 2.400,86-TL'den peşin alınan 600,22-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.800,64-TL harcın davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 7-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 8-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 45,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 265,70-TL istinaf yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.