Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/12263 E. , 2024/16917 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/12263 Karar No : 2024/16917 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı temyiz süre ret kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapma
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/12263 E. , 2024/16917 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/12263 Karar No : 2024/16917 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı temyiz süre ret kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hapis cezası ile cezalandırıldığı ve davanın istinaf aşamasında olduğu, anılan Mahkeme kararının tetkikinden, davacının,... numaralı GSM hattı ile FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi kriptolu haberleşme sistemi olarak kullanılan ByLock programına 12/08/2014 ile 10/05/2015 tarihleri arasında toplam 4949 kez girdiğine dair tespitlere yer verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih, E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay .... Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği... tarih, E:..., K:... sayılı kararında, ByLock iletişim sisteminin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının tespiti halinde, bu durumun kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak değerlendirileceğinin karara bağlandığı anlaşıldığından, Bylock iletişim sistemini kullandığı tespit edilen davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az iltisak ve irtibat düzeyinde bağı olduğunun kabulü gerektiği, davacının, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen emniyet teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde; KIRMIZI SAYV(FETÖ mensubu olup ''gassalın elindeki meyyit'' olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve örgüt toplantı hocalığı yapan polis memurları) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, bu durumda, yukarıda yer verilen tespitlerin incelenip değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağının bulunduğu ve bu haliyle Anayasa'da yer verilen sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşılan davacının, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne ekli liste ile kamu görevinden çıkarılmasından sonra kamu görevine iadesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının, yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tahsili yönündeki isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle davacı hakkında hapis cezası verildiği ve anılan cezanın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, istinaf istemine konu idare mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... sayılı kararıyla; davacının istinaf istemi hakkında Dairece verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın davacının hükümlü olarak ceza evinde olması nedeniyle vasisi olan ...'un mernis adresine usulüne uygun olarak 17/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, (30) günlük temyiz başvuru süresinin 18/09/2023 tarihinde sona erdiği ancak incelemeye konu temyiz başvurusunun, 10/01/2024 tarihinde denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye olan davacının vekili Av.... tarafından 23/01/2024 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile yapıldığı, yasal süre geçirildikten sonra yapıldığı anlaşılan temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararının vekil olarak tarafına tebliğ edilmesi gerekirken usule aykırı olarak müvekkilinin vasisine tebliğ edildiği, Müvekkilinin ByLock programını indirmediği, savunma hakkı tanınmadan ve somut delil sunulmadan kamu görevinden çıkarıldığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan hakların ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı; ikinci fıkrasında, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı hükümlerine yer verilmiştir. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in "Bilinen adreste tebligat'' başlıklı 16. maddesinde, ''1) Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Yönetmelik'in "Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem" başlıklı 30. maddesinde, "(1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. (2) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir." düzenlemesi yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince, bilinen adrese yapılacak tebligatlarda muhatabın adreste bulunmaması durumunda tebliğ memurunca muhatabın o adreste oturup oturmadığının araştırılması; şayet muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış ise tebligatın çıkış merciine iade edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, tebligat ile ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerinin tamamen şekli olduğu, mevzuatta belirtilen işlemlerin, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işleminin ve gerekse tebliğ tarihinin ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabileceği ve nedenle tebligatın usul yasaları ile ilişkisinin de daima göz önünde tutulması gerektiği anlaşılmaktadır. Kanun ve yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hâl böyle olunca, kanun ve yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Kanun ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağının kabulü gerekmektedir. Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinde, tebligatın, muhatabın bilinen en son adresinde yapılacağı, yukarıda değinilen Yönetmeliğin 16. maddesinde ise, bilinen en son adresin tespitinde tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgelerin esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin ikinci fıkrasında da, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılacağı düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen düzenlemelerde terditli bir tebligat söz konusu olup muhataba önce bilinen en son adresi esas alınarak tebligat çıkarılması gerekir. Bilinen adrese tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi (mernis adresi), bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligat buraya yapılır. Dosya kapsamında muhatabın bilinen en son adresinin bulunmaması ve muhataba ilk defa tebligat yapılacak olması durumunda da, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen en son adres olarak kabulü ile bu adrese ilk olarak normal yolla tebligat yapılması gerekmekte olup, bilinen adrese tebligat yapılamaması ve tebligatın iade gelmesi halinde ise, bu defa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine, ''mernis adresi'' olduğu belirtilerek ve Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilerek tebligat yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, kısıtlı olan davacının yerine vasi ile davanın devamına ve davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, anılan kararın, vasi ... Konut'a tebliğ edilmek üzere ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... ... / ... adresine tebligata çıkarıldığı, gösterilen adresin kapalı olması ve komşusu ... tarafından muhatabın taşındığının beyan edilmesi üzerine 06/07/2023 tarihinde tebligatın iade edildiği, bunun üzerine aynı evrakın MERNİS şerhli olarak ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... ... / ... adresine tebligata çıkarıldığı ve 7201 Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca, mahalle muhtarına imza karşılığı bırakılmak ve buna ilişkin ihbarname kapıya yapıştırılmak suretiyle 17/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; dosya kapsamında vasi tarafından beyan edilen bir adresin bulunmaması ve vasiye ilk defa tebligat yapılacak olması nedeniyle, vasinin adres kayıt sisteminde yer alan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adres olarak kabul edilerek, ilgili tebligatın bu adrese yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule uygun olarak tebligat tarihi itibariyle vasinin adres kayıt sisteminde yer alan ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... ... / ... adresine yapılması gerekirken, bu usul işletilmeksizin yapılan tebligatın usulsüz olduğu, ilk tebligatın usulsüz olması nedeniyle daha sonra 7201 Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca mernis adresine yapılan tebligatında geçersiz olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmış olup, usulsüz tebligat tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içerisinde temyiz başvurusunun yapılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu nedenle, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesi ile ilgili gerekli usuli işlemler tamamlandıktan sonra dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Davacının temyiz istemi ile ilgili gerekli usuli işlemler tamamlandıktan sonra Dairemize gönderilmesini teminen dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 05/11/2024 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında belirtildiği üzere, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ...Sulh Hukuk Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile davacıya vasi atandığı, iş bu kararda vasinin bilinen adresinin yer aldığı, Bölge İdare Mahkemesince bu adrese yapılan tebligatın ise ilgilinin taşındığının beyan edilmesi üzerine mercine iade edildiği, akabinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca vasinin mernis adresine tebligatın yapıldığı ve tebligat işlemlerinin usulüne uygun olarak tamamlandığı anlaşılmakla, usulsüz tebligattan bahsedilemeyeceğinden ve temyiz dilekçesi ile ilgili usulü işlemlerin tamamlandığı da görüldüğünden, esasa ilişkin hukuki denetim yapılması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.