Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ile soruşturma ve yargılama süreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle Anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ile soruşturma ve yargılama süreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle Anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/1/2014 tarihinde Niğde Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 23/6/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/6373 soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 23/10/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 19/6/2008 tarihli ve E.2008/2412 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “(2 ayrı kişiyi tabancayla ateş etmek suretiyle öldürdüğü iddiasıyla) kasten öldürme, konut dokunulmazlığını bozma, ruhsatsız silah bulundurma ve kullanma” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi 9/9/2008 tarihli ve E.2008/175, K.2008/203 sayılı kararı ile dosyanın, hukuki ve fiilî irtibat nedeniyle aynı Mahkemenin E.2008/111 sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. Birleştirme kararı sonrası yargılamaya E.2008/111 sayılı dosya üzerinden devam olunmuştur. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 7/2/2012 tarihli ve E.2008/111, K.2012/44 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten öldürme, konut dokunulmazlığını bozma ve ruhsatsız silah bulundurma ve kullanma” suçlarından mahkûmiyetine ve “almış olduğu ceza miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre, kaçma şüphesi dikkate alınarak” tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu, kararı temyiz etmiş; Yargıtay Ceza Dairesinin 30/10/2013 tarihli ve E.2013/2634, K.2013/5770 sayılı ilamı ile “... sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda, sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden; somut olayda aynı suçlardan yargılanan ve birlikte suç işledikleri iddia edilen sanıklar Hüseyin [başvurucu] ve R. arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğu halde, sanıkların ayrı ayrı müdafiiler yerine, savunmalarının aynı müdafii tarafından yapılması ve hükümlerin de aynı müdafii tarafından temyiz edilmesi ...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosya, Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/404 numarasını almıştır. Başvurucu 10/12/2013 tarihli dilekçesi ile tahliyesine karar verilmesi talebiyle Aksaray Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme 19/12/2013 tarihinde yaptığı tensip incelemesinde “üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanığın kaçma şüphesi,işlenen suçun niteliği, sanığın tutuklulukta kaldığı süre dikkate alındığında makul tutukluluk süresinin aşılmadığı ve sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı” gerekçesiyle başvurucunun talebinin reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 23/12/2013 tarihinde karara itiraz etmiş ancak Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin 6/1/2014 tarihli ve 2014/20 Değişik İş sayılı kararı ile “tensip ara kararında usul ve yasaya uygun olmayan bir yön bulunmadığından” itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Anılan karar, başvurucuya 13/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargılama sonucunda Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarihli ve E.2013/404, K.2014/64 sayılı kararı ile başvurucunun “maktul H.B.yi kasten öldürme” suçundan müebbet hapis, “maktul H.Y.yi kasten öldürme” suçundan müebbet hapis, “konut dokunulmazlığını bozma” suçundan 2 yıl hapis, “ruhsatsız silah bulundurma ve kullanma” suçundan 1 yıl hapis ve 450 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte “... tutuklama tarihi dikkate alındığında tutukluluk süresinin 6,5 yıla yaklaştığı, uzun tutukluluk süreleri konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından son dönemde verilen kararlar, bu kararların gerekçesi, 6526 Sayılı Yasa dikkate alındığında sanığın başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise serbest bırakılmasına, tahliyesine karar verilen sanık hakkında CMK 109/3-j maddesi gereğince konutunu terk etmeme ve CMK 109/3-a maddesi gereğince Yurt Dışı Çıkış Yasağı konulmasına” karar vermiş; başvurucu 11/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı 25/03/2014 tarihli ve 2014/216 sayılı yazı ile başvurucunun, hakkındaki adli kontrol tedbirine riayet etmediğini Aksaray Ağır Ceza Mahkemesine bildirmiştir. Mahkemenin 28/3/2014 tarihli ek kararı ile “konutunu terk etmeme üzere verilen adli kontrol tedbirine uymadığından ve hakkında verilen ceza miktarı nedeniyle” başvurucu hakkında tutuklanmak üzere yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 28/3/2014 tarihli ek kararı uyarınca 7/5/2015 tarihinde “almış olduğu ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre, kaçma şüphesi, hakkında daha önce ... verilen konutunu terk etmeme adli kontrol gereklerini yerine getirmemesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanık hakkında tutuklamayı gerektirir somutdelillerin bulunduğu, atılı suçun CMK'nın maddesinde belirtilen suçlardan olması nedeniyle kaçma şüphesinin dolayısıyla bir tutuklama nedeninin var olduğu, atılı suça ilişkin öngörülen ceza miktarına göre tutuklamanın ölçülü olduğu, bu nedenlerle sanık hakkında tutuklama şartlarının oluştuğu, aynı gerekçelerle sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin de yetersiz kalacağı ...” gerekçesiyle yeniden tutuklanmıştır. Başvurucu, hakkında verilen Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarihli mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Konut dokunulmazlığının ihlali” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”