Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, bireysel başvuru konusu olayın geçtiği tarihte ihracat yapmakta olan bir vergi mükellefidir. Başvurucunun gerçekleştirdiği ihracata ilişkin alacakların transfer edildiği özel bankalar tarafından banka hesaplarında yapılan kontrolde bir kısım ihracat hesabının açık olduğu, ihracat bedelinin tamamının yurda getirilmediği, yasal tahsil süresinin de sona erdiği anlaşılmıştır. Durumu tespit eden söz konusu bankalar açık ihracat hesabı ihbar formu düzenleyerek formu başvurucunun mükellefi olduğu Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğüne iletmiştir. Bunun üzerine Vergi Dairesi Müdürlüğü başvurucunun on altı gümrük çıkış beyannamesi ile ihracat yaptığı ancak bu ihracata ilişkin bedelin tamamını yasal süre içinde yurda getirmediği yönünde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) ihbarda bulunmuştur. Başsavcılığa yapılan ihbarda başvurucunun müşterisi olduğu iki bankadan iletilen ihbar formlarına göre ihracatlara ilişkin bedellerin tamamının yurda getirilmediğinin ve tahsil süresinin sona erdiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. İhbarda ayrıca ilgili mevzuat çerçevesinde başvurucuya bildirimde bulunularak bahse konu ihracat hesaplarının kapatılmasını temin etmek üzere ihtarname gönderildiği ancak doksan gün süreli ihtarnameye rağmen söz konusu hesapların kapatılmadığı ve döviz alım belgesine bağlanmadığı ifade edilmiştir. Başsavcılık yaptığı inceleme sonucunda ihracat bedellerinin ilgili mevzuatta tayin edilen süre içinde yurda getirilmediği gerekçesiyle 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca başvurucu hakkında 641 TL idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucu, idari para cezasının iptal edilmesi talebinde bulunarak uyuşmazlık konusu ihracat bedellerinin çok az bir miktarının yurda getirilemediğini, bu durumun da ihracatın gerçekleştirildiği firmanın COVID-19 salgınına bağlı olarak ticari kriz içinde olması nedeniyle ticarete konu bedeli kendilerine ödememesinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Başvurucu, söz konusu firmanın iflasını gösteren belgelerin tercümesinin itiraz dilekçesinin ekinde yer aldığını da dilekçesinde belirtmiştir. İtirazı inceleyen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine karar vermiştir. Bu karar uyarınca dosyanın kendisine tevdi edildiği Serbest Muhasebeci Mali Müşavir F.Y. hazırladığı 3/3/2021 tarihli bilirkişi raporunu Hâkimliğe sunmuştur. Raporda; başvurucunun itiraz dilekçesinin ekinde yer verilen belgeler ile ilgili bankalardan temin edilen belge suretlerinin ilgili mevzuat kapsamında incelenmesi sonucunda toplam 546,20 Amerikan doları ile 077,09 avro bedelin kanuni sürede yurda getirilmediğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda yurda getirilmeyen dövizlerin eylem tarihindeki TL tutarının 826,245 TL olduğu, başvurucu hakkında bu tutarın yüzde beşine tekabül eden 312,25 TL idari para cezası uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı bildirilmiştir. Dosyada bilirkişi raporunun başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. Hâkimlik, başvurucunun itirazını kısmen kabul ederek 641 TL idari yaptırım kararının kaldırılmasına, idari yaptırımın 312,25 TL olarak uygulanmasına karar vermiştir. Kararda bilirkişi raporuna atıf yaparak "getirilmeyen dövizlerin eylem tarihindeki TL tutarı olan 826,245X5=312,25 TL idari para cezası olarak uygulanması gerektiği[ni]" belirtmiş, yedi gün içinde karara karşı itiraz yoluna başvurulabileceğini ifade etmiştir. Başvurucu, yedi günlük yasal süre içinde Hâkimlik kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra maddi gerçeğin anlaşılması için itiraz dilekçesinin ekinde yer verdiği serbest muhasebeci mali müşavir mütalaasının dikkate alınmasını, yeni bir bilirkişi tayin edilmesini, banka hesaplarının bizzat yerinde incelenmesini talep etmiştir. Buna ek olarak Hâkimlik tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun tarafına tebliğ edilmediğini, maddi vakıaya tam olarak uygun olmayan bu rapora karşı iddia ve itirazlarını ileri sürme imkânı bulamadığını, ortada bir yanlış anlaşılma olduğunu, bunun iki farklı banka ile çalışması nedeniyle ortaya çıkan karışıklıktan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazı İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Ret kararında "İtiraz konusu kararda açıklanan gerekçelere, kararın veriliş şekline göre, hukuka, dosyadaki bilgi ve belgelere aykırı bir yön bulunmadığı, itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Bu gerekçe dışında kararda herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Başvurucu, nihai kararı 2/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 30/7/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.