(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/30821 E. , 2013/24068 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi, izin ücreti, fazla mesai, genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi,
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/30821 E. , 2013/24068 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi, izin ücreti, fazla mesai, genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan ... A.Ş.’ye ait ... plaka sayılı yolcu otobüsünde 1984’te işe başladığını, 1987’ye kadar 3 yıl sigortasız şoför olarak çalıştırıldığını, 2989’da yine ... ...’nin sahiplerinden olan ...’a ait ... plaka sayılı araçta 1991’e kadar çalıştığını, 1991’de davalı şirkete ait ... plakalı arabada da çalıştığını, 1991 Ağustosunda davalı şirketin otobüslerinin bakım, onarım ve tamiratlarının yapıldığı ...’deki atölyeye müdür olduğunu, bu tarihten 1999 yılına kadar davalı şirketin ..., ... köy, ... ve Işıkkent’teki bakım atölyelerinde müdürlük yaptığını, 1999’da emekliliğe hak kazandığını, emekli olduğunda kendisine herhangi bir tazminat ödenmediğini, şirkette müdürlüğe devam etmesinin istendiğini ve müvekkilinin de devam ettiğini, çeşitli defalar kıdem tazminatını istemesine rağmen hep oyalandığını, hala davalı şirkette çalıştığı için ses çıkarmadığını, bu arada müvekkilinin aynı aileye ait bir başka şirket olan ... Limited Şirketinde de sigortalı olarak gösterildiğini, zaten her iki şirketin işleyiş ve ... bakımından aynı aileye ait ve iç içe olduğunu, 15.02.2008 tarihinde müvekkili ve davalıların müvekkilinin geçmiş kıdem tazminatı için bir araya geldiklerini, işverenin davacıya tüm işçilik alacakları için 39.372 TL vereceklerini söylediğini ve verdiklerini, müvekkili müdür olarak çalışmaya devam ettiği halde 01.08.2008 tarihinde haksız ve gerekçesiz olarak işten çıkarıldığını, bunun üzerine müvekkilinin alması gereken işçilik haklarını içerir tazminatın daha yüksek olacağından bahisle 18.10.2008’de davalı şirketlerin yetkili genel müdürü ile bir araya geldiğini, davacının davalı şirketlerden kıdem, ihbar, mesai, izin vs. toplam alacağının bizzat şirket muhasebe müdürünce hesaplanarak 142.500 TL olarak belirlendiğini, bizzat ellerinde mevcut davalı şirket genel müdürü tarafından dökümü yapılarak davacıya bir örneğinin verildiğini, buna göre daha önceden ödenen 39.372 TL, toplam işçi alacağı 142.500 TL’den düşülerek 103.128 TL daha verileceğinin müvekkiline söylendiğini, ancak ödenmediğini, davacının en son müdür olarak maaşının net 2.750,00 TL olduğunu, aynı zamanda hem bakım atölyesi müdürü, hem de diğer davalı ...’un her türlü işlerinden sorumlu müdürü durumunda olduğunu, davacının haftada en az beş kere işyerinde yatılı kalmak da dahil her gün 08.00-20.00 çalıştığını, hatta bazen ... yoğunluğu sebebiyle haftalarca evine gidemediği olduğunu, bu çalışmaların Cumartesi-Pazar, dini-milli bayramlarda da kesintisiz sürdüğünü, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, cumartesi Pazar çalışmaları, dini milli bayram çalışmaları, asgari geçim indirimi ve tasarrufu teşvik fonu olmak üzere toplam 5.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacının ... ... şirketinde çalıştığını, diğer firmada çalışmasının olmadığını, bu müvekkilleri açısından husumet itirazında bulunduklarını, ... karayolu yolcu taşımacılığı yapmakta iken, ...’un taşıyıcı firma olmayıp, araçlarını ... A.Ş.’ye kiraya veren firma olarak kaldığını, firmaların kuruluş aşamasından itibaren ortaklarının ve tüzel kişiliklerinin ayrı olduğunu, bu sebeple davacının her iki şirketin birbirinin devamı mahiyetinde olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının fiilen ortağı bulunduğu ve müvekkili ... A.Ş.’nin taşıyıcı firma olarak kiralamış bulunduğu araçta kendi nam ve hesabına çalıştığını, müvekkili firmada çalışıyor gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, daha sonra davacının müvekkili ... A.Ş.’de ... tamir ve bakım atölyesinde araç tamir işinde çalışmaya başladığını ve bu çalışması sırasında da sigorta girişinin yapıldığını, işyerinin kurulum amacının ... unvanı ile çalışan araçların bakımının yapılması olduğunu ve davacı da bu işte görevlendirildiği için işvereninin sadece ... A.Ş. olarak kabulü gerektiğini, davacının ... A.Ş.’de çalıştığı dönem itibariyle tüm özlük haklarını aldığını ve müvekkilini bu hususta ibra da ettiğini, davacının asgari ücret aldığını, çalışmaların günde sekiz saat yapıldığını, işyerinde gece mesaisi yapılmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalı her iki şirketin birlikte sorumluluklarının bulunduğu, ... sözleşmesinin haklı bir sebep olmadan ve bildirim sürelerine uyulmadan davalı tarafından 01.08.2008 tarihinde feshedildiği, bu itibarla ihbar ve kıdem tazminatı alacaklısı olduğu, 15.02.2008 tarihinde avans mahiyetinde ödenen tutarın kanuni faizi ile birlikte mahsubundan sonra bakiye tutarda kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının bilirkişice raporda olduğu gibi gösterildiği, davacı vekilinin davasını 08.07.2010 tarihli dilekçesi ile ıslah ettiği ve ıslah harcını 13.07.2010 tarihinde yatırdığı, davalılar vekiline gerekli tebligatın yapıldığı, davalılar vekilinin ıslah üzerine verdiği dosyadaki 15.07.2010 tarihli dilekçesi ile ibranamenin gözönünde bulundurulmasını bildirmiş olduğu, başkaca bir defide bulunmadığı, bu konuda bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, ek raporun da yerinde olduğu ve itirazların yerinde olmadığı, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kısmen kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmiştir. Karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.04.2013 tarih 2011/3679 esas ve 2013/11697 karar nolu ilamıyla "...Davalı vekili, 29.07.2010 tarihli dilekçesinde davacıya yapılan ödemeler, senetler ve ibranameye ilişkin yemin teklif ettiklerini bildirmiş, ancak mahkemece bu konuda bir işlem yapılmamıştır. Cevap ve delil listesi dilekçelerinde sair delillere dayanan davalının yemin teklifi ile ilgili işlem yapılmadan karar verilmesi hatalıdır..." denilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve 29.07.2010 tarihli dava dilekçesine binayen davacıya yemin ettirilmiş, tekrar bozmadan önceki gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 233. maddesi uyarınca; a)Yemin, mahkeme huzurunda ... olunur. b)Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. c)Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. d)Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin ... edilmiş sayılır. e)Yemin ... edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkacağı belirtilerek yeminin şekli anlatılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 238. maddesi uyarınca yemin tutanağı düzenlenir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin, davadaki bir olayın ispatı için tarafın teklif ettiği bir doğrulatma beyanıdır. Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekilmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Yemin teklif edilen kimse yemini ... etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil gösteremez. Yemin mahkeme huzurunda ... olunur ve yemin ... edilirken hakim dahil hazır bulunan herkes ayağa kalkar. Hakim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye hangi konuda yemin edeceğini açıklar,yeminin anlam ve önemini anlatır, yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Hakim yemin edecek kimseye,"size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz,şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. Yemin edecek kimse "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğu takdirde yemin ... edilmiş olur. Yemin şekli yöreye, taraflara, örf ve adete göre değiştirilemez. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eden sebat ettiğini bildirirse yemin metni kendisine imzalattırılır ve yemin işlemi tamamlanmış olur. Sebat etmediğini bildirirse yalan yere yemin etme suçu oluşmaz. Somut olayda; mahkeme bozma ilamına uyarak 04.07.2013 tarihli celsede davacı asile yemin ... ettirilerek dinlenmiştir. Davacıya yeminin anlam ve önemi anlatılmamış ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususu açıklanmamıştır. Davacı asil yemin edeceği hususda dinlenmeden önce değil dinlendikten sonra yemin ... ettirilmiştir. Davacı asillin beyanında ısrar edip etmediği sorulmadan yemin merasimi bitirilmiştir. Mahkemece yemin merasiminin şekil şartlarına uygun yapılmaması hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.