10. Hukuk Dairesi 2023/2199 E. , 2024/6422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1202 E., 2022/5151 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Polatlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2015/592 E., 2021/635 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istin
**10. Hukuk Dairesi 2023/2199 E. , 2024/6422 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1202 E., 2022/5151 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Polatlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2015/592 E., 2021/635 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir . Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Polatlı Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren davalılardan asıl işveren Trakya Polatlı Cam Sanayi ve A.Ş.'ne ait cam fabrikasında taşeron diğer davalı ... Ltd.Şti.'nde işçi olarak 19.08.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının çalıştığı işyerinde vardiyalı çalışma sistemi uygulandığını, davacı 06.09.2014 tarihinde akşam vardiyasında, 16.00-24.00 saatleri arasında çalışmış ancak vardiya bitimi işverenin talimatı üzerine yeni girmiş olduğu işini kaybetmemek için gece vardiyasında da 24.00-08.00 arasında çalışmak zorunda kaldığını, 07.09.2014 tarihi sabah saat 05.00-06.00 saatleri arasında dizili camların arasında kırık olana bir parçanın üzerine devrilmesi sonucu sağ kol dirseğinin alt tarafından yaralanmak suretiyle iş kazası geçirdiğini, kaza neticesinde müvekkil sağ elinde dönüşü olmayan sinir ve hareket kaybı meydana geldiğini, şu anda müvekkil sağ kolunu dirsekten aşağı tamamen kullanamaz durumda olduğunu, önemli oranda iş gücü kabına uğradığını, işverenin gerekli eğitimleri vermediğini ve gerekli tedbirleri almadığını, bu kurallara uymayan ve yasalarla belirlenmiş gece çalışma saatlerinin çok üstünde 14,15 saat işçi çalıştıran işveren meydana gelen iş kazasında %100 kusurlu olduğunu, müvekkilin sağ kolunu kullanamaz hale gelmesi nedeniyle kaza sırasında ve sonrasında büyük acı ve elem duyduğunu beyan ederek 245,031,26 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı Türkiye Şişe Cam Fabrikaları A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının diğer davalı ... İnsan Kaynakları firmasının müvekkil taşeronu olduğunu iddia ederek huzurdaki davayı açtığını, müvekkil ile diğer davalı arasında 08.08.2014 tarihinde imzalanan “Depolama Hizmetleri Alınmasına” ilişkin sözleşme mevcut olup, müvekkilin asıl işi “düzcam imalatı” olup, alınan hizmet itibariyle müvekkil ile diğer davalı arasında alt işveren - üst işveren ilişkisinin olmadığını, iş bu sözleşme kapsamında müvekkil ürünleriyle ilgili depolama hizmeti alınmış olup, alınan hizmetin müvekkilin gerçek faaliyeti ile bir ilgisi olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu olay, diğer davalı bünyesinde yükleme işçisi olarak çalışmakta olan ...'in, yükleme ekibinin paydos verdiği sırada, amirlerinin kendi iş tanımında yer almadığını belirtmesine rağmen, kendisine yapılan uyarıları dikkate almayarak yükleme rampasında kırılan cam paketinin hat şoförleri tarafından kırık sahasına götürerek atılma işlemi yapıldığı sırada davacının yapılan cam kırma işi ile ilgili sorumluluğu olmamasına rağmen cam kırma işi ile ilgili yanlış pozisyon alması ve sopa kullanmak yerine elini kullanarak işlem yapması sırasında düşen camın önce baretine çarpması ve baretinden seken cam, davacının olay anında elini yukarıya kaldırdığı sırada koruyucu malzemenin bitim yeri olan dirsek ile üst kol arasındaki kısımda kesik yaratmasına neden olduğunu, olay yerinde ilk müdahale vardiya sorumlusu ... tarafından yapılarak hastaneye sevk işlemi gerçekleştirildiğini, davacının maluliyetini kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... İdari Hizmetler İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizdeki açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle reddini istediğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, dava dilekçesinde müvekkil şirketin unvanının doğru yazılmadığını, tüzel kişiliğe karşı açılacak olan davalarda tüzel kişiliğin isim ve unvanının tam ve doğru olarak yazılması gerektiğini, bu nedenle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı işçinin kusuru söz konusu olduğunu, kazazede işçi, yükleme ekibinin paydos verdiği sırada saat 05:45'te amirlerinin kendi iş tanımında yer almadığını belirtmesine rağmen vardiya sorumlusu ve ambar sorumlusunun kendisine yaptığı uyarıları dikkate almayarak yükleme rampasında kırılan cam paketinin hat şoförleri tarafından kırık sahasına götürülerek atılma işlemi yapıldığı esnada, cam kırma işi ile ilgili sorumluğu olmasına rağmen kazazede işçi yanlış pozisyon alması ve sopa kullanmak yerine elini kullanarak işlem yapması sırasında düşen camın önce baretine çarpması baretinden seken camın işçinin elini yukarıya kaldırdığı sırada koruyucu malzemenin bitim yeri olan dirsek ile üst kol arasında kesik meydana geldiğini, olay yerinde vardiya sorumlusu tarafından ilk müdahale yapılarak davacının hastaneye sevkinin sağlandığını, davacı işçi ambar sorumlusu personel tarafından kazadan bir saat öncesinde dikkatli çalışması ve işi olmayan işlerle uğraşmaması konusunda üç kez uyarıldığını, davacı işçi dinlenme saati esnasında çay molası sırasında vazifesi olmayan bir şekilde kırık camlara müdahale ederek camların devrilmesine ve kendisinin de yaralanmasına sebebiyet verdiğini, işçinin dikkatsizliği ve özensizliği sonucu meydana gelen iş kazasında işveren sorumlu tutulmayacağını, çay molasında bütün çalışanlar dinlenirken davacı ise merak içerisinde gidip vazifesi olmayan bir müdahalede bulunduğunu ve kazanın meydana geldiğini, davacı işçinin imzaladığı 2014 yılı fazla çalışma muvafakat namesi gereğince işverinin gerekli gördüğü zamanlarda işlerin aksatılmasından yürütülmesi için 2014 yılında istenilen gün ve saatte fazla mesai yapmak için muvafakati olduğunu kabul ve beyan ettiğini, müvekkilin sorumluğu için gerekli illiyet bağı meydana gelen olayda olmadığını, kaza geçiren işçinin kusurunun söz konusu olduğunu, içtihatlarda zarar görenin kusuru illiyet bağını kesen sebepler arasında gösterildiğini, işçinin ağır kusuru işverenin sorumluğu için gerekli illiyet bağını kestiğini, öğretide nedensellik bağının kesildiğinden söz edilebilmesi için zarar gören kişinin %100 kusurlu olması gerektiği ileri sürüldüğünü zarar gören kimsenin yapılan iş ile kaza arasındaki nedensellik bağını arka plana itebilecek yoğunluktaki kusurlu hareketi nedensellik bağını kestiğini, bu yoğunluğa ulaşmayan davranışı ise Borçlar Kanunu'nun 44 üncü maddesi uyarınca tazminattan indirim nedeni olarak sorumluluğa etki ettiğini, ağır ihmal durumunda da nedensellik bağı kesildiğini, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, kendi kusurlu davranışlarının sonucuna katlanması gerektiğini, tersinin kabulü tam kusurlu bulunan işçinin kusurlu davranışlarının sonuçlarından istihdam eden kimseyi sorumlu tutmak olacağını, bunun hak ve nesafet kuralları ile bağdaştığının söylenemeyeceğini, bütün kusurun zarar uğrayanda olması halinde kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereğince işverinin tazminattan sorumlu tutulması doğru olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı ... Fabrikaları A.Ş. (eski unvanı Trakya Polatlı Cam Sanayi A.Ş.) nin %30, ... İnsan Kaynakları Org. Eği. Tic. Ltd. Şti.'nin %60 oranında, davacının %10 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu iş kazası nedeniyle %17,2 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı kabulünden hareketle; "Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 1-)236.833,09 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 07.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-) 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-) Fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Şirketi istinaf dilekçesinde özetle, olay ile müvekkil işverenliğe isnat edilen kusur ile olay arasında nedensellik bağı bulunmadığını, kusur dağılımına ilişkin raporun eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacının meslekte kazanma gücü oranını kaybetmediğini, halen çalışmaya devam ettiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Şişe Cam vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ünvanı "... Fabrikaları A.Ş." olmasına rağmen karar başlığında hata yapıldığını, kusur oranlarına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını zira davacının işçileri olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen maddi tazminat istemine ilişkin kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle manevi tazminata ilişkin hükmün onanmasına karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazları incelenmesi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece hesaba dair davacının bakiye ömür tespitinde PMF-1931 tablosunun esas alınması suretiyle düzenlenen 19.01.2021 tarihli bilirkişi raporu aldırıldığı anılan rapora taraf vekillerince itiraz edildiği, davacı vekilinin itirazının davacının geçici iş göremezlik süresine dair hesaplama yapılmadığı gerekçesine dayandığı, zararın iş bu raporda 166.317,79 TL olarak hesaplandığı ve davacı vekilince itiraz dilekçesinin verilmesinden sonra 23.02.2021 tarihli celsede talep arttırım sunmak üzere süre talep edildiği, Mahkemece süre verilmesi üzerine maddi tazminat talebini rapor gibi 01.03.2021 tarihli dilekçesi ile arttırdığı, takip eden 24.05.2021 tarihli celsede davacı vekilince talep arttırım dilekçesi doğrultusunda karar verilmesini talep edildiği, Mahkemece resen zararın bakiye ömür sürenin tespitinde TRH 2010 tablosunun esas alınması suretiyle yeniden hesaplanmasına dair dosyanın ek rapor düzenlenmesi amacıyla bilirkişiye tevdi edildiği, 14.10.2021 tarihli 1. ek raporun sunulduğu anılan raporda davacının maddi zararının daha fazla 198.483,02 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince yine süresi içerisinde rapora maddi hata bulunduğu ve geçici iş göremezlik dönem zararı hesabı yapılmadığı gerekçesiyle itiraz edildiği ve 19.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile raporda belirtilen miktar üzerinden bakiye 32.165,23TL'nin talep edildiği, Mahkemece 28.10.2021 tarihli 2. ek rapor aldırıldığı anılan raporda ise maddi hatanın giderilmesi suretiyle ancak geçici iş göremezlik dönemine ilişkin ayrıca zarar hesabı yapılmaksızın tüm dönem yönünden sürekli iş göremezlik oranı uygulanarak davacının zararının bu kez 245.031,26 TL olarak hesaplandığı, davacının anılan 2. ek rapora itiraz etmediği, bakiye tutar 46.548,24 TL'nin 05.11.2021 tarihli 2. talep arttırım dilekçesi ile talep edildiği, Mahkemece 28.10.2021 tarihli 2. ek rapora itibar etmek suretiyle geçici iş göremezlik süresine dair Kurum ödemesinin resen düşülmesi suretiyle davacının 05.11.2021 tarihli talep arttırım dilekçesi de dikkate alınarak 236.833,09 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Ayrıca 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre tazminat alacaklısına ifa amacıyla yapılan ödemelerin hesaplanan maddi zarar tutarından indirilmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davacı vekilince 01.03.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinin arttırıldığı ve tazminat tutarının belirlendiği, takip eden 24.05.2021 tarihli celsede davacı vekilince talep arttırım dilekçesi doğrultusunda karar verilmesinin talep edildiği mahkemece anılan celse beyanı ile davacı vekilince kök raporda PMF-1931 tablosunun esas alınmasına itiraz edilmediği gözetilmeksizin resen maddi zararın bakiye ömür sürenin tespitinde TRH 2010 tablosunun esas alınması suretiyle yeniden hesaplanmasına dair dosyanın ek rapor düzenlenmesi amacıyla bilirkişiye tevdine karar verildiği, devamında 14.10.2021 tarihli 1. ek raporun sunulduğu raporda davacının maddi zararının daha fazla 198.483,02 TL olarak hesaplandığı ve giderek anılan raporda yapılan maddi hatanın giderilmesi amacıyla alınan 3. ek raporda ise davacının zararının 245.031,26 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla davacının talep arttırım dilekçesi doğrultusunda karar verilmesi yönündeki beyanı ile davacı tarafça itiraz edilmemekle raporda zararın tespitine esas alınan unsurlar hakkında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilmesi suretiyle daha fazla miktara hükmedilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; yeniden hesap raporu aldırmak, alınacak raporda davacının bakiye ömür süresinin tespitinde itiraza uğramayan PMF-1931 tablosunun esas alınmasının gözetilmesi hususu ile kurum ödemelerinin TBK 55 inci maddesi uyarınca kusur oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak tazminattan indirilmesi hususlarını gözetmek, davalı ... İnsan Kaynakları firmasının temyiz talebinin bulunmaması nedeniyle davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre infaza elverişli şekilde karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Manevi tazminat alacağına yönelik usul ve Kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 2. Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz talebi yönünden ; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının temyiz eden ilgilide iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.